Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:lirik358
Eser sıra no:110218eser10


HAYAT YOLCULUĞUM

Kendini gerçek anlamda tanımayan bir insanın bu soruya yanıt vermesi mümkün değil aslında. Ben, kendime öncelikle şu soruyu sordum:”Kendimi tanıyor muyum?” Yanıtı çok zor bir soru. Kendini tanıma, sınırı olmayan, sonu olmayan bir süreç. Ben, kendimi tanımaya yaşıtlarımdan çok erken bir süreçte başladım.

Kendimi böyle erken keşfetmem de Anadolu'nun rolü büyüktür. Ben ona doğduğum şehir demiyorum, sevdiğim ilk şehir diyorum. Adı Amasya. Bu şehrin dört bir yanı dağlarla çevrilidir ve bu dağlar büyülü gibidir. Ansızın alır götürür insanı derin düşüncelere, düşlere. Benim gözlerim çok kaybolup gitti o dağlarda. Kendi içime döndüğüm o enfes vakitlerde keşfettim yüreğimi. Yüreğimle birlikte insanları, insanlarla birlikte hayatı anladım.Ve bir gece ansızın şiir yazmaya başladım. Yüreğim kalemimden dökülüyordu. Artık bir yolcu olduğumun farkındaydım, bir ozan...

Önce hiç durmadan yazdım, yazdım, yazdım. Nasıl olduğu umrumda değildi. Sadece yazıyordum. Birikmiş tüm duygularımdı bunlar. Karşılıksız aşklardı belki, belki kayıplar, kavgalardı kimi zaman, kimi zaman sevinç çığlıklarıydı. Kalemin ucundan o bembeyaz kağıda dökülen bendim aslında. Bir üstadın da dediği gibi “Düşler bir ses buluyordu” bende. Sonraları bu yeteneğimi çok sevdiğim edebiyat hocamla paylaştım. Onunda desteğiyle kendimi bu alanda kanıtlamak adına yarışmalara katıldım. Ödüller kazandım. Hayat, bu küçük şehirde öyle masalsı devam edip gidiyordu; lâkin ayrılık çanları çalmaya başlamıştı benim için. Dedim ya yolcuydum ben, garip bir yolcu...

Lise giriş sınavına girdim ve İstanbul’da burslu okumaya hak kazandım. Sırlarla dolu bir başka büyülü şehrin kapıları açılmıştı bana. İstanbul dedikleri o destansı şiiri ben de okuyacaktım. Başlarda sadece gurbet oldu bu şehir benim için. Belki kaç gece yastığa sarılıp ağlamışımdır. Şimdi daha iyi görüyorum ki benim hayatta attığım en cesur adım olacak bu adım. Zamanla hasret o kadar ağır gelmemeye başladı. Alışıyordum ve yavaş yavaş seviyordum bu şehri. Artık İstanbul'u anlamaya hazırdım. Bir yandan da kendimi tanımaya devam ediyordum. Yolculuğum sürüyordu. Kendime iyi bir gelecek kazanmak için kollarımı sıvadım. Hasret, ayrılık bunlar insan için gerekli duygulardır, ama hiçbir zaman hayattaki hedeflerin önüne geçmemesi koşuluyla. Ben öncelikle buna inandım, sonra da kendi ayaklarım üzerinde duracak gücüm olduğuna. Şiir mi? Onu istesem de bırakamam. Onun benim için ekmekten, sudan farkı kalmadı. Okula adım atar atmaz ilk edebiyat hocalarıyla tanıştım. Şiire olan ilgimi anlattım onlara. Başlarda anlattıklarım havada kaldı, ama sonra Marmara genelinde düzenlenen büyük çaplı bir yarışmada birincilik ödülü alınca artık gerçekten elle tutulur bir başarım olmuştu. Ayaklarım yere daha sağlam basıyordu. Kendime daha çok güveniyordum. Derken üç seneyi geçirdim okulumda. Gençliğin heyecanı ve telaşıyla geçen üç sene...

Bu, dördüncü senem ve siz bu yazıyı okuduğunuz sıralarda muhtemelen üniversite sınavlarına hazırlanıyor olacağım, kafamı kitaplara gömmüş bir vaziyette. Severek çalışıyorum, çünkü ileriye dönük çok büyük hayallerim, planlarım var. Öncelikli hedefim tıp fakültesini kazanmak. Doktorluk… Benim için küçük yaşta gönlümün tahtına kurulan ve o tahttan kalkmaya hiç niyeti olmayan o kutsal meslek.... Bir kalbin ellerinin hemen ötesinde atması, bir canın sana emanet olması ne zaman düşünsem beni heyecanlandıran, besleyen bir duygu. Doktor olmak istiyorum, ama öyle sıradan bir doktor değil. Onca sene onca kitabı okuduktan sonra yüreğindeki insanlık ezberine yenik düşen bir doktor olmayacağım. İnsanın insanî değerleri kazanması çok zordur, kaybetmesi ise bir o kadar kolay. Değerleriyle yaşayan, insanlığından güç alan birey asla yıkılmaz. Hayatta her zaman bu anlayışla ilerleyeceğime eminim.

Asıl mücadelem; istediğim mesleği yapınca başlayacak. Dünya çapında tanınmak gibi bir hayalim de var. Üstelik sadece doktor veya profesör olarak değil, bir şair olarak. Önce ülkemin sonra tüm insanların sesi olmak istiyorum şiirlerimle, çünkü gerçekten hissediyorum kalbimin attığını, gözümün gördüğünü, kulağımın işittiğini. Hayatı gerçekten hissediyorum ve bu hislerimi ulaşabildiğim herkese hissettirmeye kararlıyım. İçinde yaşadığım toplumun her hücresinde, her zerresinde bizzat var olmak istiyorum, bir halk ozanı gibi. Cesur, fedakar ve sonsuzluğa uzanabilecek kadar güçlü… Belki biraz zor olacak, önüme engeller çıkacak, ama vazgeçmeyeceğim. Gelecekte de değerlerini, insanlığını ve düşünme gücünü yitirmemiş toplumların var olması için savaşacağım. Biliyorum ki her şey çekirdekten başlar. Toplumun çekirdeği de ailedir.

İyi bir aile kurmak da atacağım en büyük adımdır gelecekte. İnsan, kendisini kurduğu aileyle tamamlar. Genlerimizde korunan ve sonraki nesle aktarılan özelliklerimizden ziyade ailenin asıl amacı gelecek nesilleri hiçbir değerden yoksun bırakmadan yetiştirmek olmalıdır. Ben, ailemden bu değerleri çok iyi aldığıma inanıyorum ve şüphesiz çocuklarıma da miras bırakacağım bu değerleri. İyi niyet, dürüstlük, sevgi, saygı, çalışma tutkusu...

Nefes aldığım sürece daha sayamadığım nice değeri yaşatmak için elimden geleni yapacağım. Hem doktor olarak neşterimle hem şair olarak kalemimle, fikirlerimle hayat kurtaracağım. İşte, birkaç saatliğine kenara çekilip şöyle bir baktım hayat ezberime. Neydim, neyim ve ne olacağım? Ben; kendimi böyle görüyorum gelecekte, hayata, hayallerine ve değerlerine sımsıkı tutunmuş ve…

Dedim ya, insanın kendisi bir yolculuktur. Hayat sürdüğü müddetçe bu yolculuk bitmez. Her an kendisi hakkında yeni bir gerçek öğrenebilir insan. Yazımın tamamında ben dediğim aslında biziz. İnsanlar… Her insan, kendi içinden çıkar yolculuğuna. Geleceğini çizer, sınırlarını da.


önceki eser / sonraki eser