Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:rengarenk561
Eser sıra no:110106eser03

HAYATIN IŞIĞI: GELECEK

Gelecek, bilinmeyen bir deniz benim için, içinde boğulmaktan korktuğum. Küçük bir çocuğun elindeki oyun hamuru gibi hayal dünyası eşliğinde şekillenir, bir marangozun elinde kukla olmayı kader sayan bir tahta misali yontulmayı bekler. Bütün ümitlerimi, hayallerimi, isteklerimi bünyesinde toplamış. Dünüm, bugünüm, yarınım. Hangisi daha önemli, bilmiyorum. Ama dünüm elimi bırakmıyor, yarınım eteğimi çekiştiriyor, bugünümse çekilmiş bir kenara usul usul onunla ilgilenmemi bekliyor.

Gelecekten istediğim pek çok şey var, herkes gibi. Mutluluk istiyorum en önemlisi, huzur istiyorum. Aile ocağımın sıcaklığını her an duyumsamak istiyorum, sağlık istiyorum ve başarmak istiyorum. Başarmak sonra kazanmayı getireceği için kazanmak da istiyorum. Ama şu bol “s” ‘li sınavlar değil önceliğim. Önce kendimi kazanmalıyım, çünkü önce ben olmalıyım kendimle. Kendimi kazanmak için dinlemeliyim benliğimi, tanımalıyım; ardından gelecekten ne istediğime, ne yapmak istediğime karar verirsem, kazanmış, başarmış olacağım.

Sonra varlığıma başkalarını ekleyeceğim, “gerçekler” gibi. Gerçek dostlar edineceğim, kalplerimizin aynı ritimle attığına inandığım gerçek dostlar. Dostlara ihtiyacım var çünkü ben dürüst ağızlardan çıkan hisli sözlere gerek duyuyorum. Günün birinde elimi uzattığımda tutan kişilerin beni sevmesi gerek çünkü. Yoksa hep yalnızlığa mahkûm olmaz mı insan? İlerde kalbim kocaman olsun istiyorum, dünyadaki her şeyi sonsuz bir hasretle içine sığdırabileyim, sevgiler taşsın yüreğimden. Para istemiyorum demek doğru olmaz, istediklerimi yapabilecek kadarı kâfi, açgözlülük bize göre değil. Güzel bir işte, güzel günler geçirmek istiyorum, huzur dolu hafta sonlarında neşeli sabah yürüyüşlerini, bu sabahlarda saçıma iliştireceğim ufak bir çiçeği bekliyorum, gelmesi umuduyla dolu yüreğimle beraber.

Dünyayı dolaşmak isterim, daha çok sevebilmek için belki, yeni yerler görmek daha çok bağlar beni bu dünyaya, sınırları genişletmek duygusu özgürlüğü getirir. Hep söylendiği üzere üç günlük dünyamı doya doya yaşamayı umuyorum, kimseye kalmamış ya bu dünya bize de kalmaz elbet, lakin üçün beşin hesabını yapana kadar harcadığımız zamanın kıymetini bilsek çok daha hoş olacak her şey.

Zaman geliyor insan geleceğinden bile bıkıyor, her hücresiyle ölümü istiyor. Geçmişteki yanılgıların peşini bırakmamasıyla insan dünü hesaba çekmeye bir başladı mı bugünü unutur, yarını karartır. Eğer insan sadakatle geçmişe bağlı olursa her anında yaşar bıkkınlığını. Ben ne kadar yapabiliyorum bu söylediklerimi, emin değilim cevabımdan, bir yanım unut yapılan yanlışları, hayat devam ediyor derken öbür yanım ders çıkarma adı altında her an yeniden yaşatıyor geçmişi. Kararsızlık kuyusundan çıkmaya gösterdiğim çabayı hayatıma göstermeyi umardım ama insanoğlu hep bu ikilemde değil mi zaten? Ya tarihin tozlu sayfalarında ya da geleceğin ışıltısında. Bazen kendime acaba ne olacağız diye sormayı bırakıp da her şeyi kendi akışına mı bıraksak diyorum ama o zaman da vurdumduymazlık duygusu endişelendiriyor beni. Bundan sonra hiçbir şeye aldırış etmezsem yaşadığımı nereden anlarım ki? Aslında bütün bunları kapsayan evrensel küme zaman değil mi? İçinde barındırdığı dünyalar dolusu anısıyla, sırrıyla, iyiliği ve kötülüğüyle, zaman. Kimi yaraya merhem iken kimine tuz olan, zaman. Bizi de kuytu karanlığına çekmesinden korkuyorum.

Zaman insana verilmiş bir hediye, farkında olmadan üçe böldüğü. Geride bıraktığı kısmına geçmiş diyor, şimdiki zamanına bugün deyiverirken, ışıltısıyla hayalleri süslemesine gelecek diyor. Ama zaman avuçlarımızda tutmaya çalıştığımız su gibi sızıyor parmaklarımızın arasından. O yüzden şunu da eklemek gerek, her güzel başlayan şey güzel bitmez ya da her kötü başlangıç kötü sonu getirmez. Her şey kabullenmesek, farkında olmasak bile bizim elimizde. Bazen üzücü olsa da elimizdeki bu şansı değerlendiremeyince mutlu da olamıyoruz.
Ama işin şu boyutu da var göz ardına atılmaması gereken: Bugün bizimle olan her şey yarın da bizimle diye bir şey asla yok. Bu sınav dünyasında bir saniye ötesini bile bilmeyen bizlere göre değil, kıymeti bilmeli ancak hiçbir şeyi hırçın bir inatla sahiplenmeye çalışmamalı insan.

Ben bütün bunları biliyorum ve uygulamaya çalışıyorum. Gereksiz hırslarım olmadı şimdiye dek. Azimle başarmaya çalıştım bir şeyleri. Böyle de gideceğini umuyorum.
Geleceğin tılsımlı gizeminde kaybolmamaya özen gösteriyorum. Geleceğin gelirken istediklerimi getirmesini diliyorum.

Kendime öğüt vermekten geri durmuyorum, başkalarından duymamak için bu nasihatleri. Ana hatlarıyla olmasını istediklerim hem beni hem ailemi mutlu edeceğini düşündüğüm kazanımlar. Maddiyattan önce insanlığıma bir şeyler ekleme önceliğiyle. Kendime öğüdüm ise şudur: Sevmeli, sevilmeli, bu dünyada ebediyen kalınmaz ya, bilmeli, düşünmeli her şeyden önce ne olduğunu, kim olduğunu; kıymet bilen olmalı ve sürekli şart-koşul, gereklilik kiplerini kullanmak yerine elindekileri kullanmayı bilmeli.

Gelecek, yakın gelecek, uzak gelecek ne olursa olsun bir gün gelip geçecek ve ben onu bekleyeceğim.


önceki eser / sonraki eser