Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kel rapunzel108
Eser sıra no:110222eser07


ADAM SEN DE!

“Sanırım hayal kurarken malzemeden çalıyoruz; çünkü sürekli yıkılıyor”

Planlar yaptım. Malzemeden çalmadım. En kalitelisini kullandım sevginin, umudun. Gerçekleştirmeye çalıştım. Ben o hikâyelerdeki “inanmış, azimli kişi” oldum! Düşündüm. “İnsanlık” dedim, hak ediyor kendine iyi davranılmasını. “İnsan”lık hâlâ “insan”dır, dedim. İlk önce doğa karşı çıktı buna: “Bana neler yaptı görmüyor musun?” diye sordu önce. Sonra haykırmaya başladı, şimşekleriyle. Seller gönderdi hayallerimin üstüne. Depremlerle sarstı beni. Doğa yıkmaya uğraştı, yapamadı. Aynı azimle devam ettim: “Bir gün” dedim, göreceğim “insan”lığın barış içinde yaşadığını. Aşırılığın ve lüksün unutulduğunu. Hâlâ umut var onlar için, dedim. Üstelik ne senin ne de benim yanmama gerek var bunun için. Kant dememiş miydi; “Kişinin vicdanı vardır, ‘insan’lar sırf toplum kendisini ayıplar diye bir eylemi yapmamazlık etmez; kendi mantığına ve vicdanına uymadığı için yapmaz.” “İnsan”lara sadece bir kapı açmam gerek diye düşündüm. “İnsan” elbet görecekti aslında hepimizin eşit olduğunu ve mal sahibinin değil emek sahibinin ilk payı almasını gerektiğini.

Bir gün insan çıkageldi. Yüzünde canlı bir gülümseme, yumuşak bir sesle konuştu benimle: “Bu düşündüğün benim yüzyıllık düzenime aykırı. Ne yapmaya uğraşıyorsun? Canlılık, kökeni su. Balıklar birbirini yer suyun içinde. Sonra karaya çıktık. Zayıf olanın aslanın dişlerinde biten yolculuğunu gördük doğada. İnsan da bu doğadan gelmiyor mu? İnsanlar birbirlerinin üstüne basarak tırmanırlar. Güçlü, güçsüzü ezerse düzen oluşur. Hayallerinden sıyrıl ve gerçeğe odaklan!” dedi.

Aldırmadım. “Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur” demişti Einstein. Daha yolun başındaydım. Daha sadece düşünüyor ve kendi kendime konuşuyordum. İlerledim sonra. “İnsan”larla konuşmaya başladım. Anlatmaya. Belki “Dünyanın bütün işçileri, birleşiniz!” diyerek bütün “insan”lığa seslenemiyorum, böyle kaya gibi sert cümleler kuramıyorum; ama kahvedeki Mahmut Abiyi, bakkal Hüseyin Amcayı mülkiyetin hırsızlık olduğuna inandırabiliyordum. Sonra insan tekrar geldi. Bu sefer gülmüyordu. Kızgındı ve elinde bir sopa tutuyordu. Vurmaya başladı var gücüyle, hayallerime. Paramparça etti onları ve benim umutlarımı. Dachau’da fırınlar yaktı, atom bombaları attı. Beni de içeri attı, türlü işkencelerden geçirdi. Bense vatan haini ilan edildim. Düşüncelerim, umutlarım yüzünden… Dünyanın iyiliğini istediğimden suçluydum ve cezası ülkemden uzakta ölmekti, kitaplarımın yakılmasıydı…

İnsanlık dedim, hak etmiyor uğrunda çalışmayı. Uyarmak istedim bütün çalışanları: “Adam sen de! Dön bak dünyaya, gör saf vahşeti ve korkuyu. Bak doğaya. Neler yaptı ona insanlık. Bunu istiyorlar. Sen ne ilksin ne de sonsun değiştirmeye uğraşan. Dünyayı değiştirmeye çalışanlara baksana bir. Gene aynı şekilde devam edecek. Dünya bırak uğruna çalışmayı, hakkında hayal kurmaya bile değmez!”…

Acaba?

Her hikâye böyle mi bitmek zorunda. İnsanlık ne zaman anlayacak onun iyiliğini istediğimizi? Asıl düşmana saldırmak yerine dostlarını öldürmeyi ne zaman bırakacak?

Hayır! “İnsan”lık er ya da geç anlıyor hatasını. Evet, Martin Luther King “insan”lık için 2,5 kat hızlı yaşlandı, insanların ona verdiği ise boğazına bir kurşun oldu. Ama sonrasında savunduğu düşünceler yaşadı, gelişti, büyüdü ve bugün ABD’nin başkanı bir siyahî!

Evet, ben de sözüme “I have a dream!” diyerek başlıyorum. Çünkü yaşam için en gerekli şey hayal kurmaktır. “Ruhumuz olmadan sadece birer makineyiz”, ruhun gıdası müziktir; ürünü ise hayaldir. Her insan dünya için düşünüp, onun iyiliği için çalışmalıdır. Çünkü başka bir dünya yok, elimizdekini korumak zorundayız…

Evet, benim de bir hayalim var. Hatta hayallerim var. Belki yavru balıkların avının engellenmesi gibi kolay ve gerekli; belki biraz daha para kazanmak için yunusların uçsuz bucaksız yuvalarından –denizlerden- alınıp, ruhsuz ve onu üzen havuzlara atılmasının engellenmesi gibi kısa vadeli ve masumca; belki üniversitede istediğim bölümü kazanmak gibi yaygın ve biraz da bencilce; uçak kullanmayı öğrenmek gibi uçuk kaçık ve çocukça… Ama hayallerim var, bana ait ve diyorum ki bir gün gerçekleşecek onlar. Gözlerimi kapattığımda kendimi orada görebiliyorsam, hayallerim bana gülümsüyorsa ve somut bir şekilde dokunabilecek kadar canlıysa yapabilirim. Hayallerimi gerçekleştirmek için önce onları hayal etmek gerekir. Ben yatırımımı düşünerek yaptım ve bir gün meyvesini alacağım…

“Bir yıldız kaydığında hiçbir şey dileyemeyecek kadar ümitsizim geleceğimden.” demişti bir arkadaşım. “Hayır!” dedim. Bir şey dileyemiyorsan her şey buradadır – ki öyle! Bugün beyninin içinde, yarın avucunun…


önceki eser / sonraki eser