Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kaybolmuş555
Eser sıra no:110221eser40


Şimdilerde Kaybolmuş

Ayrıntı yayınlarından çıkan kitapların arka kapaklarındaki yazılar gibi bir giriş yapmayacağım. Yani onlar gibi tek düze olan ama kitabı okuduğunuzda bambaşka diyarlarla ve dopdolu insanlarla karşılaşabileceğiniz bir hayat da değil benim ki. Hayır, kesinlikle ayrıntı yayınlarından fırlama bir karakter değilim doğrusunu isterseniz. Dahası potansiyelinin farkına varmış ama şimdiye sıkışıp kalmış, kaybolmuş biriyim ben.

Kimisi savaş çocuğu olduğu, kimisi devrim, kimisi darbenin, kimisi siyah-beyazların. Bense kendimi ve kuşağımı umutsuzluğun ya da tam tersi umutsuzluğun içindeki büyük umut çocuğu olarak görüyorum. Tamamen kaybolmuş durumdayız. Eğitim sisteminin, tüm siyasi tartışmaların, kapitalizmin içinde tamamen kaybolmuş durumdayız. Tamamen kaybolmuş durumdayım. Kendimi ve diğer yanım olan ötekine öyle zor bağlanıyorum ki. Tüm şu iletişim aletlerinin bir faydası olmuyor kendime bağlanmamda. Kimi zaman gizli bloğuma bir şeyler yazıyorum ama o da yeterli olmuyor. Kendimi arıyorum. Kendimi bilmiyorum bile. Kimim, ne istiyorum, herkes ne istiyor bunu bulmaya çalışıyorum yalnızca. 17 yaşıma gireceğim yakında belki de bu kaybolmuşluğa daha önceden düşmeliydim, bilemiyorum, ama buna ihtiyacımız var. Demek istediğim şu ki, eğer çevrenize dalmış gidiyorsanız kaybolmuşluğa ihtiyacınız var. Kaybolduktan sonraysa bulduğunuz her doğru sizi tatmin ediyor. Her gerçeğe ulaşışınızda bunu kendi başınıza yapmış olmanın, mantık içeren bir şeyleri bulmanın mutluluğunu tadıyorsunuz. Bu mutluluğu tadıyorum ben de, en azından deniyorum. Müthiş bir mantıksızlık içinde yüzüyoruz birlikte. Kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Evet, şuan yalnızca kendimi kurtarmaya, çok, daha çok düşünmeye zorluyorum kendimi. Ben buyum işte, kaybolmuş.

Eğitimimiz kendini tatmin etmeye çalışan hocalardan, tek tük ama güzel amaçlardan oluşmayan şekilde donatılmış. Elbette eğitimden bahsetmeyeceğim, içindeki tüm saçmalıklar hakkında hemfikiriz sanıyorum. Bunun yanında bir de siyaset var, hepimiz yerimizi almaya çalışıyoruz değil mi? Ben de denedim. Çeşitli yollarda denedim ben de, hala deniyorum. Ama müthiş bir mantıksızlık içerisinde siyaset. Olan olaylar tamamen mantık dışı. Tamamen. Mantıklı olan şeyler resmen yok olmuş durumda, korkup kaçmış sanki siyasetçilerin iğrenç suratlarına maruz kalınca.

Kaosun içindeki düzen diyorlar, buna giderek inancımı kaybediyorum, çünkü güzellikleri görmeme izin vermiyorlar ve ben yalnızca bu aptal insanları seyretmek zorunda kalıyorum. Güzellikler saklıyken kitaplarda, filmlerde, ya da uzaklarda veya dünyada tamamen gerçek olarak , tüm gördüğümüz öcü gibi insanlar ve bizler yokmuşuz gibi çevremizde kafalarına estiği gibi davranıyorlar. İşler çok uç noktalarda, herkes aklını yitirmiş olduğundan, sonuçta herkes akıllıymış gibi duruyor.

Kendimi kaybetmek için daha çok uğraşmayı düşünüyorum gelecek hayatımda. Tüm markaları, marka sevdasıyla dolu olan kuşağımı, tüm popüler kaynakları görünmez kılmak istiyorum kafamda. Bizler, evet bizler bunların çocuğuyuz, üzgünüm. Nereye bunların çocuğuyuz diyeceksiniz bu kadar çok fakir varken, taksit var kredi kartı var diyeyim isterseniz. Şimdi öyle bir dönemdeyiz ki zengin insanların giydiği kıyafetleri ortalama gelirde biri bölük pörçük 1 senelik taksitlerle alabiliyor bile. Aman canım boşverin kapitalizmi kötülemeyi, bakın her derdimize deva, kolaylıklar sağlıyor bize.

Her şey zenginler için. Konser biletlerinin fiyatlarını gördünüz mü hiç? 100 TL ye geliyorlar yahu. 60,70 TL ye.. Bizi ne sanıyorlar bilmiyorum ama kendimce tepki veriyorum tüm bunlara. Gitmiyorum inadına. Müzik benim her şeyim inanın, ama sanatçıların yaptıkları müziklerine yakışmıyor. Ben de konser günü kendime bir şarkı listesi hazırlayarak kahvemi içiyorum, dansımı ediyorum. Elimden gelse müziklerini de dinlemezdim çok çok ileri gidip. Ama karşı koyulamaz şeyler hepsi.

Şu kocaman Sapphire i gördünüz mü peki? Çeliktepe'nin çirkin binalarının önünde, güneşin binaların sıklığından dolayı giremediği, kornaların, kavgaların semtinin baş tacı olmak üzere olan hani? Ben burada yaşıyorum ve yemin ederim, tam da ihtiyacımız olan bir şeydi o bina. Yeşilliklere ihtiyacım vardı benim, zaten çok yakınımda 2 koca alışveriş merkezi vardı. Oralara gidip eğlenebilirdim isteseydim, bi sürü marka indirime girdiğinde gidip beğendiğimi alabilirdim, niye zahmet ettiniz?

