Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:hayal-et183
Eser sıra no:110228eser03


Bir Hayalim Var !..

İnsanız, elbette ki insan gibi yaşama gayemiz ve bu doğrultuda isteklerimiz olacak. Güzel bir hayata ve en önemlisi mutluluğa dair planlarımız olacak. Bizim başarıya ulaşmak için kullanmak zorunda olduğumuz yegane araç ‘azim’ olmalıdır. Sebepsiz yere sadece ve öylesine tutulan bir yol bundan ziyade amacına ulaşma hevesi ve isteği olmayan birinin nefretle tuttuğu yol, insanı bir sonuca ulaştırmazken dirhem dirhem gerilere sürükleyecektir. Binaenaleyh insan, sonbahar mevsiminin hazin rüzgarlarına teslim olan sarı yapraklar gibi teslim eder, yahut teslim etmek zorunda kalır kendini.

Eğer, bu rüzgara karşı koyabilir de yerden kalkmaz veya kalksa bile rüzgarın götürdüğü yere değil de, istediği ve doğru tarafa ilerleyebilirse artık rüzgarın ortaya koyduğu engeller dahi bir haz uyandırır hale gelir yaprakta.

İnsan da daldan düşen yaprak gibidir aslında. Aralarındaki farklar da birbirine benzer diyebilecek kadar yakındır. Birinde yaprak diyerek adlandırdığımız, insan, rüzgar ise geçmekte olan zaman ve hayattır. Eğer insan ‘varım’ diyorsa, o şey ne olursa olsun, onu kazanmak için her türlü cefayı çekmeyi kabullenmiş, bunlara göğüs germeyi göze almış demektir. Eğer bunun bilincindeyse veya engelleri başarıyla aşıyorsa, hedefine ulaşmış ve onu hak etmiş demektir. İşte insan da kendi ayakları üzerinde durmaya başladığı anda atılmıştır rüzgara. Hayatta bazılarına göre tesadüf bazılarına göre de tevafuk olan, bir sebepten dolayı insan bazı mevkilere gelse dahi, alın teri döküp göz nuru akıtmadığı için, bunun hiçbir önemi ve anlamı kalmamış olur. Ki başarılı bir insanın ardını arkasını araştıracak olursak mutlaka bir hedefe ulaşma çabası ve bu hedef için çektiği bir zahmet vardır. Bir benzetme ile de yaprağın, daldan ayrıldığı andan toprağa düşene kadar ne yaptıysa kârdır. İnsan da ana rahmiyle bağlarını kopardığı andan toprağa düşene kadar kaç nefes aldığından, kaç sene yaşadığından ziyade, o, kısacık ömrüne neler sıkıştırmış olduğu önemlidir. Çünkü; o, ikinci ömrünü, ölümünden sonra, onu anan, yad eden dillerde yaşar.
Ben de bunları düşünerek, belki sadece düşünerek değil de, hayatta uygulamak için çaba harcamaya çalışıyorum. Bu okula gelmem tamamı ile tesadüf değildir diye düşünüyorum. Ki ben; tesadüflere inanmayan biri olarak kendimi bir şekilde geliştirme çabasıyla edebiyat öğretmenim olan Ahmet hoca sebebiyle edebiyata merakım başladı. Daha sonra da kendime bir yol çizdim. Şimdi ise çizdiğim yol doğrultusunda, daha fazla merak ve bir o kadar da istekli bir şekilde yoluma devam ettiğime ve edeceğime inanıyorum.

Her zaman “ileride ne olacaksın?” sorularıyla sık sık karşılaşan bir genç olarak ben de kendi isteklerimi göz ardı etmeden bir gelecek inşa ettim zihnimde. Peki nedir bu? Bu; ileriye dönük bir yatırım ve her gencin bir hayali olan üniversite isteği tabii ki de bende de vardır. Ben karşı konulmaz bir tutkum olan edebiyat fakültesini okumak istiyorum. Yine ben önce bir devlet memuru olmayı ardından da kendi masraflarımı kendim karşılayarak edebiyat fakültesini okumayı ve kurumlar arası geçiş yaparak ta edebiyat öğretmeni olmayı istiyorum. Çünkü bu iki mesleği de icraa etmek istiyorum. Memur olunca kendi hayalimde yaşamayı, öğretmen olunca da öğrencilerime bir arkadaş gibi yaklaşıp, hayatın maddi ve manevi her konusunda yardımcı olmaya çalışmak, bunları yapamasam bile çaba göstermek benim için gurur kaynağı olmaya yeter.

Devrimizin bir gerçeği gözü ile bakılan ve bana göre de insanın insana faydası olmazken insanın medet umduğu teknoloji belasını onlara öğretmeyi ve bu da olmazsa insanlara sadece ve sadece kendi menfaatleri için çalışacağını, onlara öğretmeyeceğim. Öğretme amacı güdeceğim. Belki bir hayvanı yetiştirmeye on yıl,bir fidanı yetiştirmeye elli yıl yeterlidir. Peki bir insanı yetiştirmeye bir ömür yeterli midir? İşte bu gayenin sırrına mazhar olabilmek, yani insanların ve insanlarla birlikte kendi gelişimime dikkat ederek daha üst seviyeye ulaşmak için bir ömür adamak istiyorum. Çünkü; eğer bir ömür adanırsa verim alınabilir. Ve insan, diğer insanların gelişimi için bir şey yapmışsa ve farkında olmadan da, kendi için de faydalı işler yapmıştır. Ki; insan öğretirken de öğrenir. Dahası öğretmen olmakla da kalmamakla birlikte, doktora yapmak, görevde yükselmek,belki bir fakültede doçentlik ve dahası …

Eğer insanın içinde istikrar varsa ve bu istikrar, karanlığın içinde umut ışığı altında sabırla yoğrulursa, her an, her dakika nebze nebze cezbeder insan kendisini hedefine.
Daha sonraları da dillere “nam”dan ziyade “yâd” nidalarıyla ikinci bir ömrünün nemli gözlerde renkli bir baharını yaşatabiliyorsa ve bunu hak ediyorsa, insan, şu meşakkatlerle dolu dünyadan, daha başka ne isteyebilir ki?

Bakalım kader denilen kanun, bizi, zaman süzgecinden geçirirken neleri ekleyip neleri çıkaracak. Ya da, aynaya baktığımızda veya eski dostlarla görüştüğümüzde Attila İLHAN’ın değişiyle “çok değişmişsin birden tanıyamadım” mı dedirtecek. Yoksa; bunu bile dedirtmeye kalmadan. insanlar “dün mü çıkmıştın bir gün önce mi “ derlerken, çekiliverecek miyiz insanların arasından.
Öyle ya da böyle, rüzgar gibi geçer ya ömür.
Sen sadece ve sadece bakakalırsın pencerenden.



önceki eser / sonraki eser