Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kalemimgenç 571
Eser sıra no:110121eser02


BİR HAYALİM VAR BENİM

Biliyorum. O uzaktaki kandili yakmak için önce bir yol çizmeli. İrili ufaklı fasulye taneleri dizmeli… Çalışmalıyım, çok çalışmalıyım ki o ufuk çizgisine, o güneşin doğduğu, o martının uçtuğu yere gitmeliyim.

Belki koşullar sert, belki aşılması gereken sınav zorlu, belki adaletsiz. Fakat o kandili bir yakmalıyım ki aydınlanmalı bütün karanlıklar, bir güneş doğmalı, bir martı uçmalı…

Önce çalışacağım… Aydınlığım annem ve babamın gözlerindeki pırıltı, aydınlığım yüreğimdeki ışıltı, aydınlığım Ulu Önder Atatürkümün umudu, aydınlığım toprağı bellemekten nasır tutmuş; ama inadına gülen köylüm, emektar işçim, Bakkal Kemal Amcam, şu karşıdaki yaşlı teyzem… Onlar ki bir sokak lambasından, yanan ampulden, uzun, ince bir mumdan daha güzel, daha aydınlık...

Ve sonra gireceğim o hakkı hukuku öğreten kapılardan, hukuk fakültesinin merdivenlerinden çıkacağım…

Bir zamanlar insanları renginden dolayı aşağılayanlara ve en temel hakkın insan hakkı olduğunu unutanlara güçlü bir tokat indiren o hayalin gerçek kahramanı gibi dile geleceğim.

“Bir hayalim var!”

Daha fazla okumak istiyorum. Hayalim de öyle bir oda var ki... Baştan sona tahta raflar… Sıra sıra dizilmiş kitaplar… Her birini açtığımda küçük yaşanmışlıklar, elime aldığım her kitapta yeni bir umut, yeni bir heyecan.. Ben en güzel hediyem olan hayatımı farkındalığımla yaşarken kimi zaman da başkalarının hayatlarına bir şeyler katmak istiyorum.

İyi insanlar tanımak, sevmek, ağlamak, kahkaha atmak istiyorum. Öyle güzel şeyler bahşedilmiş ki biz insanlara... Bütün o duyguları sonuna kadar yaşamayı diliyorum.

Baltayla girilmemiş ormanlar hayal ediyorum. “Bir orman gibi kardeşçesine” yaşayan insanlar…

Kulak misafiri oluyorum bazen… Yaşlı teyzeler dizlerine vurarak: “Hadi biz yaşlandık, bu çocuklar ne yapacak?” diyorlar, gençliğin karanlık geleceğinden dem vurarak. Oysa ben gözlerimi kapatıyorum ve düşünüyorum. Hakkın ve adaletin elçisi olan ben, bir yandan ülkemin kanayan yaralarını sarmak, bir yandan da iflah olmaz acılarına bir çözüm bulmak için gazetenin naçizane bir köşesinde, belki bir derginin puntolarına karışacağım. Yazılarımla sesimi duyurmaya çalışacağım. Ben de kendi sesimi böylesine daha iyi duyacağım. Kim bilir belki küçük; ama hızlı adımlarla arkamda onlarca köşe yazısı, onlarca kitap bırakmış, geçmişimden aldığım gururla geleceğime bakar olacağım…

Hayal ediyorum…

Kırık cam parçalarının üstüne öylesine yalın ayak atılmış çocuğun umudunda, eli kaleme değdikçe kalbi çarpan gencin gülümsemesinde bir yer etmiş olmayı. Hayal ediyorum...
Odamın dört yanını çevreleyen raflarda kendi kalemimin de değdiği kitapların olduğunu. Hayal ediyorum…

Adalet dağıtan o onurlu cüppeyi üstümde gururla taşıyacağımı hayal ediyorum...

Tanrıların dağı Kaz Dağları’nın sırtından doğan güneşin ölümsüzlüğünü deklanşörle bir kez daha kanıtladığımı. O hep kitaplardan okuduğum Karadeniz dağlarının yakıcı yeşilini ve denizine dökülen hırçın, köpüklü uçurumlarını görmeyi. Hayal ediyorum…

Ve hayal ediyorum, bedenimdeki her hücreyi mutlulukla selamlarken yaşamak istediğim şehre gitmeden önce “Yarın İzmir'deyiz! Gelsin buz gibi arslan sütü, meze de çipura” derken Usta’yı duyumsamayı...


önceki eser / sonraki eser