Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:ışık101
Eser sıra no:110126eser03


IŞIĞIN GÖLGESİ

Beni önce yanıltan sesler oldu. Sözler kırdı bir bir yüreğimi, ne sustu ne de durdu aklınca. Semerine yüklendiğim ümit oldu tek tek. Kadife hissi kumaşlara adadım ıslak saçlarımı. Yollara serdim geç kalmışlığımı, yıllara susadım kanmazcasına ve aşkla hırpaladım kendimi. Belleğime göz yumdum, dinledim aklımdaki her bir yolculuğu.

Yaslandım arka beşlideki pencere kenarı bir koltuğa. Düşünüşleri öğretti, sonra kalbimin en yüksek tepeden baktığında aşağıya düşüşlerimi gördüm. Seslendim ardındaki yalnızlığa, belki kızdım umutsuzca el çırpışına. Yine geleceğe çevirdim yönümü. Elimi uzattım yolda gördüğüm ilk araca. Nereye, nasıl, kiminle gideceğimi bilmeden koyulmuştum yollara.

Yıllar almıştı bedenimdeki benim saydığım nahoş hayallerimi. O da bilmiyordu ki nereye gideceğini. En ufak bir göz kırpana bile uçarak gidiyordu. Hayallerimle kaldığımda daha fazla hissiyat ediyordum yalnızlığımı. Dokunmak gelmiyordu içimden tek düze duygularıma. Yüreğimde onları tek başına bırakıp çıkıyordum dışarı. Üstlerine kırgınlıklarımdan, acılarımdan yapılmış en güçlü kilitlerimi takıyordum. En çok bu hallerimi seviyordum, bir mülteci gibi sığınıyordum yüreğime. Belki kavgalarım oluyordu kendimle en beklenmedik yerlerde; ama sıyrılmasını her daim biliyordum. Kendimle yaptığım her savaşımda yeni bir ben doğuyordum dünyaya. Eski ben yenisini hasit gözlerle izleyip, daha fazla dayanamayarak terk ediyordu bulunduğu ortamı.

Baştan sona bir sınırdı yaşamak. Kimisi hayatın tam ortasında oturup sessizce izledi etrafı, ne etliye ne sütlüye laf etti, amaçsız doldurdu zamanını. Ya ben, farkındalıklarla yavaş yavaş çekildim sınıra, şahlanıp koştum umutlarımın arasına. Serildi derin bir nefes ömrümün kıyısına. Sonra sisli bir kayalık kenarında dikildim, dinledim doğanın insanı içine çekişini. Gözlerimi kapadım, sadece duymak istiyordum beni hasretle kabullenişlerini. Mırıldanarak bir ninni söyledim. Önce çılgınca tezahurat ettiler, karşı konulamaz mimiklerle selamladım her birini. Güldüm doyasıya "işte benim" dedim, benim diyebileceğim tek yerim. Ağacım, güneşim, toprağım... Her bir zerresinde tomurcuklanıp mayalanmış yeşil otçukları izledim. Kıpırdamaktan yorulmuş çakıl taşları dizildi o an ayak ucuma. Ben benlikten geçerken yazılarım düşerdi her birinin gözünden. Uzunca anlattığım ruh mevsimlerimi reddederlerdi, fikirleri bozguna uğratırdı el deymemiş sevgilerimi. İnadına başlardım yeni baştan yazmaya, çizerdim üstlerini her bir engelimin. Beni benimle var edenler aşkına uğrarım yürek üstü sevgi barınağıma. Ardından bir soğuk rüzgarın hücrelerime dokunmasıyla açılır her bir ilham yuvası, kelimeler birbirini sıralar en kifayetsiz duygulara bile. Delirtir art arda gelen betimlemelerimi, beklenmedik bir an gelir seversin ruhunun en gizemli yerlerindeki döküntü kelimelerini. Çok beğenirler, eskimiş; ama bir o kadar yeni görünen ruh tahlillerimi. Bir şarap gibi yıllanır yazdıklarım kağıt üstünde.
Kalemim yazdığınca, dilimin döndüğünce yazarım yara bere ümitlerimi. Karşıdan karşıya geçmek isteyen bşr çocuk olur yazdıklarım, cesaret edemez tutar ellerimi ve bırakmak istemeyiz hiç birbirimizi. Hatta birbirimizden ayrı bir kelime yazamaz olur, sendelemeden koşarız yine kağıtlarda el ele. Kendimde bulduğum her damla kanımı damarımda akıtan yaradanım da yüreğimde yer ettikçe durmadan yürüyeceğim yollarda.

Her başarıma göz diken bir şahin, her gecemde gardiyanım olan kara kartal ve her güzellikte üzerimde öten bir karga olsa da bedenimde duyacağım amacımı. Daha iyi basacak adımlarım böylece amaç edindiğim yerlere. Bütün yazılarımı topladığım kitabımla sesleneceğim hiç tanımadığım insanların ruhuna. Güleceğim olabildiğince hür, hiç olmadığı kadar yayılacak yüzüme bir tebessüm. Dağ kokusu sinmiş eteklerimle koşturacağım, hiç basmadığım çimenlere. Yalın ayak sevinçlerim, başımda sarhoşluğum ve ağzımda sevda türküleriyle dolaşacağım memleketin her yerinde. İnanacağız tüm benliğimizle birbirimize. Geçmişe hapsolup, geleceğe kayıtsız kalmayacağız. Hayallerle elde edeceğiz umudu, sunacağız ümit girmemiş yüreklere bir bir. Bulutlar kadar beyaz olan çocukluğumuza bakıp azmedeceğiz. O bulutların altına, geleceğimizle süslediğimiz mavilikleri sereceğiz. Ümit fenerleri dikip öyle bakacağız, hayatımızın kalanına.


önceki eser / sonraki eser