O yüksek yerlerde insanlar yaşıyorlarmış.Alışveriş merkezinde yaşam. Zaten artık alışveriş ve yaşam merkezi diyorlar. Korkunç.
Kuşlar uğramaz umarım yanınıza, umarım.. Ben beddualardan nefret ederim.
Kendimi gerçekten kaybetmek istiyorum gerçeklerin içinde. Bir meslek düşünemiyorum bile, kendimi göremiyorum içinde hiçbir şeyin. Mantıksızlık gözümün önüne dikilmiş durumda ve ben tüm bunların içine girmek istemiyorum şimdi. İşte bu yüzden kendimi keşfe, her yeri keşfe çıkmak istiyorum.Deneyimlere boğulmak, dünyaya bizzat ellerimle dokunmak, güzellik neymiş, yaratıcılık neymiş hepsini görmek istiyorum. Huzuru keşfe çıkacağım ben. O zaman kafayı yemem ve farklı bakabilen biri olurum.

İyi bir üniversiteyi kazanıp, üniversiteyi bir sene dondurarak param yettiğince yurtdışında gezeceğim yanımda bir ya da iki arkadaşımla. Şimdiki tek derdim olabildiğince çok kitap okumak, film seyretmek, yeni müzikler keşfetmek ve ders çalışmaya çalışmak ve biriktirebildiğimce para biriktirmek. Ve ve..

Tüm bu dediklerim geleceğe nasıl baktığımı açıklıyor olmalı. Gelecekte kan görüyorum, yine saçmalayan siyasetçiler görüyorum, robotlar görüyorum, ve benim gibi içine çekilmeye ihtiyacı olan tonlarca insan görüyorum. Hayvanlaşmış durumdayız, beynimiz kurtulmamızı söylerken öteki bize baskın çıkıyor ve uyuyoruz çevreye. Çevrede "uyuyoruz".

Uyandığım, kendimi bulduğum vakit herkese daha yararlı olacağımı düşünüyorum. O zaman güzel şeyler üretebilirim. Güzel kolajlar yapabilir, resimler çizebilir, kitaplar yazabilir, tasarımlar yapabilir, güzel konuşabilirim. Ben kendimi bulana kadar, ki hepsini bulamayacağımı biliyorum, ama en azından çoğunu bulmaya çalışırken insanlar da uğraşır bunun için, böyle umuyorum. Biliyorum yapacaklar, çünkü tüm bu bunalım daha fazla süremez. Patlayacaklar nasıl bir nehirde yüzdüklerini görünce. Veya gerçek anlamda biri bizi atom bombasıyla patlattığında, elimizdeki tüm kredi kartları, yüzükler, banka hesapları, meslekler uçup gittiğinde bakacakları tek şey kendileri olmak zorunda olacak. Kırılma noktasının ne şekilde olacağını kestiremiyorum. İnsanlar parçalara ayrılmadan olursa süper olur. Ama bu halimizle de bir çok parçayız aslında.. bilmiyorum.

Tüm bunlar size hayattan ümidi kesmiş, sigaraya başlayıp ne biçim hayattayım lan diyen birinin dedikleri gibi görünebilir. Ne bileyim, belki tıp okumayı istediğimi yazsaydım ve bunun için nasıl çabaladığımı söyleseydim, ya da hangi markadan kaç tane elbisem olduğunu anlatsaydım kimilerinize göre daha çekici gelecekti gibi geliyor. Ama elimizde değiştiremeyeceğimiz şeyler var ve doktorluk mesleği de bunların içinde. Bir şey yapmak isteyince uzaklaştırılıyoruz. Düşüncelerimizi duyurmak isteyince, sen farklı ol falan demeyin lütfen, yüzyıllardır bu böyle, sınır noktası yakın gibi hissetsem de sisteme karşı çıkabilmenin zorluğunu biliyorum. Geçen gün arkadaşımın babaannesini hastaneye kaldırdılar, yaşlı birisiydi. Kan verilmesi gerekiyordu. Bulundu kan ve verildi ancak kısa süre sonra hastalıklı olduğu ortaya çıktı kanın. Test edilmemiş kanları kullanmalarına izin veriyor doktorlar, düşünebiliyor musunuz? Göz yumuyorlar bunlara. Böyle bir ortamda çalışıyorlar. Gerçekten istekleri hayat kurtarmakken böyle bir şeye nasıl göz yumulur anlamıyorum. Ben kafayı yerdim doktor olsaydım. Bu meslek yalnızca bir örnekti, tonlarca bulunabilir. Hepsi bu iğrenç sistemin yaratıkları.Böyle işlerin içinde olmayacağım. Onun yerine düşüncelerde keşfe çıkıp insanlarla paylaşmak istiyorum düşüncelerimi. Kitap yazarlarının tüm bu saçmalıkların arasında bana nasıl yardım ettiklerini en iyi biliyorum ve en güzel paylaşma yöntemi bence kitap. Ben de düşüncelerimden bahsedeceğim ileride herkese.
Çok basit şeyler söyledim aslında, durumu ortaya koydum. Size hala umutsuz biri gibi gelirsem üzülmeyeceğim, çünkü hepimiz böyleyiz ve ben içimdekileri yansıtmayı, kelimeler kurmayı severim. Elimden geldiğince içimi ve benim gibi kaybolmuşları yansıttım. Bir şeyler yapmayı umanları.

Aslında size ne kadar çok umut çocuğu olduğumuzu da göstermeye çalıştım, umutsuz olan ne bilmiyorum, öyle bir şey yok.



önceki eser / sonraki eser