Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:bil-al001
Eser sıra no:110218eser01


EKMEK ARASI ŞİİR

Şimdi on altımdayım. Aklımda geleceğe dair,umgularla karıştırılmış onlarca düşünce var. Bir yıl sonrasını düşünmek bile heyecanlandırıyorken, bir çınar gibi kocayacağım günleri hayal etmekten âmâ oluyor gözlerim.

Kim bilir? Belki yıllar sonra kitap kokan loş bir odada açıp kapayacağım göz kapaklarımı. Belki; hayalleri yıpranmış bir minibüs şoförü olup, her sabah köhne durağıma gidecek, çayın fokurdamasını beklerken uzunca bir esneyeceğim.Bir bardak çay konacak önüme, bir yudum alacağım,içimi ısıtsın diye değil, dünlerden kalmış bayat ve kalın bir gerçeğin üzerine sürülmüş incecik,tazecik hayallerimi yutabileyim diye.Ama olmuyor. Tam da ikinci yudumun sıcaklığı ile dudaklarımın soğukluğunun birleştiği anda “Sıran geldi haydiiiiii!” cümlesiyle ayıltılacağım.
Belki bekleyeceğim… İçinde olmak isterken ardından el salladığım o meçhul aşk gemisinin, bu cenabet limana tekrar yanaşmasını bekleyeceğim. Olur ya belki ağlak bir şair olurum… Bir elimde plastik bir çay bardağı, diğer elimde kalem, oturduğum mülkün yarı aydınlık mutfağında iliklerime kadar hissettiğim yalnızlığı yapraklara haykırırım belki…

Benim bu “aklı havadalık”la dolgun maaşlı bir doktor, bir mühendis olabileceğim yok. Zengin bir adamı baştan çıkartabilecek kadar seksi de değilim… Ben, yine olsam olsam; karın tokluğuna yazan, ağlak bir şair olacağım. Kabullenirse ben gibi bir avareyi bu şehrin kaldırımları, kaldırımlarda… Kabullenmezse de banklarda sabahlayacağım. Olur da acıkırsam, “ekmek arası şiir” yiyerek doyuracağım karnımı. Karnım doyar da ruhum doymazsa, bir genç kızın gazozuna şiir atacağım... Bir de şehrin şimalinde, duvarlarına düş kokusu sinmiş küçük bir ev bulabilirsem, değmesinler keyfime... Evimdeki tuğlalar huzurdan çatırdayıncaya kadar şiir yazacağım.

“Gelecekten hiç mi beklentin yok be adam!” diyebilirsin aziz okuyucu. Var! Tanrıdan,gelecek olan bir gelecek; gelecekten de tek beklentim asgari bir huzur...
Para mı? Yok yok.İstemem.Zamanın, vidaları gevşek raylarından; ağır aksak geçiyorken hayat treni, ne yapacağım parayı Allah aşkına? Zaten üzerimde, yılların aynalara aksettiği bir yorgunluk varken, yaşanmışlıkların hafifliği ama en zoru da yaşanamamışlıkların ağırlığı kendisini yavaş yavaş hissettiriyorken, cebime 100’lükleri doluşturmak, ağırlığımı daha da arttırmaktan başka ne işe yarar ki? Şimdiden başladı soluklarımın geçimlik vardiyaları. Şimdiden alıştım hayatın aşufteliğine. On altısında bir çocuk olmama rağmen daha şimdiden arabesk kokan cümleler karalıyorum.

Gelecekte yapacağım yüzsüzlükleri şimdiden yazabilecek kadar da yüzsüzüm. İlerde, yalanmış bir parmağın gıptayla sayacağı 100’lüklerim; bu bahsettiğim yüzsüzlüğümü arttırmaktan başka hangi amaca hizmet eder ki?

İşte budur; beni Tanrıdan ve gelecekten sadece asgari bir huzur beklemeye iten çelişki…


önceki eser / sonraki eser