Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:akşam güneşi333
Eser sıra no:110228eser04


YALNIZ GÜVERCİN

Pembe kanatlı, beyaz noktalı bir kelebek olmak isterdim. Hayaller ülkesine ürkmeden uçmayı isterdim. Her genç gibi ben de uçuyorum beyaz bulutlarda. Karanlığı görmeden yaşıyorum. Yağmur damlalarını saymak nasıl imkânsızsa imkânsızları yaşamak istiyorum. Hayaller kuruyorum uçsuz bucaksız hayal denizlerinde. Bırakıyorum nereye gittiğini bilmediğim gemilere.
Hayatın gerçek yüzüne döndüğüm zamanlar ağlarım hep. Neden ağlarım bilemem. Anlatamadığım sıkıntılarım birikir. Gözyaşım düşman olur bana. Sonbahar yaprakları gibi sararır solarım. Dört mevsimi yaşarım Bir mevsim uzun sürer bazen.
Uçsuz bucaksız denizlerde gezinirim amaçsız. Yalnızlık limanlarına demir atarım. Demir almak günü yaklaştığında ise bambaşka olur hayat. Ya ben ağlarım ya da anılar. Kaybolduğum, özlem duyduğum, bağrıma bastığım, sevdiğim, okşadığım anılar. Onlara geri dönmeyi o kadar çok isterdim ki… Bir kalem olur yazarım anılarımı. Ya da tükenirim kalem gibi, kalırım yollarda.
Aslında hiç olmayan gökkuşağından kayardım mutluluğa. Gülücüklerden uçurtma yapardım çocukluğumda. Hayatın masum yüzüne takılı kalırdım. Damla damla yağmur olur boşalır anılar yanaklarıma.

Geç kalmış yaşantıydı benimki. Bende katıldım mahzunlar kervanına. Yeşeren zamanlarda gerçek hayatın en gerçek karelerini izliyorum soluksuz. İçimde filizlenen duygulara makas vuruyorum sebepsiz. Az mı yaktım katran karası gecelerime umut ışığını? Az mı ısındım umut ışığında? Sarıldım yaşama. Sımsıkı. Korkularımı sallandırdım cesaret salıncağında. Kucak açtım sevdalara. Kimi zaman hayalin koynunda uyudum. Bitip tükenmez kapılar ardında. Sükûtla buluştu bedenim. Beklenen şafak sökmeliydi artık. Şafağa da selam gönderdim duygularımdan.
Duygularımda kaldı kapıların eşiğinde. Hayallerimi de yanına katarak. Benim hayallerimle uyurdu mehtap. Benim hayallerimle batardı akşam güneşi. Yirmi birinci asrın merdivenlerine tırmandık, hayretkar bakışlarla. Hicranlarla yanan gölgeler kaldı geride.
Yorgun bacaklarım taşıyamıyor nefrete gebe bedenimi. Bir yandan da ihanete beşik oluyor asırlar. Yıldız sağanağının altından geçerken tutuluyorum gökyüzüne onların da ihanetini unutarak. Gönlümde bir tutku olarak yaşar yıldızlar. Aslında yıldızlar sevdalandığım ve unutamadığım. Gecelerden arta kalan koyu karanlık değil, yıldızların anlatamadıklarıdır yaşlı gözümde. Ah geceler… Yıldızların mekânı dört duvar arası geceler. Yıldızların şarkılarıyla yaşayan gece. Hece hece. Fısıltı bile yeter onu yaşatmaya. Kaybolduğum zamanlardır gece. Sevmenin yokluğunu yazarım gece. Sabahsa ararım sevmeyi. Özlem dolu arayıştır benimki. Sabahların çocuklarıdır sevmeler. Gecelerse öldürür onları. Bazen geceyi bulamam. Sokak lambasının halsiz ışığında ararım geceyi adım adım.

