Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:doktor333
Eser sıra no:110113eser01


BUĞULU CAMLARDA Kİ PARMAK İZLERİM

Bulutların arasında saklı bir bahçede gizli herşeyim en baştada hayallerim

Kendimi başkalarına göre hep farklı görmüşümdür.Sessiz ve neşeli biriyim. Hayata sürekli pembe gözlüklerden bakan tiplerdende hiç olmadım bugüne kadar.Olmakta istemem. Ben hayata şeffaf gözlüklerden bakmayı seviyorum. Hayatı bu şekilde daha net gördüğüme inanıyorum.Kendini hafife alan bir tipim genelde yani öyleyim sanrım.Mütevaziliğin yanında heyecanı da seven bir kişilik aslına bakılırsa kişiliğim.Aynı anda hem üzülebilir hem de bir arkadaşım için mutlu olabilirim.Bazılarınızın da dediği gibi aklı havada tiplerden hiç olmadım bugüne kadar.Sanırım hep kendim için en iyisinin özgünlük olduğunu seçmiştim.Çünkü biliyorum ki ancak gerçek kişilikler gelecekte yer tutabilirler.

Eskiden zaman su gibi akıp giderken şimdi sanki bize inat yavaşlamaya bizi geçmek bilmeyen dakikalrın da esir tutmaya başladı.Yarınlarımızı beklerken bizden geleceğimizi bile esirger duruma geldi.Gelecek aslında buğulu camlar gibidir parmaklarınla çizersin şekillendirirsin ve sonrada yaşarsın.Söylemesi dile kolay tabi ah bir de çilelerini saysam eminim sayfalar yetmez anlatmaya.Derslerden başını kaldırsan sınavlar sınavlardan başını kaldırsan diyeceğim yok yok.Doğal sayılar gibi sonu gelmiyor işte üç nokta gibi uzayıp gidiyor. Benim en yakın geleceğim aslına bakılırsa ne okulumun birincisi olmak ne matematikten yüz almak diyeceğim ama bugüne baktığımda geleceğin tanınan ve sürekli adı geçenlerinde olmak için bunları yapmam gerektiğini de görmezden gelemiyorum maalesef.Bunları bir kenara bıraktığımda genç yüreklerin karanlık ve acımasız girdaplarda kaybolduğu yanlışların doğruları perdelediği bir toplumda en yakın geleceğim aslında yine kendi benliğimi koruyabilmektir.

Küçükken düşünürdüm de bir pamuk prenses olmak ya da bahçenin yanı başında tek boynuzlu bir ata binip uçmak.Daha neler neler sayarım bir bilseniz çocukluk farklı ve garip hayallerle yaşıyordum ve de imkansız.Şimdi ki hayallerime gelince onlar daha olgunlaştılar benimle birlikte büyüdüler ve de anlam kazanmaya başladılar.Küçükken oynadığım doktorculuk oyunlarından esinlenerek kurduğum hayallerim dönüp bana “hadi artık bir an önce büyü bitir şu tıp denilen sinir bozucu üniversiteyi al artık eline neşteri ”diyo.Ama ne yaparsınız ne hayallere ne de zamanın akışına söz geçirebilirim.

Şirine ulaşmak için Ferhat olup dağları delmen gerek.Aslında hayyatta nerede bir güzellik varsa mutlaka bir zorluğuda oluyor.Gül dikensiz olmazmış derler ya ben de bu söze fazlaca katılanlardanım aslına bakılırsa.Şu üç günlük dünya da ye iç ,yaşa derler pekala hoş bir üçlü ancak bu kadar rahatlık da bana batıyor işte.Hayatı bir tiyatro sahnesine benzetiyorum.İnsan hayatı perdelerden ve de piyeslerden ibaret .Ben bana verilen piyesteki rolümü oynuyorum bir zaman perdesi içinde .Sadece kendimden de birşeyler katarak değiştiriyorum yazılı olanları.Kendime doktor rölünü uygun görüyorum ve onun için çabalıyorum.

Biri bana hayatının en güzel altı yılını tıpta mı çürüteceksin dese açıkçası bende net olarak bir karşılık veremem “Bu meslek ilgimi çekti” desem biraz basit kaçar “Kadavraları ve anatomiyi seviyorum “ desem sanırım bu da fazla kaba kaçacak en iyisimi “Çocukluk haylim “ demek.Hayatta her zaman ye, iç ,yaşa denilen bu üçlü kural benim kurallarıma aykırı .Ben Ferhat olup Şirine ulaşmak için dağları bile delebilecek,gülü dikeniyle de koklayabilecek biriyim ve de bir gün bu hayat perdesinde son piyesimi sunarken geriye dönüp baktığım da “Keşke” demeyi sevmeyen biriyim.


önceki eser / sonraki eser