Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:masal189
Eser sıra no:101204eser02

AYNADAKİ GÖZLER

Karanlıkların içinde kaybolmaktayken ben, ışığa yönelip de aydınlığa çıkmaktayım. Sırtımda güneşi bıraktığım zamanlarda, güneşe sevdalı aşık ben, yine de soluk almaktayım. Hep hissetmekteyim hayatın mistik kokusunu, damağımda hep mayhoş bir tat. Saatlere bakmak adeta ölüm, ölüme inat ben yaşamaktayım.

Aynalara bakmak geçmişi görmek demek, o geçmişten geleceğe uzun bir yolculuğa çıkmak demek. Aynalara bakmak hayata bakmak demek, gerçeklerle yüzleşmek. Bazen bir ben, bir sivilceyle çirkinlikler, kötüler; bazen dudakta tebessüm, yanakta gamze, hayata umut.

Aynada mızmız bir çocuk, gözleri buğulu balonları uçarken. Saçları simsiyah, elli yıl sonraki beyazlara inat. Gözlerinde buğuya rağmen belirgin bir ışık. Öylesine saydam ki o gözler, tüm saflığıyla ortada istekler, beklentiler. “Anne” derken asla kimseye olamayacağı kadar bağımlı, içten. Ne kibir ne gurur…Yaşayacaklarından bihaber, yaşanacakların öznesi, biraz ürkek. Aynada nefesinin bıraktığı izlerle yaşayan çocuk. O çocuk ben! O çocuk yüreğine tüm güzellikleriyle gördüğü hayatı sığdıran; sonrasında o dolu yüreği terk ederek saçma inatlarla tüm sevdalara, tüm aşklara, umutlara yüz çevirerek, hırslarla dolu boş bir parçayı bedenine sığdırmaya çalışacak, hiçbir zaman da o çocuk halinin peşini bırakmayacağı ben.

Aynadaki gelecek bembeyaz bulutların içinde tomurcukken, yıllar sonra açan taze bir çiçek. Kırmızısıyla, dikeniyle, hayatın zifiri karanlığında yağan yağmurun her bir damlasında, yapraklarında biriken çiğden zevk almayı öğrenen nazlı bir gül. Fakat bazen karamsar, yılgın; bazen acımasız hayata küskün, dargın. Geleceği gören fakat gelecekte kendine hiç yer bulamayan, hiçbir zaman yaşlanacağına kendisini inandıramayan, farklı duygularla içinde sonsuz kıpırtıları barındıran genç; ben! Ayakları yerden sonsuz uzaklıkta. Gökyüzüne sığdıramadığı hevesleri, heyecanları…Sert kayalara çarpan hırçın dalgalar misali inatçı. Sevmeye aşık, kazanmaya tutkun. Elde ettiklerini görmekten çok ideallerine sahip olma çabasında. Diğerlerinden farklı, bir o kadar da onlarla aynı. Yani hep çelişki, hep ikilemlerle dolu çıkmaz sokaklar. Ama o tenha sokakların sonunda bekler düşler, hülyalar.

Ve yaşlı gözlerle bakmak aynalara.

Gelecekte acı verecek saçımın siyahına yıllar. Daha sonra yitirmek düşüncesi saracak zihnimi. Yitirmek, var olanları yitirmek. Yitirmek hayatı adım adım, nefes nefes. Kimi zaman sol yanım yaşarken yitirmek, kimi zaman anılarım yaşarken hayat bulan bedeni terk etmek. Kısacası tamamlayamadan yaşanacakları, tam anlayamadan yaşanılanları, son defa öpemeden hayatın alnından, son defa kokusunu içime çekerek yaşamı kucaklayamadan, yitirmek zamanı, yeri geldiğinde acıları, yeri geldiğinde uçsuz dağlarda yankılanan kahkahaları yitirmek. Tırnaklarımda toprak parçaları uçurumun kenarında sallanırken, kapılmışken boşluğun arzusuna, kalp atışlarımı hala aynadaki görüntüden hissetmeme rağmen bittiğini bilmek, alacağım her nefeste sona bir adım daha yaklaşacağımdan şüphesiz, her titreyişte yerin çekişine biraz daha boyun eğeceğimi bile bile, göz kapaklarımın kapanışından korka korka yitirmek. Kendimle birlikte diğerlerini yitirmek, yüreğimin atışlarını duymazdan gelerek yüreğimdekileri terk etmek, ağır geleceğini bilerek aynanın karşısında öleceğim günü düşünmek İnsan bazen düşünmekten alıkoyamaz kendini. Kendini, benliğini, geçmişini, geleceğini…

Güzel anıların yanında hep ukteler, korkular birikir zihinlere. Ve gece böyle zamanlarda görmek istediklerimizi karartıverir, göremez gözlerimiz. Gecenin karanlığı üzerimize sindiği vakit güneşler doğar bazen. Fakat ne güneş görünür artık gözümüze, ne de gökyüzünde bulutların sığındığı umut dolu mavi. O gökyüzündeki gece aslında mavinin gölgesi. Ve o gölge düşmeden aynaların önüne, aynalar hep o mızmız çocuğu ya da heveslerle dolu inatçı genci göstermeli.

önceki eser / sonraki eser