Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:firak623
Eser sıra no:110205eser05


BOŞLUKTAKİ BEN

Yorgun ve sıkıcı bir günün ardından yatağıma uzanıyorum ve uzanır uzanmaz uykuya dalıyorum. Ama o da ne? Hep kötü kötü rüyalar görüyorum. Bırakmıyorlar bir türlü peşimi. Uyandığım zamansa hiç uyumamış gibi hissediyorum kendimi. Rüyalarımda daha doğru bir ifadeyle kâbuslarımda; üniversite sınavını kazanamadığımı görüyorum. Aşırı stresten psikolojim bozuldu; artık rahatlamak ve kendimi daha iyi hissedebilmek için ilaç kullanıyorum belli zamanlarda. Bu kadar stres niye acaba? Çünkü üç gün sonra sınav var. Ne sınavı mı? L-Y-S…Yani; “Lisans Yerleştirme Sınavı.” Sınav yaklaştı mı sanki zaman sudan daha hızlı akabilmek için büyük bir mücadeleye girişiyor gibi geliyor bana. Üç gün, üç dakika gibi bir anda geçiveriyor. Yetişmek için daha fazla koşmam gerektiğini düşünüyorum bazen.

Ve sınav olacağım kapıdan içeriye adımımı atıyorum; kalbim güm güm atıyor; sanki yerinden çıkacakmış gibi; sanki bu kadar heyecanı taşıyamayacakmış ve beni terk edecekmiş gibi geliyor… Bu benim yakın gelecekteki hayatım olacak; yaklaşık beş yıl sonraki hayatım. Ama yaşamın bize ne gibi sürprizler yapacağını bilemeyiz. Bunun için de geleceği çok düşünmektense onun hazırlığını yapmak veya ona şimdiden hazırlanmaya çalışmak gerekir. Gelecek nasıl olsa gelecek… İstesek de istemesek de …

Bir an gözlerimi kapatıp sonra açınca Newton’a inat, yer çekiminin olmadığını ispatlarcasına uçtuğumu; yer çekimini yenmiş olduğumu görüyorum. O kadar mutlu oluyorum ki; sanki o an kâinatta benden mutlusu yoktu. Kâinat diyorum; çünkü şu an ders kitaplarında sürekli geçen o meşhur uzay boşluğundayım.Yani; hayallerimin diyarındayım, hep olmak istediğim yerdeyim. Aşağıya doğru başımı eğince bulutlarla kaplanmış olan yerküreyi görüyorum. Boşlukta kayan yıldızla aya çarpan göktaşlarını görüyorum; bazen de boşluktan dünyaya doğru harekete geçen; fakat dünyaya doğru hızla ilerlerken atmosferde birden kül oluveren göktaşlarını. Sonra garip bir cisim yanıma doğru sokuluyor usul usul. Sonradan farkına varıyorum ve anlıyorum ki; bunlar insanoğlunun uzaya gönderdiği yapay uydu araçları…

İşte benim uzak gelecekteki yaşamım böyle olacak. Çünkü; ben çocukluğumdan beri astronot olmanın hayaliyle büyüdüm. İnsanların yaşama dair planları vardır, hayalleri vardır. Belki de insanı hayata bağlayan tek şey hayalleridir. En üzgün anlarımızda, çarelerin bile çaresiz kaldığı zamanlarda insan hep umut eder, umutlarını mutluluğa dönüştürmek ister; hayallerini de gerçeğe. Ya kurdukları hayaller, umut ettiği şeyler gerçek olmazsa? İşte hep bu sorudur insanın beynini kemirip bitiren! Hayallerimizi gerçekleştirmek için asla pes etmeden çalışmalıyız. Hayallerimizin peşinden koşmalıyız. Hayallerimiz suya düşse bile gerekirse onlara yüzme öğretmeli; onları yeniden yaşama döndürmeli; onlara hayat vermeliyiz.

Her insanın hayali olduğu gibi benim de bir hayalim var: “Astronot olmak.” Tabii bu hayali gerçeğe dönüştürmek için çok çalışmak gerekir. Okuduğum lise türü sebebiyle belki çok küçük bir ihtimal hayalimin gerçek olması. Ama asla pes etmek yok. Ne de olsa imkânsız diye bir şey yoktur; imkansız sadece mücadeleden yoksun beyin ve bedenlerin ürettiği sembolik bir kelimedir. Olmadığına dair benimle iddiaya var mısınız? Ben bunu ispatlamaya hazırım; acaba siz onu görmeye hazır mısınız?


önceki eser / sonraki eser