Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:efsane240
Eser sıra no:110223eser26


MASAL ÇOCUKLARI

“…durmadan hayal değiştiriyorduk
Çetrefil bir hayat herkesin korktuğu
Kaderlerimiz kalında sevinçlerimiz çabuk
Yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu.”

Masallarla yaşadık biz hep. Çoğu zaman kapalıydı gözlerimiz prensesler şatolara girerken; oldu isteklerimiz, iyiler kazandı her kitapta. Sonra bize ‘düşün’ dediler birden. Damdan düşer gibi gelmişti bu soru önümüze. Sınav dediler, üniversite, yaşam..vs. al, hepsi senin. Seç seçebildiğini, istediğine git. İstediğini yaşa. Bu kez damdan düşen bizdik. Neredeydi masallarımız? Bizi kurtaran canavarlardan, hep bizi koruyan kahramanlarımıza ne olmuştu? O kadar toz pembeliğin arasından çıkmıştık biz. Şimdi nerede duracağımızı bilmiyorduk ki ileride de nerede olacağımızı bilelim. Diyorum ya, masal çocuğuyduk biz. Öyle gelecekler kurduk ki kendimize.. öyle portreler yarattık ki masalsı düşlerimizle.... Zor değildi konuşmak. Hiç hem de. En iyisi bizdik çünkü ve en iyisi olacak da… Çalışıp didinecektik. Sistem diyordu bazıları. Ama en güzeli bizim olmalıydı yaşamların, sistem ne olursa olsun. Dakikalar geçtikçe değişiyordu. Daha çok da değişecekti. Çünkü biz bu gerçekliği hiç bilememiştik. Hep uyku saatinden önce uyumamızı istemişlerdi. Amaçları neydi, bilinmezdi. Fakat gerçekten uyutmuşlardı bizi…

Başkalarında bulduk çoğu zaman başaramamamızın suçunu. Ya sınav, ya öğretmen ya sınıf… hep geç kalmıştık çünkü bir şeylere. Biz.. Kendi geleceğimize geç kalmıştık! Kaçtıkça kovalanan türdendi yaşam, başarı… Ve biz sadece bakıyorduk çoğu zaman arkasından. Kovalamıyorduk bile. Sadece hayallerin suçunu başkalarına yüklüyor, başka randevuları bekliyorduk. Kısır döngüydü bu işte. O yüzden değişip durdu gelecek, o yüzden hayallerin üstüne birer çizgi çektik; o yüzden masallara veda ettik… Sebebini çok iyi bildiğimiz halde bilmezlikten geldik. Bize gelecek kur dediler, biz hayal kurduk.

Bu yüzden tutunamadık. Hep yarım kaldık. Ve,

“erteleyip durduk suç ortaklığımızı
asıl mutluluğun içinde bulunduğu
bazı ben yanlıştım bazı o yanlıştı bazı
çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu”

dizeleri en çok buraya yakışmıştı…

Zaman geçti. Köreldi düşler. Ağır yaralanmışlardı. Başka da bir açıklaması yoktu. Çok şey isteyip hiçbir şey alamamıştık. Basitti bazı şeyler. Ve bu yüzdendi o kadar zor oluşları.. en umutlu günlerde bile karamsarlık okunuyordu şimdi. Sebebiyse baştan sona yazılacak sayfalar dolusu kelimelerdi. Beklemiyorduk bir şey işte. Kendi yarattığımız geleceğin içinde kaybolup sonra da çıkmaya çalışıyorduk. Kapandı gözlerimiz teker teker. Önümüze koyulan engeller izin vermiyordu. Diyorum ya, en umutlumuzun gözlerinden sadece merak vardı şimdi. Bugün olduğumuz yerlerde bir şeyler olduysak da bizler ilerde bu gidişatla hiçbir şey olamayacaktık. Bunu bile bile atılıyordu adımlar. Ve bunu bilerek planlar yapılıyordu. Sahi, kimse göremiyor muydu? Anlaşıldı… Masal kitapları şimdi de geleceğe taşınmıştı. Ve her şey güllük gülistanlık, her şey yine toz pembeydi.

“ yanıldığımız her şeyi birden istemekti
isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti
devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu.”

Gelecekten önce geçmiş yazılmalıydı satırlara. Yoksa yazmak kolaydı geleceği. En iyisinden bir üniversite, en iyisinden bir araba, en güzelinden bir eş! Masallarda yaşıyoruz tabi. Elimiz kolumuz bağlı, sihirli değnekler ne güne duruyor..! Bunu göremiyorlar, göremedikçe bizden çıkartmaya çalışıyorlar bir şeyleri. Oysa biz sadece kendimizi arıyoruz. Tam olarak nerede ne olacağımızı bilmeden çabalıyoruz. Ve şu da bir gerçek ki çoğu zaman boşa çabalıyoruz. Çöp tenekeleri oluyor sonlarımız, buruşmuş kağıtlar… Gözlerimizi kapatıp yürümek dışında bir seçenek sunmuyorlar bize. Bu durumdaysa kendimizi görmemize imkan yok! Geçmişle hesaplaşmadan oluşmaz gelecek olursa da böyle olur. Masal kitaplarıyla ancak! Bir şeyleri bulmadan önce, kendimizi bulmamıza yardımcı olmak yerine… Neden bitmeyen bir çabayla yineliyorlar bazı şeyleri? Hiçbir zaman kendimiz olmadık biz, ki bir geleceğimiz olsun. Önce kendimizi bulmamıza izin verilsin, sonra gerisi gelir zaten…

“doğumdan öncesini yaşıyorum
henüz belli olmadı kimliğim
vücudunu arıyor ruhum
bir yerde atomun çekirdeğiyim
bir yerde artı sonsuzum.”

Artık kendimi bulduğum zamanların ilerisinde yaşıyorum. Benim tam olarak ‘ben’ olduğum zamanlar. Zaman geçmiş… Oturmuş bir şeyler. Masal anlatmıyorum çocuklara, olmayacak hayalleriyle yaşatmıyorum insanları. Benim ütopyam çok farklı. En azından kendimi tamamen soyutlamadan, günlük yaşama uyum sağlayarak geçirebiliyorum zamanımı. Bazen görmeyerek değil, çoğu zaman görmeyerek… İnsan denilen yaratıktan, bu sistemin gerekliliklerinden uzak ama aynı zamanda tam da ortasında sürdürüyorum yaşamımı, kendimi sürüklüyorum ben’in peşinde kelepçelerle. Sancılı oldu bu aşamaya gelmem belki. Fakat ayaklarım sağlam basıyor yere. Duyarken doğruları duyduğuma, adım atarken doğrulara attığımı o adımları biliyorum. Düşüyorum bazen. Fakat asla yıkılmıyorum. Bu yüzden farklı olarak geldiğim bu düzende farklı yaşıyorum. İnsanlardan uzak, tek başıma. Fark etmeseler de tek başıma. Çoğu kimsenin tamam deyip yaptıkları şeylere karşı geldim bağıra çağıra. Ancak ben buydum. Değişemezdim. Her şey zamanın ilerisi, çok ilerisi içindi. Zorla da olsa büyümüştüm artık…


önceki eser / sonraki eser