Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:divan197
Eser sıra no:110221eser28


GELECEK ADLI ŞİİR

Gelecek; hayallerle umut ettiğim ve yolculuğumun daima ona doğru olduğu, yer yer belirsizliklerle bezenmiş bir bahçedir belki. Rengârenk çiçeklerden farklı tatlar devşireceğim, kuşların cıvıltılarıyla güzel günlerde şarkılar terennüm edeceğim ve hep sevdiklerimle örülü doyumsuz meclislerde saatler geçireceğim akla sığmaz fakat hayallerle dolu bir yerdir. Temennilerin gerçekleştiği, umutların son sınırına dayandığı, capcanlı bir ömrün, hatırası dimağımdan eksilmeyecek sonudur. Ya da bu varsayımlarımın tam zıddıdır. Kim bilir…

Benim geleceğim en çok şiirdir, edebiyattır ve eski şairlerin tozlu divanlarının arasına sıkışmış aşk dolu beyitlerdir. Ya da gazellerin hala tazeliğini koruyan güzelliğidir. Belki sevgilinin ayağının altına serilmiş incecik bir çizgiden ibarettir yarınım. Üstüne bastığı anda aniden kesiliverir ya da lütfederse zamanla birlikte bilinmez ufuklara akıp gider. Zaten nereden doğduğu ve hedefini nereye yönelttiği bilinmez ki. Gelecek bu; geçmişle iç içe ve ileride geçmiş olacak olan…
Günlerden sonra bir gurup vakti, geleceğin mavi ufuklarında özgürce dolaştığımda ve bir ara geçmişime hasretle baktığımda elimde bir Fuzuli divanı olsun isterdim. Denize nazır ve gün batımının da eşliğiyle, telkari işlemeli bir fincan köpüklü Türk kahvesinin yanında inci gibi sıralanan berceste bir beyit, yıllara meydan okuyan hatıra bir kalem ve bir ânı dahi heba edilmemiş sevgiyle akıp giden bir ömür… İçinde bulunduğum edebiyat fakültesinin huzur veren binası ve ismimin başında “ Prof. Dr.” unvanı yani benim için şereflerin en büyüğü ve en onur vericisi…

Ben, işte böyle bir gelecek denizinde kürek çekmek isterdim. Edebiyat sularında yol almak, yer yer dalgalarla mücadele etmek, ama zorluklar karşısında asla yılmamak benim bu denizde geçirmek istediğim günleri oluşturur. Hatırası yosun kokusu ve keskin tuz tadıyla bir; bazen neşe ve sevinç dolu, bazen acının da lezzet verdiği anılarım olsun isterdim ömür sayfalarımın “Gelecek” kısmında.

Zaten beni şiirden ayırmak; dünyayı güneşten ayırmaktan, bülbülü gülden uzak tutmaktan ya da pervaneyi mumdan men etmekten daha zordur. Giderek büyüyen bir çığ gibi, edebiyatın da hayatımdaki rolü artarak devam edecektir. Şimdi gelecekle ilgili dualarım hep bu doğrultuda ve ben, bu doğrultuda ilerleyeceğime inanıyorum.

Ayrıca şarkı dinlemenin yanında şarkı söylemek de istiyorum bir zorunluluk haliyle. Okuduğum şiirlere yazdıklarımın da eklenmesi beni tarifi imkânsız bir mutluluğa sevk edecektir eminim. Bu mutluluk dünyanın en değerli hazinelerine sahip olmaktan daha güzeldir mutlaka.
Gelecekte, artık ümidin kesildiği divan şiirine yeni isimlerin ekleneceğine ve benim gibi divana meraklı bu kişilerin sefa meclislerinde dost olacağına inanıyorum. Gazellerde artık sedası duyulmayan şuh sakilerin seslerinin yeniden işitileceği, bülbülün yeniden sevgiliye sitemler edeceği bu şiir kültürünün yıllar sonra devam ettiricilerinden biri olmak ve bir damla dahi olsa bu sahili olmayan sonsuz denize bir şeyler ilave etmek hülyalarımda gezinen heyecan verici tek gayemdir belki de. Ve bu kültürü içinde barındıran tohumlar eminim tekrar filizlenecek ve divanlara hapsedilen nazenin edebiyatımız yeniden hür kalacaktır.

Bu temennilerden ve şiir dolu söyleşilerden sonra hayatımın geleceğe bakan kısmında sevdiklerimi de unutamam elbette. Dostlarımla ve ailemle yani en yakınımda bulunan insanlarla örülü bir yaşam benim için gerçek bir hayattır. Nerede, nasıl ve ne şekilde olursam olayım “ihmal” kelimesi lügatimde asla yer almamalı. Yoksa ben, beni gerçekten var eden kendimden uzaklaşmış olurum.

Bir insan ne zaman sevgiden uzak kalırsa, kökleri işte o zaman kurumaya başlar. Sevgi, geçmişte olduğu gibi gelecekte de canlılığın ve yeni sürgünlerin tek sebebi olacaktır. Ve tabi benim de yaşam sevincim…

Ama bu yaşam sevincinin içinde cihanı var eden aşkı da ıskalamamalıyım. En çok şiirlerde gizlenen ve gönüllerde açığa çıkan o duyguya esir olmak hürriyetlerin en büyüğüdür. Gelecekte bu esareti istemeyi de atlamamalıyım elbette.
Esaretle birlikte hürriyeti de tatmalıyım. Anadolu’yu ve dünya iklimini tanımalıyım; toprağı gezerek okumalı, görmeli ve öğrenmeliyim. Mesela gelecekte bir gün, Fuzuli gibi Dicle nehrini seyre dalıp o yerde Su Kasidesi’ni bir kez daha okumalıyım. Ve onun bu muazzam şiirini yazdığı yerde Dicle’nin başını taştan taşa vuruşunu seyredip su redifli şiirler yazmalıyım. Boğaziçi’nde dolaşıp Baki gibi bu gök kubbede bir hoş seda bırakmalıyım. Şeyh Galib’in yaşadığı Galata Mevlevihanesi’nde onun müseddes naatını okumalıyım. Geleceğin heyecanlı günlerinde kendime, kendimde olmayan birçok şey katmalıyım.

Gelecekte tüm bu hayallerimi gerçekleştirmeli ve kendimi geliştirmelim. Yaşarken öğrenmeli ve edebiyatla öğretmeliyim. Yaşacağım güzel günlerin hayali bile şimdi yüzümde tatlı bir tebessüm oluşturmaya yeterken tüm bu güzelliklerin gerçekleşmesi eminim aklımı başımdan alıp bir daha ulaşamayacağım yerlere götürmeye yetecektir.

Ama ömür böyle bir şey herhalde… Gerçekleşmesi için dualar ettiğimiz hayaller, hep güzel bir sonun olabileceğini gösteren umutlar ve sonunda tüm bu çabalarla elde ettiğimiz gerçekler… İşte tüm bunlar bir hayatın inişli çıkışlı seyrini ifade ediyor. Bu seyrin nihayete ulaştığı ve geleceğin de sona erdiği ömür çizgimin en ucunda duran günde, elime nefes aldığım müddetçe yaptıklarım konulduğunda buruk bir hüzünle ve en çok hasretle anacağım geçmişi.

Geleceğin geçmişe döndüğü o günde, hayallerden gerçekler çıkarıldığı zaman elde gerçekleşmeyen hiçbir hayalin kalmaması dileğiyle… Hepimizin hayalleri, mutlu gerçekleri olsun…



önceki eser / sonraki eser