Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:nergis222
Eser sıra no:110127eser01


SEVGİ İPİNİN GÖTÜRDÜĞÜ GELECEK

Dünya tekerlekli bir sandalyede ve çok hasta... Dünya ile birlikte biz de hastayız aslında. Küresel ısınmanın gerçekleşmeye başlamasıyla birlikte “bütün canlılar” ve dünya hastalandı. Durumumuz ise hiç iyi değil. Bazı bilim adamları hastalığımızın çok ağır olduğunu söylüyor ve bununla birlikte bazı bilim adamları da iyileşmemizin imkânsız olduğunu söylemekte. Bazı bilim adamları ise elli yıl sonra su savaşlarının da başlayacağını konuşuyorlar. Yani insanlar su için savaşacaklar. Herkes birbirini temel yapı taşımız olan su için öldürecek. Aslında daha önceki dönemlerde de toprak savaşları vardı. İnsanlar birbirlerini “bir avuç” toprak için öldürdü. Şimdi ise toprak savaşları su savaşlarına döndü. Medeniyetler sulak yerlerde kurulur; fakat topraksız da yaşam olmaz.

Böyle bir dünyada ben İstanbul’un Fatih ilçesindeki bir kız meslek lisesinde çocuk gelişimi bölümünde öğrenim görmekteyim. Günümüzde hızla akan bu çağda ne kadar öğrenebilmekte, okuyabilmekteyim bilemiyorum. Peki, hızla akan, gelişen bu çağa nasıl ayak uydurabiliriz? Bence doğru bir şekilde çok okuyarak ülkemizi geliştirebilir, cahillikleri günden güne azaltabiliriz... Ama şöyle bir sorun var ki insanların okumamak için hep bir bahanesi var. Yani şöyle bir gerçek ki bu, okuyamadığımız için değil okumak istemediğimiz için bu tür sorunlar ortaya çıkmakta. Dolayısı ile her şey biz insanlarda başlıyor ve biz insanlarda bitiyor.

Yeni çağı anlamak, ona uymak için sürekli “okumak” lazım. Yeni çağı öğrenirken de kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi günümüze uyarlayarak devam ettirmemiz gerektiğini unutuyoruz. Ben geleneksel bir aile içinde büyüyorum. Her ne kadar eski bayramları günümüzde eskisi gibi yaşayamasam da ailem bana o zevki hissettirmeye çalışıyor. Biliyorum gerçekler hatıralarımıza düşünce güzelleşir; fakat her zaman gerçekler acıdır ve gerçek kadar çirkindir. Pekâlâ, ben bile eski bayramların tam olarak o güzelliğini tadamıyorken; benden sonra benimle birlikte yetişecek kuşak bu geleneği nasıl bilecek ve uygulayacak? Ben Nasrettin Hoca’nın fıkraları, Keloğlan Masalları ile büyüdüm; ama şimdiki çocuklar Nasrettin Hoca’yı ve Keloğlan’ı bilmemekteler. Gelecekte ben öğretmen olursam bu çocuklara neyi nasıl öğretmeliyim? Attila İLHAN’IN “Bu şehir eski İstanbul mudur?” serzenişine tam da burada haklılık payı vermek lazım.Ancak her şeye rağmen birileri yeni bir şeyler yapmak için yeni yeni çabalar içerisinde.Bilim adamları,aydınlar,edebiyatçılar,öğretmenler, birtakım kurumlar,vakıflar.... Ve ben de gelecekte bu çabaları gösteren kişilerden olmak istiyorum.

Bu kadar olumsuz şartlara rağmen canlılar hala yaşıyor, dünya hala ayakta, insanlar günden güne bilinçleniyor, cahillikler günden güne azalıyor ve her şeye rağmen dünya bizlere bir gelecek vaat ediyor.”Hala sizin için ayaktayım.”diyor. Bizler de dünyanın çağrısına cevap vermeliyiz. Sait Faik ABASIYANIK’IN “,Her şey bir insanı sevmekle başlar.”düsturu ile yani sevmekle başlamalı yarına öyle bakmalıyız.

Ben mutlu ve başarılı olacağım yarınlar istiyorum. Yaşam şartlarının zor ve ağır olduğunu biliyorum; ancak kötüye gitmediğine inanıyorum. Geçmiş ile gelecek karşılaştırıldığında; her ne kadar geçmiş galip çıkıyormuş gibi görünse de aslında geleceğin kazandığı bir gerçektir. Bu zor şartların üstesinden ancak işe sevmek ile başlayarak gelebiliriz. Böylece sevgilerini, hayallerini, umutlarını birleştiren insanlar geleceğimizi de kurtarmış olur. Kurtarılmış bir gelecekte bizim hayallerimiz de gerçekleşebilir. Ben geleceğimde anaokulu öğretmeni olmak istemekle birlikte edebiyat bölümünü de okumak isterim. Öncelikle sevgi ile başlanılan bu yolda herkes görevini yerine getirirse belki benim de hayallerim gerçek olur. Ben asla ümidimi kesmeyeceğim ve kendi öğrencilerime kültürümüzü öğretmek ile birlikte geleceklerinden ümitli olmalarını telkin edeceğim. Ben geleceğimden ümidimi hiç kesmedim ve hep yeni hayaller kurdum.


Düşlerimin gerçekleşeceği bir dünyada huzurla uyuduğum bir akşamın sabahına Fatih’te huzurlu evimde uyanabileceğime inanıyorum. İnanmaya da her zaman devam edeceğim.


önceki eser / sonraki eser