Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kardelen001
Eser sıra no:110223eser22


HER ŞEY SENDE BİTER

Ülkemin geleceği hakkında açıkçası aklıma hiç iyi şeyler getiremiyorum. Televizyonu açmaya korkar oldum.Çünkü ne zaman bu aptal kutusunu açsam kulaklarımı bir feryat inletiyor. Bu feryat bazen kocasını maden ocaklarında yitirmiş bir eşin bazen evladı vatan uğruna şehit olmuş bir annenin bazen de eşi ve çocuğu maganda kurşunuyla öldürülmüş bir babanın oluyor. Tüm bunlardan canım sıkılıyor. Bari biraz gazetelerle oyalanayım diyorum, bu sefer de bir manşet gözüme çarpıyor. Manşette yedi senedir işsiz bir adamın şiddetli geçimsizlik nedeniyle karısını ve daha bir yaşındaki bebeğini öldürdüğü ve sonra da kendi canına kıydığı yazıyor. Bu kocaman ülkede hiç iyi haber yok mu diye düşünüyorum. İşte sonunda güzel bir haber…Daha doğrusu güzel sanılıp gazetelere konulan bir haber…Haberde öğretmen atamalarının bu yıl içinde gerçekleşeceği yazıyor. Ama yine birçok öğretmen işsiz kalacak… Ah şu amalar da olmasa içime bir bardak su serpilecek. Gerçekten ne olacak bu milletin hali? Hep böyle televizyonu açmaya korkar halde mi yaşayacağız?

Günümüz insanları nereye sürükleniyor böyle? Hele yeni nesile yani bizlere ne demeli? Atatürk’ün sözü geliyor aklıma: ‘’ Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz.’’ Ama bizim gençlerimiz Atatürk’ün izinden gitmek şöyle dursun, kendi gelecekleri için bile çaba sarf etmiyor. Boş, geleceğe dair hiçbir planı ve ümidi olmayan bir yolda ilerliyorlar ve yolun sonuna geldiklerinde ‘’Hayatım nasıl bu hale geldi, ne yaptık da böyle olduk?’’ gibi pişmanlık sözleriyle yiyip bitiriyorlar kendilerini. Nice emeklerle nice zorluklarla yazılan İstiklal Marşı’mızı bile körü körüne okuyorlar. Daha kötüsü çoğu gencimiz İstiklal Marşı’mızın hangi şair tarafından yazıldığını bile bilmiyor. Bunları yazarken inanın gerçekten utanıyorum. Ama ne yapacağız İstiklal Marşı’nı? Televizyon ve bilgisayarda bir sürü gereksiz şey var, otur izle zihniyeti hakim sürüyor. Zaten bu gereksiz şeyler değil mi bizi bu hale düşüren?

Yetişkinlerimiz de çok güzel örnek oluyor bize. Daha oy verdiği kişinin ismini bile bilmezken televizyona çıkıp oy verdiği kişiyi övüyor. Niye övüyor? Çünkü birileri onu ödüllendirmiş de ondan. Bu ne tuhaf bir demokrasi? Eğer demokrasi, kömürle, beyaz eşyayla gerçekleşiyorsa biz demokratız.

Tabii töreler… Geçmişten gelen saçma sapan kurallar ve bunlara körü körüne bağlı halk… Öyle ki bu kurallar uğruna nice cana kıyılıyor. Hangi devirdeyiz biz? Galiba halkımız, okuma yazma bilinmeyen, kadınların peçelere kapatıldığı, kız çocuklarının okutulmadığı günleri özlemiş. Ama böyle olmamalı. Tahsil cesaret karşısında eski itibarına kavuşmalı. Şiddetin yerini merhamet almalı.

Biz, geçmişten gelen bu saçma sapan geleneklerle uğraşırken diğer milletler çalışıyor, bilim ve teknolojide ilerliyor. Niye bizim milletimiz de bilim ve teknolojide ilerleyemiyor? Çünkü bizim eğitime ihtiyacımız var. Ancak eğitimle bazı konularda bilinçlenebiliriz. Ancak eğitimle diğer milletlerle yarışabiliriz. Bu da ancak devletin eşitliğine ve adaletine bağlı. Milleti boş şeylerle kandıracağına onu eğitmeli.

Terör olayları da son günlerde arttı. Türk, Çerkes,Kürt…gibi ayrımlar söz konusu. Allah aşkına birisi çıkıp söylesin! Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? O savaşta hiçbir ayrım yoktu, zaten olsa o savaş kazanılamazdı. Tek gayemiz bağımsızlık ve vatan sevgisiydi. Ama günümüzde birileri kendi ülkelerini kurmak için Türk askeriyle kıran kırana savaşıyor. Oysa her ikisi de aynı ülkenin evladı. Üstelik bir zamanlar dedeleri omuz omuza savaşmış ve şehit olmuş. Ama şimdi bunları unutmuş birbirleriyle savaşıyorlar. Ülkemizde o kadar farklı millet var ki…Herkes kendi devletini kurmaya çalışsa gerisi ne olur az düşünün. Bence birbirimizle savaşacağımıza el ele verip bizi sömürenlerle savaşalım. Bunu yapmazsak denizden zehirli variller çıkmaya, sahillerimiz işgal edilmeye devam edecek.

İşte böyle benim ülkem…Kırıldı kırılacak bir dal benim ülkem…Bu dalın kırılmaması mümkün. Bu da milletimizin ve devletimizin sorumluluklarını yerine getirmesiyle mümkün. Ama asıl görev milletin. Millet öyle bir yol izlemeli ki Türkiye bembeyaz bir sayfa açmalı kendine. İnsanlar kendine gelmeli. ‘’Ne oluyoruz böyle?’’diyebilmeli.Kendini bilime, sanata ve kültüre vermeli. Türkiye’nin güzelliklerinin yanı sıra kendi içindeki güzellikleri de görebilmeli.

Böyle olduğunda benim ve ülkemin geleceği pırıl pırıl olacak biliyorum. Böyle olduğunda harcadığımız emek boşa gitmeyecek. Böyle olduğunda mutlu bir hayat sürebileceğiz. Ama bugünkü gibi devam edersek her şey boşa gidecek. Çünkü eşitliğin, adaletin, özgürlüğün, bilimin, kültürün,sanatın olmadığı yerde gelecekten söz edilemez.


önceki eser / sonraki eser