Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:asi037
Eser sıra no:110204eser03


KENDİMİ SEYREDİYORUM

Zaman bir su misali akıp geçmişti… Sabah uyandım ve hazırlanıp yola koyuldum. Sonra elimde evrak çantası ve üzerimde etek, dizime kadar da çizme vardı. Mehmet Akif Ersoy Lisesi’nin kapısından içeri girdim. Kapıdan içeri girdiğim anda gözümün önünde bir sürü hatıra canlanıverdi. Çünkü burası benim de bir zamanlar öğrenci olduğum, bu sıralarda öğrenim gördüğüm ve mezun olduğum okulumdu.

Merdivenleri çıktığımda etrafımda bir sürü öğrenci olduğunu hissettim. Yirmi üç yaşında ve yeni mezun olmuş bir İngilizce öğretmeniydim. Zil çaldı, öğrenciler İstiklal Marşı’nı söylemek için sıra oldular. Hep birlikte gür bir şekilde İstiklal Marşı’nı söyledikten sonra diğer öğretmen arkadaşlarla birlikte tanışma ve sohbet havasında öğretmenler odasına doğru yol aldık. Öğrencilik hayatımdan beri öğretmenler odasında oturmanın nasıl bir şey olduğunu, oranın ortamını, havasını hep merak etmiştim. Artık ben de bir öğretmeni m ve merak ettiğim duyguların hepsini yaşıyorum.

Öğretmen arkadaşlarla sohbet sohbeti açtı ve bu okuldaki anılarımı anlattım. Öğretmenler zili çaldıktan sonra ilk dersim için sınıfıma doğru yol almaya başladım. Heyecandan kalbim duracak gibiydi. Elimde İngilizce kitabı ve evrak çantamla sınıfın kapısına geldim. Bir an için durdum ve derin bir nefes alıp sınıftan içeri girdim. Öğrencilerin hepsi meraklı gözlerle bana bakıyordu. İlk dakikalarda hiç kimseden çıt çıkmadı. Sonra heyecanımı biraz olsun yenip, konuşmaya başladım. Söze kendimi tanıtmakla başlayıp, yeni öğretmen olduğumu ve ilk atamamın bu okula olduğunu söyledim. Sonra sırayla öğrencilerden kendilerini tanıtmalarını istedim. Hepsi heyecanlı ve biraz çekingen, kısık bir sesle kendilerini tanıttılar. Tabi ilk başta isimlerin hemen akılda kalması mümkün olmuyordu ama zamanla alışacaktım.

Tanışma faslı bitikten sonra öğrencilere merak ettikleri sorular olup olmadığını, eğer varsa bunların neler olduklarını sordum. İlk başta kimseden çıt çıkmadı ama sonra yavaş yavaş gerek ders hakkında gerekse benim hakkımda sorular almaya başladım. İlk ders böyle su gibi akıp geçti, gitti. Teneffüste öğretmenler odasına indiğimde öğretmen arkadaşlarımın meraklı bakışları altında geçip oturdum. Oturur oturmaz da ilk sorumu aldım. Nasıl geçti? ve Nasıldı? Bir süre cevap vermedim. Çünkü yoğun bir duygu karmaşası içindeydim. Sonra kendimi toparlayıp öğretmen arkadaşlarımın merakla benden cevap beklediğini fark ettim. Ve hemen söze başladım. “Gerçekten mükemmel bir duyguydu.

İlk başta gerçekten çok heyecanlandım. Hatta sınıfın kapısının önünde bir süre durup bekledim, sonra sınıfa girdiğimde meraklı gözlerin üzerimde olduğunu hissettim. İlk birkaç dakika heyecandan hiçbir şey diyemedim. Sonra kendimi tanıtmaya başlayarak öğrencilerin merakını az da olsa giderdim. Öğrencilerin benim hakkımda merak ettikleri konulardaki sorularını aldım. Dersin nasıl geçtiğini anlamadım. Sanki zaman su gibi akıp geçti ve teneffüs zili çaldı.” Öğretmen arkadaşlarla bir yandan sohbet edip bir yandan da çaylarımızı yudumladık. Hepsi gerçekten mükemmel insanlardı. Sıcakkanlı, cana yakın kişilerdi.

Teneffüs zili çoktan çalmıştı. Bütün öğretmenler yavaş yavaş derslerine gitmek üzere hazırlanmaya başlamışlardı. Bende kitaplarımı ve evrak çantamı alıp, iki öğretmen arkadaşımla birlikte sınıfa doğru gitmeye başladım. Sınıfa girdiğimde herkes oturmuş, kitapları önünde açık beni bekliyorlardı. Öğrencilerle bir sohbet havası şeklinde, ilk günden sıkmadan hafif bir şekilde ders işlemeye başladım. Bir yandan derse ilgileri konusunda sohbet edip diğer yandan tahtaya konu hakkında bir şeyler yazıyordum. Konuyu anlattıktan sonra sıra örnek çözmeye geldi. Tahtaya örnekler yazıp sırayla herkesi tahtaya çağırdım. Öğrencilerimle birlikte tahtadaki örnekleri çözerek dersi bitirmeye karar verdim. Çünkü ilk günde öğrencileri dersten sıkmak istemiyordum.

Dersin kalan kısmını öğrencilerle sohbet havasında geçirdik. Gün gerçekten çok hızlı geçiyordu. Zaman su gibi akıp geçti ve gün bitti. Üzerimde tatlı bir yorgunluk vardı. Bir an önce eve gidip dinlenmek istiyordum ve öylede yaptım. Bir an önce toparlanıp, öğretmen arkadaşlarla vedalaştıktan sonra okuldan yavaş yavaş çıktım. Ağır ağır caddeden aşağı indikten sonra evime ulaştım. Üzerimi değiştirip, yemeğimi yedikten sonra televizyonun karşısına geçtim. Bir süre sonra yorgunluktan uyuya kalmışım. Uyandığımda yatağımda uyuyakaldığımı aslında her şeyin bir rüyadan ibaret olduğunu anladığımda hayal kırıklığına uğramıştım. Ama gördüğüm bu rüya beni gerçekten çok etkilemişti ve azmedip bu rüyamın gerçek olması için elimden gelen her şeyi yapacağım. Hatta şimdiden ders çalışmaya başladım bile…


önceki eser / sonraki eser