Kalabalık ortasında yalnız güvercinleri andırır bana yalnızlığım. Kimi hınzırca gülümser, kimi bir bakış fırlatır kimi de hiç bakmaz bu yalnız güvercine. İnsanlar, acılarla yoğrulmakta. Aşk hayatlarına maya olmakta. Tehlikenin alnına silah dayıyorum nefes aldığım her an. Yalnızlığımı çoğaltıyorum, zaman siliyor beni. Hiçbir şeyin anlamı olmadan hiçbir şeye karşılık gelmeden zaman geçiriyorum. Kendimi güvenin kollarına bırakıp zıtlıkların ortasına bomba gibi düşüyorum. Ah yalnızlık! Mahzun ve birazda utanıyor gibi. Kızaran yanağına bir öpücük kondurdum habersiz. Hayatın en acı lokmasıdır yalnızlık. Limanlar, gemiler dolusu kara yalnızlık. Yalnızda değiliz aslında. Sadece yalnızları oynuyoruz. Hayatta öyle değil midir? Oyun sahnesinde yalnızlarız biz.

Issız bir şilep yalnızlığı var duygularımda. Onlar da benim gibi yalnız. Bu ıssızlıktan alsa, götürse beni Zümrüdüanka kuşu. Yine onun gibi gerçek olmayan hayaller ülkesinde. Yanında eti ve sütü hazır etsem. Guk dedi mi et, gak dedi mi süt versem Meryem gibi. Sakın beni Zümrüdü Anka’m karakuşa dönüşmesin. Hep güzel, en güzel kuş olarak kalsın aklımda. Ne yazık ki soğuk bir zemine oturup titremek gibi gerçek her şey.

Ah duygular! Kök salan duygular kopamaz içinden. Kopsalar da ben izin vermem. Biliyorum ki koptukları zaman içimde derim yaralar bırakacak. Yansıtamadığım duygular. Gömerim içime. Mezara adam gömer gibi. Kalır bende bana ait olanlar.

Hayatı yudumlarken boğazım yanar. Ne yazık ki tedavi edecek ilaç yoktur. Değerken kanatlarım hayal ufuklarına zehrini de içtim hayatın. Gülümsemek panzehirdir bence. Ah duygular! Çarpışırlar bedenime. Yorulmadan bıkmadan. Bazen hak veriyorum duygularıma. İnsanlar önemsizleşiyor böyle zamanlarda. Kendime hak verdiğimde ise her şey önemli kesiliyor aklımda.
Portakal kokulu duygularım, nane aromalı hayallerim, limon tadındaki gerçeklere ne zamana kadar tat verecek? Gerçekler, yaşanmazsa olmaz gerçekler. Hayallerde tükeniyor yavaş yavaş. Limon tadındaki gerçeklere tuzlu gözyaşı akıtıyorum. Durgun su misali hayatımın ortasına düşüyor gözyaşlarım.

Gece yatağıma uzandığımda hayaller düşüyor yanı başıma. Oluru olmazı, yakını geçmişi hayal ediyorum. Abartıya kaçıyor hayaller zaman zaman. Geleceğimi nedense hayallerim almıyor. Böylece bir gecem daha hayallerle kayboluyor.

Her yol zannetmelerden geçer aslında. Geleceğe giden yolda. Hayallere sığmaz gelecek. Geleceğimizi gösteren bir küre dilemişimdir hep. Çocukluğumda, şimdi bu yaşımda. Aydınlığa giden yolu bulmalıyım böylece. Geleceğimi hayal etmenin zorluğunu yaşıyorum şu an. Gelecek hayal edilmez. Ne getireceği belli değildir çünkü. Duygu yüklü bir yargıdır gelecek. Gelecek, uçurumun kenarında yol almaktır. Gelecek çözülmemiş denklemler topluluğudur. Gelecek kör olası bir tutkudur. Geleceğim nasıl olacak? En çok zorlandığım soru diye bilirim. Ya da ben geleceği olmayan biri miyim?

Gelecek, ya hayal olur kalır hafızamda ya da söz olur mırıldanırım dudaklarımda. Ya da şarkı olur çınlar kulaklarımda.



önceki eser