Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:yıldız656
Eser sıra no:110114eser01

HAYATTIR YERİ GELDİ Mİ

Hayattır yeri geldi mi denizin dibinde seni boğan, yeri geldi mi suyun yüzeyinde kaderine doğru yola koyan. Hayattır yeri geldi mi ağzını açıp konuştuğunda cümleleri boğazına dizen, yeri geldi mi susmayı tercih ettiğin anda konuşman için seni dürtüp duran. Hayattır yeri geldi mi uzun bir yolu yürümek, hatta koşmak istediğinde sırtına ağır yükler yükleyip koşmanı engelleyen, yeri geldi mi yorulduğun, oturup dinlenmeyi tercih ettiğinde arkandan itip koşmayı tercih eden.

Hayat değil midir iyiyi de kötüyü de karşına cıkaran. Hayat değil midir güneşi de ayı da sana gösteren. Hayat değil midir yağmuru da karı da sana hissettiren. Peki ben hakediyor muyum bu hayatta yaşamayı, ya da hayat hakediyor mu kendini bilmeyen insanlara kucak açmayı.
Hayat bana ilk kazığını liseye giriş sınavında attı. Tek hayalim sağlık okumak, o beyaz önlüğü giymek iken, ben sınavı kazanamamıştım. Puanım ne hayalimi gerçekleştirmeye ne de güzel bir liseye kaydolmaya yetiyordu. Aslında hata hayatta değil, bendeydi. Yeterince çalışmadığım için sınavı kazanamamıştım. Herkes gibi kolay yolu seçip, suçu kendim de değil de hayatta aramıştım. Bütün her şeyin bittiğini düşünmüş ve karamsarlığa kapılmıştım. Halbuki yolun daha çok başındaydım. Benim için her şey yeni başlıyordu. Bundan sonra bütün hayatım; okulum, derslerim ve önümdeki üniversite sınavı olmuştu. Zorlu ve sabır gerektiren uzunca bir dönem beni bekliyordu.

Çevremdekilerin, özellikle ailemin benden beklentileri vardı. Zaman geçip sınav tarihi yaklaştıkça beklentiler artıyordu. Beklentiler arttıkça da kazanamama korkusu sarıyordu insanı. Beklentiler, istekler, güven duygusu… Hepsi bir anda yok olabilirdi. Hayaller kül olur ve yine karamsarlık, utanç duygusu… Her başarısızlıktan yeni bir ders alır ve bir dönem sonra daha olgun, daha tecrübeli başlardım herşeye. Ara sıra taşa takılıp düşsem de, kendi başıma kalkmasını bilirdim.

İnsanlar büyüyüp olgunlaştıkça, hayalleri, gelecek planları ister istemez değişir. Hedefim hemşirelik iken şimdi çok ayrı bir hedef belirlemiştim kendime. O üniversiteyi hayal ettikçe çok ayrı, bambaşka diyarlarda buldum kendimi. Hayal işte; herkese kolay görünür, anlık da olsa mutlu eder insanı. Hayali gerceğe dönüştürmeye gelince, herkes çekilir köşesine “Nasıl olsa hayal…”

Hayalimi gerçekleştirmek için neler yapmıyorum ki… Masam da üst üste duran test kitaplarıyla resmen boğuşuyorum. Bunalıp biraz dinlenmek için kapatsam da kitabı, kitap dile geliyor. “Daha çok çalışarak hedefine ulaşabilirsin.” Bu kadar çalışıp da kazanamazsam…

İstediğimi elde ettim, sınavı kazandım ve şu an kendimi görmek istediğim yerdeyim. Boşa gitmeyen çabalarımı hatırlayıp kendimle gurur duyuyorum. “Benim de bir mesleğim var, mutlu olduğum, severek yaptığım bir işim var.” Gerçekten, gönülden istersem ve bunu yapabileceğime inanırsam, hayallerimin hayal olmaktan çıkıp, gerçeğe dönüşeceğini de biliyorum.

Ben hayalimi, hayallere mahkum etmeyecek, demir parmaklıklar arasında çekip çıkaracağım onu. Benim hayalim o parmaklıklar ardında çürümeyecek. Benim hayalim, benim hayata tutunma dalım olacak.


önceki eser / sonraki eser