Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:hayalperest180
Eser sıra no:110222eser25


Dünyayı Kurtaran Gençlik

Başarı, yakın ve uzak geleceğimde kesinlikle olması gereken şey… dedim kendi kendime.
Bana küçüklüğümden beri başarılı olmam gerektiği öğretildi: “Ancak okul hayatında başarılı olursan yetişkin bir kadın olduğunda ekonomik özgürlüğüne sahip olursun!” Özgürlüğüme düşkünüm; bu yüzden de başarılı olmayı tüm kalbimle istiyorum. Her şeyi yapmak için gerekli olan sınırsız hayal gücüne ve enerjiye sahip olduğumu hissediyorum. Çok büyük düşlerim var ve onları gerçekleştirmek için gerekli olan şey başarıysa, başarıya sahip olacağım. Çünkü hayallerimin verdiği heyecan ve hayatla ilgili her şeyi öğrenme arzusu bana dünyayı değiştirebilecek gücüm olduğunu söylüyor.

Kendi kendime mırıldandığımı yanımda oturan babaannem duymuştu. Babaannemin yüzünde alaycı bir ifade belirdi. “Ah bu gençlik!” diyordu sanki kendi kendine. Hiç şüphe yok ki o yaşlı beden neler neler görmüş, geçirmiş.

Her şeye rağmen bu tecrübe deposu beni anlamıyor. Belki de heyecanımı çok iyi tahmin ediyordu, kendisi de bir zamanlar genç olduğu için; ama ona göre gençliğe has bu durum gelip geçici bir ruh hali. Heyecanım geçecek, durulacağım.

Peki, tecrübe ettiklerimiz karşılaştırıldığında beni açık ara farkla geçen babaannem mi haklı, yoksa gerçekten istersem dünyayı daha güzel bir yer haline getirebilir miyim? En azından büyük düşlerimin bir kısmını hayata geçirebilir miyim, yoksa ne dünyanın değişmesi gerektiğine, ne de değiştirilebileceğine inanan babaannem haklı mı?

Babaannem her ‘mantıklı’ insanın düşüneceği gibi düşünüyor. Bu ‘mantıklı’ insanlar-çoğunlukla yetişkinler- hayatın feleğinden geçmişler; nice sevgiler beslemişler, ihanetler takip etmiş, nice hayaller kurmuşlar, hayal kırıklıkları tarafından parçalanmışlar. Tüm bu yetişkinler ‘mantıklı’ sıfatını, hayallerini gerçekleştirmek için savaşmaktan vazgeçtiklerinde almışlar. Maalesef hayal kurmaktan emekli olmuş bu yetişkinler. Daima mantıklı düşünen yetişkinlerden beni anlamalarını beklemiyorum ve onlara yaşadıkları onca şeyden sonra oldukça büyük bir saygı duyuyorum.


Benimse hayatı mantık çerçevesinden inceleyen insanlara göre pek ‘mantıklı’ olmayan yönlerim kesinlikle var. Hayatla ilgili hiçbir güzel şeyi kaçırmak istemiyorum. Bu nedenle pek çok şeyi aynı anda istiyorum. Örneğin beni, hem insanların yaptığı sosyal ve ekonomik seçimleri incelemek; hem bu kararları veren insanın hangi psikolojiyle böyle davrandığını öğrenmek; hem de kararları verirken insanın beyninde gerçekleşen reaksiyonların biyolojik açıklamasını öğrenmek heyecanlandırıyor. Hem ekonomi, hem psikoloji, hem biyoloji hakkında çok daha fazla şey bilmek istiyorum. Dediğim gibi hepsini aynı anda istediğim için genel olarak seçim yapmakta zorlanıyorum. Seçim yapmak konusunda gerçekten kararsız olabiliyorum. Çünkü seçmediklerimi elimden kaçırıyor olmak Harikalar Ülkesi’ne giden son trene binmemek gibi hissettiriyor. Ama eninde sonunda oraya gitmenin de bir yolunu bulacağımı düşünerek avutuyorum kendimi.

Bazen fazla hayalperest olduğumu düşünüyorum ben de tıpkı ‘mantıklı’ insanların düşüneceği gibi. Hayalperest denince kendini hayallerinin dünyasında izole etmiş insanlar geliyor akla; oysa ben gerçeklerin farkında olan ama hayal kurmaktan da korkmayan hayalcilerdenim. Büyük düşler kurmaktan korkmadığım için hayalciyim. Büyük düşler kurabilmek için hayatta başarılı olmak gerektiğinin bilincinde olacak kadar da gerçeklerin farkındayım. Özgürce hayal kurabilmek için başarı gerekiyor, bu nedenle ben de başarılı olmak için elimden geleni yapıyorum.

