Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu: aydınlık993
Eser sıra no: 101204eser01


Yalnızca Umut Ediyorsan Ya Umudunu Bırak Ya Da Hayatını

“Cahil insana demokrasi ile seçim gücü vermek;okuma yazması olmayan birisine okuması için kitap seçtirmek gibidir.” Frederich Nietzsche.

Anlamadık.Hala da anlamıyoruz.Toplumsal kurallar,kutsallar,geleneklerimiz…Bunların bizi ahlaklı kıldığına öyle bir inanmışız ki,aksini iddia edenin sonu faili meçhul.Ne modern bilimi anlayabilmişiz,ne demokrasiyi,ne de felsefeyi.Herhalde Nietzsche burada yaşasa gerçekten ağlardı.Tek taraflı düşünce ve orta çağ din felsefesine saplanmış bu toplumun geleceği için ağlardı.”kendi kendine yeten” bu ülkenin insanlarının yemek içineler yapmak zorunda olduğunu görse ağlardı.Ancak Nietzsche artık yok.Ama düşünceleri hala var.O düşünceleri benim içinde her gün ağlıyor.

Uzun süredir bu ülke sislerin içinde yolculuk etti.Şimdi sisler yavaş yavaş kalkıyor.Ancak gittiğimiz onca yoldan sonra vardığımız nokta herkesi memnun etmeyecek ve edemez de.Yolun sonunda yeşil bir bataklık var.Bir sürü çiçek,yer yer görkemli ağaçlar ve sık yeşil çimenlerle süslenmiş.Ama her bataklık gibi o güzelliğin ardında hayata aç,ölümcül bataklık çamuru gizlenmiş.

Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum.Sanki zehirli atıklarla dolu bir nehre düşen bir saf yağmur damlacığı gibi.Ne kadar benim gibi damlacık olursa olsun o nehir asla temiz hale gelmeyecek.Bir kendime bakıyorum bir de gençliğin genel haline.Yarının liderlerini çıkaracak olan gençliğe.Futbol,dizi,sevgili dedikodusuna batmış aşırı sosyal yaşantıları,düşünce hayatlarını yok etmiş kelimenin tam anlamıyla.Korkuyorum.Bu boş beyinlerin yarım yamalak ve kulaktan dolma bilgilerle ülkeyi yöneteceğini düşünmekten.Ama yarın bu boş beyinler iktidara geldiklerinde yapacakları icraatların bu günkü iktidarın yaptıklarından bir farkı olur mu,aslında olmaz.Ancak bu jenerasyondan geleceğin iktidarlarına karşı gelebilecek ne hakim ne de muhalefet lideri.Artık umudum uzaklarda.

Birde krizimiz var.2008’den beri bizi teğet geçen şu kriz.Birazcık yakın tarih bilgisi olanlar hatırlar.Her kriz bir savaş doğurur.Bu kapitalizmin doğasında var.Bitene kadar tüket.Fırsatlar biter de resesyona girilirse(şimdiki gibi) tükettir zorla.Büyümezsen yok olursun.Belki bu savaş Venezüella,Bolivya arasında olacak.Belki ikinci Kuzey Kore,Güney Kore savaşı.Belki de Rusya Kanada kuzey kutbu için savaşacak.Kim arasında olursa olsun bütün dünyada ırkçı duygular şahlanacak ve yerli tüketim sevdası başlayacak.Halk stok için ürün talep edecek ve işte krizden çoktan çıkmışız.

Gelecek hakkında ne söylenebilir ki?Her zamanki gibi olacak dünya.Önce savaş,ardından barış,yetmez bu gene savaş,güç toplamak için gene barış..Türkiye içinse savaş barış süreklisi içinde gelecek çoktan belirli bir kalıba oturmuş.

Hani İran’da bir “devrim” olmuştu.Hikaye tamamen aynı olacak.Pardon senaryo,ne de olsa çoktan yazıldı okyanus ötesi yazarları tarafından.Humeyni yerine Gülen,batıcılar yerine laikler,devrim muhafızı yerine polis,Tahran yerine Ankara yazmamız yeterli.

Demokrasi ve insan hakları neferi Gülen: “Ölmeden önce bir kez olsun memleketimi görmek istiyorum.” demedi mi? Demokrasinin araç olduğu bu ülkede söylenmedi mi?Ancak olacak devrimi Gülen yapmayacak.Kendiliğinden olacak.Tıpkı İran gibi.Tıpkı 31 Mart vakasında olduğu gibi.

Hem bu ülkenin hem de dünyanın durumu hiç iyi değil ve iyiye gidecek gibi de durmuyor.Ancak ne olursa olsun ben ve benim gibi düşünenler seslerini çıkarmak zorunda.91’de bizlere sözü verilen tarihin sonu henüz gelmedi ve bu kuşağında onu getiremeyeceği aşikar.Ancak bugün bizlerin sayesinde çakacak olan küçük bir kıvılcım gelecek nesillerin elinde bir ateşe dönüşebilir;karanlık,cehalet ve savaş kokan geleceğin içinde.Belki küresel ısınmanın dehşet veren etkileri,belki de başlayacak olan uzay kolonileri sayesinde insanlar düşünmeye başlayacak.Evet,gelecek karanlık ama gecenin en karanlık anı güneşin doğmak üzere olduğu andır.Umut etmeliyiz karanlığın yok olacağını.Ama şu Budist atasözünü unutmadan: “Yalnızca umut ediyorsan ya umudunu bırak ya da hayatını”

Bizler çarpışacağız,bizden sonraki nesil de,ondan sonraki de.Ancak o zaman 91’de bize sözü verilen tarihin sonunu getirebiliriz.Ancak ondan sonra saldırgan kapitalistlerin aksine,yüksek refahın ve eşitliğin olduğu bir dünyada yaşayabiliriz.Ya da bugünden karamsarlığa kapılıp karanlığın içinde yok oluruz.O zaman da gelecekte insanlar,bencil ve gereksiz kavgalarına devam ederler.İnsanlık yok olmaz ama acınası halde kendi yarattığı sosyal kavramlar için birbirlerini öldüren şizofrenlerden bir farkı da kalmaz,orası kesin.

İşin ironik yanı gelecekle ilgili bu kompozisyonu yazarken,bir lise son sınıf öğrencisi olarak test çözmem gereken zamandan çaldım.Belki de daha az soru çözdüğüm için üniversitede bana iş imkanı sunan bir fakülteye yerleşemeyeceğim.Henüz kendim için çarpışabileceğim bir gelecek hazırlama fırsatı bulamadan bir madende ya da kot taşlama fabrikasında işe girerek ve aşırı ağır,sağlıksız şartlar yüzünden 600 lira aylık maaş için 40 yaşıma gelmeden öleceğim.Evet,gelecek karanlık hem de çok.Yaptığımız tek şey elimizdeki meşaleyi kullanarak kendimizi karanlığa karşı korumak.Yapmamız gereken ise o meşaleleri birleştirip çoğaltarak kendi güneşimizi yaratmak,şekillendirmek geleceği.




sonraki eser