Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:janjan121
Eser sıra no:110217eser04


BİR RUH YOLCULUĞU

Geleceğim… Aslında gelmesini istemediğim şeylerden biri de o; geleceğim! Korkuyorum ondan, düşündükçe korkularıma da hak veriyorum doğrusu. Geleceğim… Ah sanki silik yazılar gibi, eksiltili cümleler gibi geleceğim. Çıplak bir tepede yalnız bir ağaç gibi geleceğim…

Bu hayat yolculuğunda her anım zamanın o çatık kaşlı, o alaycı bakışları altında ezildi. Ezilirken ne bir söz söyleyebildi, ne de bir iz bırakabildi. Ona bile fırsat vermedi, ah bu zaman! Geçmiş, şimdi, gelecek… Hepsi birbirine bulaştı, karıştı. Hisler, sözler, tavırlar, insanlar ya geçmişte kaldı yıllandı ya da şimdide, bana hiç ulaşamadı. Peki ya gelecek? Biliyorum, korkuyorum ama ondan başka neyim var ki. Ürkütüyor beni bu sonralar, gelecekler. Hem geleceği bile belli değil ya neyse. Ama dedim ya ondan başka hiçbir şeyim yok ki. Vagonları kopmuş tren gibi, hiçbir yer belirtmeyen bir harita gibi olsa da, biliyorum haritalar beni gösteriyor. Trenler bana doğru yol alıyor. Bu renksiz düşlerde, hayallerde, yarınlarda…

O zaman gel! İçine denizleri de al gel. Fırtınalı olmuş, bulanık olmuş ne yazar? İçine doğan güneşleri al. Batacak olsa da ne yazar? Sen zaten batan güneşlerde doğmadın mı? İçine insanları al; her türlü insanı… Ayırmadan, sınırlamadan… En kötü huylusu olsa ne yazar?

Gel geleceğim. İçine duyguları al. Hüzün olmuş, ayrılık olmuş, acı olmuş ne olur sanki. Hissetmek için beklemiyor muyum seni?

Gel geleceğim. İçine kitapları al, yazarları al, şiirleri al. Seni anlamlandıran bunlar değil mi? Gel içine ritmi al, notayı al, besteleri al. Sen onlarla can bulmadın mı? Gel içine kaybettiklerimi al, kaybolmuşları al ne olur sanki. Bir gün de sen kaybedilenlerden olmayacak mısın? Gel geleceğim. İçine suskunluğumu al, sessizlikle donat saçlarını. Zaten günün birinde sonsuz sessizliğe hapsolmayacak mıyız? Gel içine tarihimi al, yurdumu al, iklimleri al, buraları al. Çöl olmuş, soğuk olmuş ne olur ki! Zaten sen de buralarda yaşlanmayacak mısın?

Korkularımı del de gel; şüphelerimi, telaşlarımı boşalt da gel. Zamanı yen de gel. Hem belki de bir parça sahne katarız bu uzun tiyatroya; beyaz bir önlükle birilerini yaşama bağlarken… Gözlerindeki yaşam sevincini yeniden hayata sunarken… Kalp atışlarını duyup bunu doğaya şarkı yaparken.Soğuk bir sedyeden insanları iple çektikleri evlerine, ailelerine kazandırırken… Belki de başka bir yerde, kırık bir kayıkta, bir çocuğun soluklarında, kanayan kalplerde kök salarken… Kim bilir belki de sen bana göz kırparken, zaman bizi yine tarihte, kuytu bir yere not düşerken… Öyleyse bir an önce gel sayın geleceğim. Şunu bil; sen bana gelmesen de ben sana elbet geleceğim.


önceki eser / sonraki eser