Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:gece863
Eser sıra no:110218eser08


TUBA AĞACI

Mutlulukperest bir insanım ben. Kahkahavari… Kahkahadan bir beden önce tebessümden iriceydi bütün gülüşlerim. Kantarın topuzunu bir türlü ayarlayamayan, sevgi arsızı yüreğim böyle mi tutturmuştu yürekte (ayakta) durmamı sağlayan dengeyi. Gelecek… Gelecek denilen şey görülemiyorsa eğer uzak ya da yakın olması ne fark eder. Evet, haklısınız fark eder… Hayalleriniz varsa fark eder… Edebiyattır belki hayal-i hülyam ya da mutluluk. Bir Fincan kahve hatırına sığdırılmış mutluluklar… Ve yüzümüzde göz göz olmuş tebessümler…

Günün bölümlerinden geceyi severim en çok; gece yarılarını ve gecenin kör vakitlerini severim… Mor renginin asaletini… Kızıl saçlı kadınları… Mai gözlü erkekleri severim… Gecenin bütün çirkinlikleri örtbas edişindeki fısıltıyı, gündüzün canhıraş çığlıklarını aynı anda duyabilirim. Yani karanlığı ve aydınlığı aynı anda yaşayabilirim. Kısacası aynı anda hem var olmayı hem de yok olmayı gelecek bilirim. Bütün bunlardan sebep olsa gerek Tuba Ağacına benzetirim kendimi. Bütün zıtlıkları bünyesinde barındırdığından tepetaklak olmuş; yerçekimine bile kafa tutmuş, yeryüzündeki Tuba Ağacıyım… Bilinen âlemde o hiç görmediğimiz Tuba Ağacının vekiliyim… Şu görünen âlemde bir Tuba Ağacıyım ben. Hem köklerim toprağıma sımsıkı bağlanmış hem de var olmak için başka âlemlere dal uzatmış…

Gelecek…

Gelecekte başınıza gelecek en kötü şey mutluluk olmalı bence. Dilinizden mısra mısra dökülen şey; hece hece okuyup, harf harf yüreğinize nakşettiğiniz olan,mutluluk olmalı.Damağınızda mutluluğun tadı kalmalı kelamlarınızın ardından…

Olmalı… Başka bir âlem,başka bir diyar olmalı.Gelecek için düşlediğim… İnanıyorum bir sabah uyandığımda yatağımın başucunda göreceğim kendi cennetimi.Ben bir Tuba Ağacıyım ve kendi cennetimin aşığıyım… Kitaplardan ağaçları ve o ağaçların kelimelerden meyvesi olan, ırmaklarından mürekkepler akan,gökyüzünden hece hece mutluluk dökülen ve dimağınıza harf harf puntoladığım edebiyat olan cennetimin… Yarattığım cennetim, duvarlarımda gizli benim.Renkli renkli kağıtlara yazılıp,her köşesinden sol yanımdaki duvara iliştirilmiş şiirlerim ve şairlerim var benim…

Gün doğup Güneş odamı aydınlattığında,yüreğime ilk düşen Attila İLHAN olur; alnımın yazısı SHEKESPEARE…Uyanır uyanmaz kulağıma Orhan Veli fısıldanır, İstanbul’u dinleriz beraber.Sonra Şükrü Sunay amcam kondurur yanağıma günaydın öpücüğümü;o kendi yüreğini resmeder şiirlerine,bense Sunay AKINI her okuyuşumda kendi yüreğimi görürüm Sunay’ın aynasında.Cümlelerin demokrat ve harflerin seçmen olduğu,Şiir Cumhuriyetinde yıkanırım yüzümü her sabah,suyunun mürekkep havlusunun kağıt olduğu duvarımda.

Evet; başka bir yer var bildiğim… Cennetim... Düşüncelerimde temellendiğim, fikirlerimle yarattığım; harfleri mürekkeplerle sayfalara ekip kelimeler ürettiğim, kelimelerden binalar inşaa ettiğim; kendi kurduğum cümlelerimde hüküm sürdüğüm bir saltanatım var benim. Hürce noktaladığım cümleler, uzattıkça uzattığım paragraflar ve noktalama işaretlerini dilediğimce kullandığım şiirlerimden küçücük Kaf dağları yarattığım cennetim…

Dediğim gibi ben bir Tuba Ağacıyım ve kendi cennetimin tanrıçasıyım…
Bir gün başucumda gördüğüm cennetimin kapıları açılacak… Duvarımdan içeri çekecek beni sayfalar içinde sayfalar. Kiremitler, tuğlalar… Toz toprak dolacak kalemime ve hepsi mürekkep olarak akacak sayfalar sayfalar üstüne…

Geleceğimde edebiyatla gelen bir mutluluk istiyorum… Kalemimle hürce sevişebileceğim… Sayfalar ardına sayfalar devirip sarhoş olacağım, harflerimle yasak nüshalar son daktilo vuruşunda dibini bulana denk dans edeceğim ve her kelamımda mutluluğu dilimde büyütüp kalemime bahşedeceğim…

Ben Bir Tuba Ağacıyım…
Kendi cennetimin tanrıçasıyım…

Tuba Ağacıyım, aşığım, tanrıçayım…
Ben bir Tuba Ağacıyım ve kendi cennetimin aşığıyım…


önceki eser / sonraki eser