Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:ikra172
Eser sıra no:110209eser03


GÖKKUŞAĞI TADINDA GELECEK

“Büyüyünce ne olacaksın?” Küçüklüğümün vazgeçilmez sorularından biri daha. Ne kadar kolaydı bu soruya cevap bulmak, o anda aklından geçen ilk şeyleri söylemek! Ne güzeldi hayallerim, renk renk! Çünkü ufacıktım, imkansızı bilmiyordum. Küçücük “ben“in küçücük hayalleri vardı.

İmkansızlıklar inşa ediyorken hayallerimde, imkansız olduklarını “imkansız“ı öğrenince anladım. Ama şimdi imkansızlıklar bir yana bir gelecek var önümde; benim geleceğim…

Zamanla bana basit gelen bu soruya şimdi gerçek bir cevap lazımdı. İmkansızlıklardan arınmış, gerçeklik süzgecinden geçmiş, geleceğime ışık tutan bir cevap… Cevabım hem güvenilir olmalıydı hem de renkli. Geçmişin o ufak heyecanlarını getirecek, geleceğin sorumluluğunu üstlenecek, hem çocuk hem de yetişkin olan bir cevap… Benim gibi görünmeli, beni anlatmalıydı. İşte benim diyebilmeliydim ona bakınca.

Gelecek; benim geleceğim… Uzak gibi görünse de aslında çok yakınımda. Sahi ya ne olacağım ben büyüyünce. Beyaz önlüklü bir doktor mu, ellerinde kitaplarla dolaşan bir öğretmen mi, yoksa adaleti savunan bir savcı mı olmak istiyordum acaba? Bence yaşamak, saydıklarımdan birini olmak, onlar üstüne bir gelecek kurmak değildir. En azından ben böyle bir gelecek hayal etmiyorum. Çünkü bunlar, günlük ihtiyaç gibi olmuşlar. Yemeğini yemelisin, yatağa gidip uyumalısın ve doktor olmalısın. Ee, ne kaldı geriye toz pembe hayallerden!

Ne kadarını istersen o kadarını alırsın. Daha fazlasını bekleme hayattan. Hayat, beklentilerin kadar cevap verir sana. Sen hayal ettiğin, gerçekten çok istediğin şeylerin karşılığını alırsın ancak. Bu yüzdendir ki ben hayattan daha fazla şey bekliyorum. Bir elimde mesleğimi ve sıradan hayatımı tutarken, diğerinde gizemli hayal tarlam olacak. Eğer çok inanırsam, sıkı sıkı sarılırsam onlara, biliyorum gerçek olacak. Hayal tarlama ektiğim tohumlar yeşerecek bir gün! Onlardan vazgeçmeyeceğim; gökteki yıldızlar kadar çok isterken onları, başıma yastık, yemeğime katık yapmışken onlardan. Kışın sıcacık uyuyabilmek, ruhumun tokluğuna ulaşabilmek adına… Nasıl vazgeçerim onlardan?

Şimdi hayal ediyorum kendimi gelecekte, gelecekteki güzel günlerde. Ben, insanların düşüncelerinde yer edinen, en yalnız zamanlarında yalnızlıklarına eşlik eden, onların hayallerindeki kahramanlara hayat veren biri olmak istiyorum; geçmişim zehir, geleceğim felaketim olmasın diye. Onların dudakları arasında, kendi kalemimin mürekkebinde ölümsüz olmak istiyorum; bir gün yaşlanınca dilimde “keşke”ler olmasın diye. Bir elimle insanların kalbini tutarken, ötekinde kendi yarattığım dünyayı istiyorum; hayatta nelerin yapılabileceğini gösterebileyim diye. İnsanlara huzur ve mutluluk verirken onları görüp ben de mutlu olmak istiyorum; hayatıma o gülücükler renk katsın diye. Onları doğru yola yönlendirirken ben de kendi yolumda gururlanmak istiyorum; vicdan terazisi hiç şaşmasın diye.

Beni anlatmak istiyorum onlara. Haksızlıkları, mutsuzlukları, umutsuzlukları anlatmak… Onlar da mutsuz, umutsuz yaşamasın diye. Ben yazar olmak istiyorum. Hani duygulara tercüman olan insanlar var ya, onlardan. “Adalet“ olmak istiyorum onların dilinde, geleceğe bir ışık gözlerinde. “İleri” diye adım atan ayaklara derman olmak, gönüllere taht kurmak istiyorum. Yazdığım her kelimede hayat bulmak, okunan her cümlede yeniden doğmak…

Kurduğum cümlelere bakıp çok şey istediğimi sanmayın sakın. Çok şey istemiyorum ki ben! Sadece yaşamak, kendi irademle ve isteklerimle. Neden mi?

“en büyük özgürlük ölmekmiş deniyor
sakın ha adamı boğuntuya getirirler
ölmek kolay karanlığın arkası görünmüyor
hem yaşamak üzerine aynı şeyi dediler.
hepimiz en azından kendimize mahkumuz”

Bu yüzden bu hayatı hayallerim doğrultusunda yaşıyorum işte. Dünyamı istediğim gibi kurmak, renk renk uçurtmalar uçurmak istiyorum. Şimdi de söylüyorum; gökkuşağı tadında bir gelecek istiyorum.


önceki eser / sonraki eser