Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:kuzgun295
Eser sıra no:110221eser08


GELECEĞİM, ŞİMDİM VE BEN

“Ben kimim? Ne yaptım? Ne yapmak istiyorum?” sorularını oldum olası yöneltmişimdir kendime. Her soruşumda yanıt bambaşka olmuştur ya da eskisine bir şeyler eklenmiş olarak serilmiştir önüme. Kendime dair tanımlarımda da gelecekle ilgili planlarımda da sabit fikirli olamadım hiçbir zaman. Çok küçük yaşlarda bir öğretmeninden etkilenip de ben öğretmen olacağım hayaline kapılıp büyüyene kadar bu hayale göre hareket ederek sonunda öğretmen olan insanlardan değilim yani. O kadar çok fikir değiştirdim ki geleceğimin en önemli parçası olacak olan mesleğimle ilgili, tıpkı başka konularda da olduğu gibi.

Çok küçük yaşlardayken yaratıcı, hayalbaz zihnim harika gelecek senaryoları yaratırdı. Belgesel kameramanı olmaktan tutun astronota, çikolata fabrikasının sahibi olmaya kadar pek çok değişik, kimisi uydurma meslekleri icra ettiğimi hayal ederdim. Hepsinin ardında küçük masum çıkarlar gizliydi tabii. İnsanlar ne zaman hiçbir çıkar gözetemeden bir iş yapmış ki? Mesela çikolata fabrikasının sahibi olmayı tatlı bağımlısı bir çocuk olduğum için isterdim. Bu sayede durmadan çikolata yiyebilirdim. Belgesel kameramanı olma fikriyse halen daha aklımı çelebilecek bir fikir. Dünyayı dolaşma fikrimden yola çıkarak istiyordum onu da.

Ben büyüdükçe hayallerim planlar haline gelmeye başladı tabii. Daha gerçekçi, daha olası planlar yapmalıydım. Ve daha kapsamlı planlar. Bunun için önce kendimi tanımalıydım, ne istiyordum ben? Çevremdeki çoğu kişi gibi iş ve ev arasında gidip gelen sıradan bir hayatla yetinebilir miydim? Aldığım para, mesleğimi yaparken aldığım hazdan önemli olabilir miydi? Sanmıyorum. Ve düşünmeye başladım beni mutlu eden şeyleri, yeteneklerimi. Biliyordum ki geleceğimin temeli mesleğim, öyleyse bilmeliydim mesleğimin kriterlerini.

Dokuzuncu sınıftayken resim yeteneğimi keşfettim mesela ve başladı bende bir ressam olma isteği. Hem de öyle tabloların önüne geçip de saatlerce fırça sallayan cinsten bir ressam olmak değildi amacım. Çizgi film çizeri olmak istiyordum. Ama derslerimdeki yüksek başarı oranım ve özellikle babamın “sanatçılar aç kalır” şeklindeki düşüncesi yüzünden bu konuda önüm açılmadı, açılmayacaktı. “Hobi olarak resimle ilgilenmeye devam o zaman” dedim ve geçtim. Ki kurgusunun da çizimlerinin de bana ait olduğu en az bir çizgi roman yayımlamak geleceğimle ilgili planlarımdan birisi.

En sevdiğim yeteneğim doğrultusunda ilerleyemeyecek olmam bir süre bunalıma soktu beni. Sanki çizgi film yapımcısı olmak dışında seçebileceğim tüm meslekler ailemin etkisinde kalarak seçeceğim mesleklermiş gibi geliyordu bana. Özgürlüğüne aşırı düşkün olan ben gelecekle ilgili planlarımda ailemden çok benim düşüncelerimin etkin olmasını istiyordum. Ve “İstediğim gibi yaşayamayacaksam niye yaşayayım ki?” diyordum. Neyse ki bu bunalımım uzun sürmedi. Farklı ilgi alanları geliştirdim. Beni mutlu kılan başka durumlar keşfettim. Kullanabileceğim ya da geliştirebileceğim bambaşka yeteneklerimin farkına vardım. Ve sanırım artık en azından geleceğimin hazine haritasını oluşturacak kadar tanıyorum kendimi. Tüm planlarımı belirleyip o planlarımla ilgili resimler ve küçük yazılarla donattığım renkli kartonlarla çevrili odamın duvarları. Şimdiyse geleceğimin hazine haritasını kelimelere dökeceğim yazımın geri kalanında.
Bir ağaca benzetiyorum geleceğimi. Her dalından farklı meyveler sallanan verimli kocaman fantastik bir ağaca… Bu ağacın sürekli büyüyüp gelişmesi, kendini yeni dallar yeni meyvelerle donatması amacım. Çünkü durağan bir hayat olmamalı benimkisi. “Elimden bu kadar geliyor.” deyip olduğum yerde sayamam ben. Kendimi yeteneğim olan olmayan her alanda geliştirip hayatın her meyvesinin tadına bakmak niyetim ve sunabildiğimi sunmak. Yani saçlarını maviye boyamış üzerine bol kıyafetler giymiş hareketli hiphop müzikleri eşliğinde devasa rampalardan patenle kayarak inerken de son derece sade bir kıyafetlerle Çin’deki veya Hindistan’daki tapınaklarda meditasyon yaparken de hippiler gibi giyinmiş sokağın ortasında neşeyle şarkı söylerken de büyük kalabalıklar önünde kişisel gelişim seminerleri verirken de ilginç, iğrenç ve tehlikeli diye tanımlanan yarışma programlarında da görebilirsiniz beni.

