Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:altı699
Eser sıra no:110221eser31


DEHLİZİN ŞAFAĞI

Hayat seçimler, tercihler, yaptıklarımızın sonucunda bize verilen ödül ve cezalarla dolu bir yoldur aslında. Belli bir düşünce yapısını, hayat felsefesini oluşturabilmek için kaç yaşında olduğunun bir önemi yoktur. Önemli olan çıktığın bu yolda başına gelen her olaydan bir ders çıkarabilmek ve kendini sadece yaşadıklarınla değil, gördüklerinle de yetiştirebilmektir. Bu yol yenilgilerle, başarısızlıklarla dolu olsa bile pes etmeden ayakta kalmayı başarabilmektir bir yandan da. Attığın her adımında fikirlerin, düşünce yapın veya tercihlerin değişebilir. Bu senin kararsızlığını değil, büyüdüğünü ve görüp yaşadıklarınla olgunlaştığını gösterir.

Her insanın geleceğe dair umutları, istekleri ve varmak istediği bir yer vardır, olmalıdır da. Elindekileri kaybettiğinde, ya da bir işte başarısız olduğunda pes etmek umutsuzluğa kapılmak, aciz ve yoksun olduğunu düşünmek doğru bir şey değildir. Doğru olan elinde en önemli şeyin olan hayallerinin olduğunu bilmeli ve vazgeçmeden tekrar aynı azimle, kararlılıkla yoluna devam etmelisindir. Çünkü asıl acizlik hayallerinin peşinden koşmayı bırakmış, hayatta hiçbir amacı olmayan bir insanın içinde bulunduğu durumdur.

Hayata dair bu düşünceler sahip olduğum günden beri, hayallerim ve amaçlarım doğrultusunda hareket ettim bende hep. Çok ufak yaşlardan beri istediğim ve çevremdeki insanların bir heves olarak nitelendirdiği, tiyatro ve sinemaya olan sevgimi içimde günden güne büyüterek, olmak istediğim, ilerki yaşantımda bulunmayı arzuladığım konumumu hayallerimde yaşatarak, bunu kendime bir amaç edinip bu doğrultuda ilerlemeyi seçtim. Ardından da kendi uğraşlarım sonucu elde ettiğim başarılarla da hem kendime olan özgüvenimi sağlamlaştırdım, hem de kararlılığımla çevremdeki insanların bana olan inancını ve güvenini sağlamış oldum.

İnsanın çevresinde akıp giden hayatın farkında olması ve yapmak istediklerinin belirlemesinin öncelikle kendini çok iyi tanımasından geçtiğini düşünenlerdenim. Kendini tanımayan bir insan açık bir denizde boş bir sandal gibidir ve rüzgâr nereye savurursa onu oraya yönlenmek zorundadır. Hâlbuki kendi küreklerimizi elimize alıp gitmek istediğimiz yere doğru yönlenerek, oraya ulaşmaya çalışmak en doğrusudur. Hiçbir şeyin bizi savurmasına izin vermeden…
Kafama koyduğumu yapabilme gücünü kendimde hissetmeye başladığım günden beri, beyazperde de adımı, büyükçe yazan “Yönetmen/Senarist” yazısının altında görmeyi düşlüyorum. İnsanlara sunduğum projelerle, filmlerle onlara tebessüm ettirmek, onları korkutmak, güldürmek, sevindirmek, hüzünlendirmek, kısacası bir duygudan başka bir duyguya gark etmek, hayatımda hiç tanımadığım insanların evlerine çektiğim filmlerle girebilmek, farkında olmadan onlarla en özel anlarını paylaşmak, büyük bir sırra ortak olmak veya onlara söylemekte zorlandıkları, çekindikleri yada hep erteledikleri şeyleri söyletmek istiyorum ve bunu yapabileceğimede inanıyorum. Bu yüzden de hayallerime ulaşabilmek için sahip olduğum çoğu şeyden feragat etmeye hazırım ve böylede davrandım. Karanlık, uzun bir dehlizde yürümek gibi düşündüm içinde bulunduğum durumu; çünkü yolun sonunda ulaşmaya çalıştığım büyük günışığı benim hayallerimdi. Yarınlarıma rehber olacak hayallerim, ilk filmimi çekerken benim yanımda olacak olan hayallerim, belki içinde annemin istediği deniz kıyısındaki bahçeli evinde bulunduğu hayallerim, dünyanın dört bir yanını gezip, görebilme hayallerim, her pes etmeyi düşündüğümde bana bir tebessüm daha armağan ederek hayata bağlayan hayallerim ve tabiki her akşam gözümü kapadığımda alkışlar eşliğinde büyük bir sahnede havaya kaldırdığım ödülüme sahip hayallerim…

Her insan hayatında yürümek istediği yolu kendi seçer. Bir insanın çevresinde ona ne kadar yol göstermek isteyen olsada, doğru olan yol, adım atmaktan en çok keyif oldığı yoldur. Çevresindeki veya yanındaki her kimsenin söylediği değil. Çünkü insanı kendinden daha iyi kimse tanıyamaz ve bilemez. Sırf bu yüzden bu yolda bir an bile tereddüte kapılmadan ilerlemeli, söylenilenlere kulak asmamalı ve dehlizin sonundaki geleceğine sahip çıkmalısındır. Hem zaten kendi geleceğine sahip çıkmayan bir insanın ülkesinin ve toplumunun geleceğine nasıl sahip çıkması beklenebilir ki?

Heycanların ve arzuların sonucunda oluşan avucunun içindeki hayallerini bıraktığın anda yok olmayı kabullenmişsin demektir. Ama sıkı sıkıya tuttuğumuz hayallerimizle kendi karanlık ve zorlu dehlizimizde pes etmeden yürümemiz gerekir çünkü bence yapmamız gerekende budur. Her insan amaçlarına ulaşmayı hakeder. Tabi çok çalışır ve gerçekten isterse…


önceki eser / sonraki eser