Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kelebek111
Eeser sıra no:110223eser14


Gölgedeki dünya...

Zifiri karanlık her yer, müziğin sessiz sesi var sadece, kulaklarımın duymak istediği namelerce. Hayaller yine, bitmez tükenmez. Beni oluşturan, beni ben yapan, hayatın zorluklarına merdiven olan... Eksik bir şey var ama, her şey tamam gibi görünse de, eksik bir şey? Göz kapaklarım tutunmak istemiyor anın dallarına. Müziğin kalbi ısıtan hülyalara götürmesinin ötesinde acısını çekiyorum sevdanın. Ve hala eksik bir şeyler hepimizin evreninde. Ne! Susuşlar düşünüşlere itiyor yalnızlığımın içinde, istemsizce...

En gelecekten şimdiye uzanan bir yaşam ve yaşamın bendeki parçası... Görüyorum; mavi bir şeyler dönüyor, dönüyor ama bu ne hız! Ben bir yerdeyim: ıssız. Etrafım karanlıkların esiri olmuş ve ben yaklaştıkça yaklaşıyorum maviliğe. Merakın verdiği cesaret, esrarın verdiği korkuyu yenerken nereye geliyorum? Ağaçların temizlediği havanın bu kadar belli olması itekliyor beni hayretlerin içine. "Neler oluyor hayatta?" diyecekken insanlar beliriveriyor değersiz gördüğümüz bir anda! İnsanlarla birlikte arabalar, fabrikalar, onlar, bunlar şunlar derken hiçbir şey her şey oluyor... İnsanlar var, hayata tutunan ama bir fark: Hepsi el ele birlikte, mutluluğun kalbinde, sevgi salkımlarını birbirine ikram etmekte yarışmaktalar... Sevginin insanı insan yapmanın ötesinde inançları doğuran bir ana, mutluluğun özünü arı misali çekip dağıtan bir elçi, düşmanı olan savaşların ve gizli bir kahraman olan cehaleti yok etmede, karanlık duyguları fonksiyonlar gibi dönüştüren iyiliğe, güzelliğe bir gönülçelen olduğunun farkındalığına varıyorum bendimde!

Merak ediyorum hala ve hala eksik bir şeyler var! Her yerde rahmetin ayak sesleri... Barış ilk defa kötü bir şey yapmış kendince: Savaşı dövmüş de ateşini söndürmüş; savaş yerde, ellerinde sevgiden bir kelepçe. Dimağımda yıldırımlar çakıyor. Koşuyorum hayır hayır uçuyorum kanla yazılan destanları göğsünde taşıyan ülküme. Bir nefes çekiyorum ciğerlerime, lezzeti bir başka. İstanbul Boğazı göz kırpıştırırken narinliğinin tarifsizliğiyle, Sakarya ve Bolu el sallıyor Ankara yolunda kendilerince! Mıknatıs gibi çekiyor bir şey, kendimi bırakmışım aklımın karmaşıklığında. Ve buluyorum kendimi birinin karşısında. Yusuf'un karşısında hizaya geçmiş, eğilecek sanki herkes! Bu ne kudret. Dünyanın merkezi bizim cennet. Fark ediyorum topraklarımız iki cihanda! Karşımda biri. Kim ki? Ne; ne, ben mi?! Evet ta kendisi...

Dünyaya bir şeyler oluyor yine ve çekiyor karşımdaki ben beni. Duruluyor zaman ve dönüyor mavilik doğudan batıya! Akıyor zaman ana... Her şey tersine tersine dönüyor, zaman geriye, yıllarım geriye, saat geriye ve ben geriye her şeyin arasından. Bir ara görüyorum sevdiceğimi çocuklarımızın gamzesindeki çukurdaki manadan. Ve anlıyorum her şeyin mahiyetini, değişeni... Değişenin ben olduğunu görüyorum bir tek! Benim gölgemde dolanan bir dünya oluğunu kavrıyorum. Kavrıyorum okyanusun içinde su aradığımı! Açılıyor gözlerim ve bir eksiklik artık hiç eksiklik oluyor.

"Gecenin efkârı iniyor perde perde..." Aydınlanıyor yaşamım, geleceğim ve kendim. Yüzümde bir tebessüm, biliyorum yarınlarda ben her yerde ve her şey benim elimde!



önceki eser / sonraki eser