Bir ağaç gibi hayatın simgesi olmak istiyorum. Küçük tebessümlerle karşılanmayı bekleyerek insanlara meyveler sunabilmeyi. İnsanlara yardım edebilmek, mutlu olmalarını sağlayabilmek istiyorum. Çünkü gördüm ki mutluluk paylaştıkça, verdikçe çoğalan yegane şey. Küçük bir tebessümün sebebi oluyorsunuz ve kalbinizin tekdüze ritmi mutlu ve coşkulu bir ritme dönüşüyor. Yalnızca varlıklı insanların mutluluğu değil bu arada amacım. Bu sebeple ki bana maddi getirisi fazla olan insanlara da az olan insanlara da aynı hizmeti sunacağım.

Ağacımın gövdesini hayatımın öğrencilik evresinden sonraki kısmını adayacağım mesleğim oluşturuyor tabii. Ve ben ağacımın gövdesine kazıdım bile olacağım mesleği. Sözlerimden de anlaşılmıştır ki insanlara doğrudan hizmet edebileceğim bir meslek seçtim kendime. Bir şifacı, bir doktor olmak istiyorum. Çünkü biliyorum ki sağlık gittiğinde ilmiği kaçmış bir örgüye dönüşüyor hayat, teker teker sökülüp gidiyor.

Yaratıcı bir kişiliğimin var ve biliyorum ki bu kişiliğimin etkilerini mesleğimde de göstermezsem olmaz. Bu yüzden ki yalnızca fakültede öğrendiklerimle yetineceğimi sanmıyorum. Bir yandan modern tıp eğitimimi tamamlayıp bir yandan da etkileri bazı doktorlar tarafından görmezden gelinmek istenen alternatif tıp eğitimi almak istiyorum. Her iki alanın faydalı öğelerini bir araya getirerek bütünleyici tedaviler gerçekleştirilebileceğini düşünüyorum ve bu tedavi yöntemlerini bulmak adına çalışmalar yapmayı planlıyorum. Şu anda geleneksel Çin tıbbı ve Reiki eğitimleri almaya başlamakla hayalim yolunda adımlar atmaya başladım bile.

Kişisel gelişim ve spiritüalizm konularına olan ilgim mesleğimin yanı sıra bu konular konusunda da çalışmalar yapma isteği oluşturuyor bende. Kişisel gelişim kitapları yazmak, bu konulardaki eğitimleri tamamlayıp kendim de eğitimler verebilmeyi istiyorum.
Spritüalizm demişken parapiskoloji de ilgimi çekiyor hani. Telekinezi, telepati, duru görü gibi zihinsel güçlerimi geliştirmeyi de planlıyorum. Bu tür yeteneklerimiz varsa var olmalarının bir amacı da olmalı elbet. İnanmamayı seçerek kör bıçak niteliğindeki yeteneklerimi kör bırakmaktansa bilemeyi seçiyorum. Çoğu kişinin inanamadığı bu yetenekleri keşfedip insanlara öğretmek de amaçlarımdan birisi kısacası.

Mesleğim dahilinde veya değil tüm dünyayı ayrıntılarına dikkat ederek dolaşmayı da planlıyorum. Bu planımı değişik tur programlarıyla gerçekleştirebilirim diye düşünüyorum. Üniversite döneminde bu hayalime katkıda bulunacak turlara katılmak için aileme baskı yapmaya bile başladım şimdiden.