İki güzel seçenek arasında seçim yapmak konusunda bazen ne kadar kararsız olabiliyorsam, başarı konusunda ve bir hedef belirlediğimde ona ulaşmak konusunda da o kadar kararlı biri olup çıkıyorum. Fakat gözüm ne denli kara olsa da, emeklerimin meyvesini almayı beklemekten sıkıldığım oluyor. Bir an önce sonucu görmek istiyorum. Sabırsızlığımın suçunu genç olmama atabilirim sanırım! Ne kadar sabırsız olsam da kararlı olmak şart, çünkü bazen ‘mantıklı’ insanlar tarafından hayalperest olarak betimlendiğimde kendimi kanıtlamakta kararlı olmazsam onları haklı çıkarırım. Hayal kurmakla kalmayıp onları hayata geçirmek de istiyorum.
Peki, nedir tüm bu gelecekle ilgili kurduğum hayaller? Daha önce belirttiğim gibi olmak istediğim meslek konusunda kararsızım. Bir ekonomist, bilim adamı, biyoloji öğretmeni veya psikolog olabilirim. Bunlar birbirinden oldukça uzak konular olduğu ve hayalimdeki meslek konusunda net bir fikrim olmadığı için üniversite hayatımda da tüm bu dersler hakkında eğitim almaya devam etmek istiyorum. Türkiye’de genel olarak üniversitelerde alan seçimi zorunlu olduğu için üniversite eğitimimi yurtdışında almak istiyorum. Bu nedenle birkaç yıldır yurtdışındaki bir okuldan burs almak için çalışıyorum. Yurtdışındaki üniversiteler öğrencinin iyi notlar dışında sanatla, sporla veya sosyal yardımla ilgili ders dışı etkinliklerinin de olmasına önem veriyorlar. Yurt içindeki üniversitelere çalışmak mı yurtdışındakilere çalışmak mı daha zor tartışılır. Ancak ben yurtdışı için çalışırken yapmak zorunda olduğum bu ders dışı aktiviteleri yapmaktan oldukça hoşnutum. Her alanda kendimi geliştirirken eğlenmek ve bunun gelecekte gideceğim okulun beni kabul etme olasılığını arttıracak olması güzel ve rahatlatıcı bir duygu. Yurtdışında eğitim alma fikrinin olumsuzlukları da var. Buradaki sosyal çevremden kopacak olmak, yanı başımdaki manevi ve maddi desteğim olan ailemden uzaklaşacak olmak, bambaşka bir kültüre ayak uydurmak zorunda olmak oldukça korkutucu. Ama yurtdışında istediğim gibi bir eğitim alıp, korkularıma rağmen hayallerimin peşinden gitmem gerektiğini hissediyorum. Çünkü kendimi tanıyorum. Eğer korktuğum için gitmezsem pişman olurum. Yıllardır hayalini kurduğum bu trene binmemek Harikalar Diyarı’na gidemeyeceğimi kabul etmek olur. Hayallerime giden yolu bu kez daimi olarak seçmemek olur.

Yurtdışında iyi bir eğitim aldıktan sonra kesinlikle ülkeme döneceğim. Türkiye’me geri döndüğümde gerçekten tüm büyük düşlerimi gerçekleştirmek için gerekli olan güce sahip olacağım. Bu güç: iyi bir diploma sahibi olmak, dünyanın en gelişmiş ülkelerini yakından bizzat görmüş olmak, kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenmiş olmak. Böylece uzak geleceğimde fikirleriyle dünyaca ünlenmiş kadın bir yazar, bilim adamı veya sosyolog olabilirim. Her ne olursam olayım benden sonra yaşayacak insanların beni yaptıklarımdan dolayı hatırlamalarını istiyorum. Şüphesiz, dünyayı daha güzel bir yer yapmak- yoksulluğu, eşitsizlikleri, savaşları, doğanın insanoğlundan çektiklerini ortadan kaldırmaya katkıda bulunmak- da hatırlanmanın en güzel yollarından.

Dünyayı değiştirebileceğimi sanmak saflık mı yoksa babaannemin düşündüğü gibi gençlikten mi, bilemiyorum. Ama bana kalırsa büyük düşünmek büyük işler başarmanın ilk adımı. En azından ben öyle olduğuna inanmak istiyorum.


Biz gençler hayal kurmaktan ve hayallerimizin peşinden gitmekten korkmayacağız ki ülkemize, dünyamıza yararlı olalım. Bu nedenle, özellikle yaşıtlarım, ‘mantıklı’ olmak için acele etmeyelim. Mantığımızın sesini dinleyecek daha nice zamanımız olacak. Henüz her şeyi yapmaya yetecek enerjimiz ve hayal gücümüz varken kurtaralım dünyayı!


önceki eser / sonraki eser