Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:gelincik589
Eser sıra no:101204eser04


KAPTAN MİSALİ

“Daha on yedi” derler ya hani öyle bir şey şu an benimkisi. On yedi yıldır süre gelen bir yolculuk hikayesi. Bilmeden başladım bu yolculuğa ve kendi rotamı çizmeye çalıştım daha sonra. Bindiğim geminin kaptanı bendim aslında ama fırtınalar engel koydu yollarıma. O sürükledi beni kendi kurduğu dünyaya. İşte şimdi fırtınalardan kurulu dünyamdan rüzgara karşı duruyorum, onun kurduğu dünyaya düzenler kuruyor, dostlar buluyor, sımsıcak eller tutuyorum. Yağmurlar yağıyor şimdi, ıslanıyorum, saçlarım düşüyor yüzüme, bir fırtına kopuyor üşüyorum. Yine de yürüyorum, kurulu dünyamda ayakta duruyorum.

On dörttü yaşım, vakit geliyor kuş yuvadan uçuyordu. On dörttü yaşım küçük kız aileden ayrılıyordu, “lise” denen şey başlıyordu, işte hayatımda kendimce bir fırtına daha kopuyordu. bunun dönüşü yoktu artık, çocukluk yoktu. Anne baba vardı ama gözler görmüyordu, hep vardı destekleri ama uzaktı, elleri küçücük yüreğimi saramıyordu. Su gibi akıp geçen zaman şimdi de başladığım liseyi bitiriyor, önüme bir engel daha koyuyor “sıra üniversitede” diyordu. “Ya pes edersin ya da bu engeli aşar yeni bir yaşam seçersin” diyordu.Tabi pes etmek yoktu aslında yalnızca bir seçenekti yolumun kenarında. Ama seçim belliydi, seçim belliydi ama uzaktı, ulaşılmaz mı ulaşılır mı belli değildi.

Elimden geleni yapıyorum şimdi, fırtınaya engel olmaya çalışıyor, uzaktaki karayı görmeyi yeğliyorum. Hayaller kuruyorum, hayata gülüyorum, hayaller kuruyor heybemde güzel bir yaşam istiyorum.

Şimdi “İstanbul” diyorum. “İstanbul yaşam, İstanbul umut” diyorum. “İstanbul benim için sevda” diyorum. Rüyalarıma İstanbul’u koyuyor, dünyamı onunla süslüyorum. Hep özendim İstanbul’a, onca insanı barındırabildi bağrında ve onca insanı tutsak etti kendine. Ben de tutsak olmaya hazırlanıyorum ben de şimdi gidiyorum kapısını çalmaya. Döndürdüm rotamı İstanbul’a, şimdi İstanbul görünen en yakın kara.

“Hayallerim İstanbul’a aşık” diyorum da sevda da koyuyorum onların arasına. Arkadaşlık ekiyorum hayallerimin yollarına, hatta aşka rastlamalıyım bilmediğim bir anda. Ağından kurtulmuş bir balık misali düşmeli aşk avuçlarıma. Ve o balığı atan ben olmalıyım sevda okyanusuna.

Sonrasında adım fısıldanmalı kulağıma, başına eklenmiş yepyeni dünyayla. Ardından bembeyaz bir önlük atılmalı omuzlarıma. Doya doya çekebilmeliyim mutluluğun kokusunu dünyama. Aynada gördüğüm ben hayatlar kurtarmalı, zor olanı yapmalı, kaybolan elleri tutmalı, karanlıklardan çekip çıkarmalı. Düşlerim doktorluğa açılmalı. Ve hayallerim hayatımla buluşmalı.
Hayallerle yaşıyorken ben uçsuz bucaksız sularda, yıllar yılları kovalar bir biri ardı sıra. Yıllar dayanır fırtınalara. Ellerimi rüzgarlara açtığımda alıp götürür gençliğimi uzaklara. Ve aynaya baktığımda yaşlı bir surat, titreyen eller kalır bana.

Ağarmış saçlarıma, yıllara yenilmiş ayaklarıma inat dostlar olmalı avuçlarımda. Ve daima başımı yasladığım bir omuz yanımda. Şimdi yürüyorum hayallerime, ufak ufak adımlarla. Kapılar açıyorum, ışıklar yakıyorum karanlık yollarıma. Kilitleri zorluyorum, “İstanbul” diyorum, “umut” diyorum. “olmazsa” diyorum, “olacak” diyorum, gülümsüyorum…

önceki eser / sonraki eser