Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kar tanesi798
Eser sıra no:110119eser02

GELECEK ZAMAN GEÇECEK ZAMAN

Kapalı kapılar arkasında açtım gözlerimi… Tavandaki rutubet sarartısına inat benim nokta biçimindeki benliğim bembeyazdı. Bir nokta şeklinde başladım hayata. Sımsıkı. Sardılar beyaz bir kundak içerisine sımsıcaktı tenim… Yeni dünyam annemin karnından ne kadar da büyüktü; ama şimdiden ciğerlerimi yakmaya başlamıştı içime çektiğim hava… Kalbimin ilk atışından itibaren başlamıştı geriye sayım. Her lahza biraz daha yaklaşıyordum en yakınım yarına ve en uzak yarınlarıma…

Nasıl başlamalıyım hayata, yeni ayakkabılarımı giyip koşmalı mıyım? Tozlu tozsuz tüm yollarda… Farkında olmadan ne çok yarınlar atlatmışım ben ayakkabılarla oysa… Sevmek istiyorum şimdi yakınımda… En yakınımda olan yarınımda… Dünde kalan sevdalar dönüp izlesinler yarınlardaki sevdamı… Leyla ile Mecnun yeniden dönmek istesinler yarınlarına… Mevlana’nın Hakk’a olan aşkındaki coşkunluk ve saflık dolsun anlarıma ve benim aldığım nefes ayrı ayrı çarpsın her semazenin yürek atışında… En yakın geleceğim ilk nefesimden sonra gelen bir saniyem… Ve ben o saniyelerin her bir toplamında tohumlar ekmek istiyorum bedenimin asıl sahibi olan topraklara… Yeni insanlar yeni fikirler ve yeni ağaçlar… Öğretmen olmak istiyorum ben aslında en yakın ve en uzak gelecekteki gizli yarınlarımda… Dallarımdaki meyveler içerisinde silgi tozları saklı olsun, yarınlarımı saklayan dünyanın kirlenmiş yanlarını silmek için ve her bir yerde, meyvelerinde silgi tozları saklı yeni ormanlar kurmak için…

Çok şey düşünüyorum aslında en uzak ve en yakın gelecek zamanlarımda. Onlar sadece birbirine zıt olsa da ben onlara ben onlara çok yakınım. En yakın geleceğimden ayrılırken en uzağa bir adım daha yaklaşıyorum. İhtimaller üzerine de olsa en uzağımın en yakınıma bir saniye yakın olduğunu bilmiyorum. Geçmişe dönecek gücüm yok; ama geleceğe gidecek her şeyim olmalı… Çünkü biliyorum nefesimi ciğerime çektiğim an en yakın geleceğimi ve onu tekrar verdiğim an ise en uzak geleceğimi yaşıyorum… Çünkü kum saatine benzeyen hayatımda geriye bir nefeslik ömrüm kalmış mı bilmiyorum… Ve bunun için yaşayacağım her anın bir idam mahkûmunun ciğerlerindeki son nefes kadar değerli olmasını istiyorum… Ve şah damarlarımdaki kanın o değeri taşıyacak kudrette olmasını… Gelecek için çok şeyler vaat etmiyorum aslında. Çünkü bütün geleceklerin geçecek olduğunu biliyorum… Satır başlarımdaki boşluklarımda mutluluk olsun istiyorum. Biliyorum yaşanılacak her gelecek düşünülmeye değer insan hayalleriyle yaşar çünkü…

Usul usul akan bir zamanın hülyası geçiyor yorgun gözlerimden. Bazen zaman ben oluyorum bazen de içerisinde yitip gidiyorum. Bu sefer kapalı kapılar arkasında gizli saklı değil koca bir meydanda yeniden doğuyorum hayata. En yakın yok artık, en uzak gelecek şimdi başlıyor aslında. Bana beyaz bir kundak giydiren en yakın geleceğim şimdi bir beyaz tennure giydiriyor, kalabalık meydanlarda. Dünya ne kadar da küçükmüş sonsuzluktan oysa…

Ciğerlerimi yakmadı bu kez yeni hayatın toz kokan havası… Şimdi, gelecekteki yaşantımda ne düşünüyorum diye sorsalar bir daha bu satırları yazmak için bir yarınım daha olur muydu geleceği bitmeyen bu sonsuz dünyada?.. Pir Sultanlar gibi dirilir miyim bir daha bu topraklarda hayat yeniden kucak açıp alır mı beni zaman adlı salıncağa? Veyseller yazar mı beni yarınlar için hatırlanacak mısralarında?.. Ve ben son kez kalmak istiyorum biten ömrümün zaman denilen son lahzasında, zikredilmek istiyorum bir anlık, bir nefeslik ömürleri varsa bu zamanlarda…


önceki eser / sonraki eser