Ve sanat. Hayatımın vazgeçilmez parçalarından birisi. Sanatla ilgili olan tüm yeteneklerimi keşfedip geliştirmek de devasa ağacımın dallarından biri. Ki bu konuda çalışmalar yapıyorum şu anda da. Resim konusunda yetenekli olduğumu ve hayalimi paylaşmıştım. Ona ilaveten bir sanat galerisi açma hayalimde var. Ve bir de bu yeteneğimden faydalanarak yaşadığım mekanların duvarlarına resimler çizme hayalimi de ekledim hazine haritama. Öyle gerçekçi resimler olacak ki onlar duvara doğru yürüyüp içerisine atacakları tek bir adımla göz kamaştırıcı bahçelerin bir parçası olmak isteyecek bakanlar.

Ve müzik. En azından üç tane enstrüman çalmayı öğrenmeye niyetliyim ki şu an gitar çalabiliyorum da. Ve yazılarım. Öyküler şiirler yazmak istiyorum ve yazıyorum da. Özellikle geçen sene öykü dalında kazandığım birincilik ödülü beni yazmaya daha çok teşvik etti. Kişisel gelişim kitapları yazmanın yanı sıra kurgusal yapıtlar ortaya çıkarmak da istiyorum. Tiyatro da çocukluğumdan beri ilgimi çeken bir sanat dalı. – Şu anda da sanatı sokakla buluşturan bir toplulukta yer alıyorum. İlerleyen dönemlerde de bu ve bunun gibi tiyatro topluluklarında bulunmayı planlıyorum elbette.-

Spor. Hayatımın vazgeçilmezlerinden biri daha. Hayatım boyunca sporsuz geçen tek bir günümün olacağını sanmıyorum; çünkü bir sağlık uzmanı olarak öncelikle kendimi sağlıklı tutmam gerektiğine inanıyorum. Sağlıklı ve olması gereken ölçülerde bir vücudum olması için de çabalayacağım yaşamımın ilerleyen safhalarında şu anda olduğu gibi.

Ve ilişkiler konusu. Biliyorum ki hayatım boyunca insanlarla iç içe olacağım. Arkadaş çevremin geniş olacağını düşünüyorum. Yalnız ‘ilişki’ derken gelecekteki özel ilişkilerimi de konu kapsamına almıştım. Kısaca bahsetmek gerekirse ‘ruh eşi’ kavramına uyan ve benim hayallerim için engel oluşturmayacak, aksine benzer hayallere sahip birisiyle eninde sonunda tanışabileceğime inanıyorum ben.

Kısacası hayretler içerisinde kalarak “Hepsini bir hayata nasıl sığdırabilirsin ki?” diyebileceğiniz kadar çok planım var geleceğime dair gerçekleştirmek istediğim. Ama kendime inancım tam bu konuda.

Tüm bu hayallerimi gerçekleştirebilmek için yakın geleceğimde ve şu anda hayallerime hizmet edecek olan kabiliyetlerimi geliştirmek için ve beni istediğim mesleğe götürecek olan sınavı kazanmak için çalışıyor ve öğreniyorum yalnızca hayal kurmakla kalmayıp.

Ne kadar çok gerçekleştirmek istediğim hayalim olsa da sadece geleceğe odaklı yaşadığım söylenemez. Anda mevcut olmaya çalışan birisiyim ben. Çünkü biliyorum ki geleceği şekillendiren an şu an. Asıl var olan an da şu içinde bulunduğumuz an. Gelecek ise hayal edilen “şimdi”. Gelecek geldiğinde “şimdi” olarak gelecek. Gelecek kendi başına bir gerçekliğe sahip değil bence. Tıpkı ayın kendi başına bir ışığa sahip olmayıp güneşin ışığını yansıtabilmesi gibi gelecek de şimdinin ışığını yansıtacak. Bu yüzden yaşadığım anda mevcut olmaya özen gösteriyorum. Yaşam yolculuğumun bir serüven olması için saplantılı bir ihtiyaç haline getirmemeye çalıştığım hedeflerime ilerlerken attığım adımlara veriyorum tüm dikkatimi. Bu sayede yol kenarındaki çiçekleri görüp koklayabiliyor, tüm çevremde gelişen yaşamın güzelliğinin mucizesinin farkında olabiliyor ve gelecek planlarımın temel amacı olan mutluluğu şu anda da tadabiliyorum.



önceki eser / sonraki eser