Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:mavi yelken553
Eser sıra no:110223eser16


GELECEĞİM KARANLIKLARA YÜRÜYOR

İnsanlar, bir ömür boyunca her zaman en iyi yaşamı sürdürmeyi istemişlerdir ve bu istek nesilden nesile atlarken unutulan değerler olmuştur… Bunlardan en önemlisi de “milli değerlerimizdir” ve bunları geleceğimize doğru bir şekilde ulaştırmak öylesine güçtür ki; hala geçmişimizden geleceğimize taşınamayan birçok kayıplarımız var. Peki ya gelecekte? Kültürel değerlerimiz gelecekte hangi şeklini alacak? Yoksa tamamen batılaşacak mıyız? Bir milleti ayakta tutmaya tek bir kolon yetmez mi? Yeter ama bu sadece “milli değerler “ ile sağlanır.Yani gerçek kültürümüze bağlanarak tarihimizi tanıyarak.

“Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez” sözü açıklar aslında birçok şeyi… Efsanelerle dolu Türk tarihimiz öylesine önemlidir ki; tarihimizi iyi bildiğimiz sürece geleceğimizin gerçekliği artar ve biz böylelikle yaşantımıza sıkı sıkı bağlanan gençler haline geliriz. Geleceğim belki de mutluluklar içinde beni beklerken;
Ben hayattan kopmuş sadece ders dinleyen biri gibiyim,
Sadece dinliyorum uymak veya uygulamak yok
Sadece dinliyorum ve bekliyorum…
İşte gelecek hakkında düşüncelere kapılmak bazen farklı yerlere götürür insanları. Bir hikâyeden diğer hikâyeye atlamak gibi güzel ama acı verici.

“Geçmişi düşününce bazen çok cesaret göstermeme değil de, tehlikeyi göze almamış olmama üzüldüm. “
Ernest Bowen
Büyük kaygılar içinde yaşamak; hayatın güçlüklerini aşmak ne kadar zorsa; geleceğe dair ümitlerim de o kadar az benim… Ama bazen öylesine yaşama sevinci geliyor ki içime birden tüm kaygılarım, üzüntülerim yok olmuş ve gelecekteki hayatımı merak eder dururum.Tüm bu tedirginlikler şu andaki yaşayış tarzımızdan gelmez mi ?
Teknoloji büyüdükçe her şey daha iyi olacak sanılıyor oysaki teknoloji yaşamımız büyük boyutlarda değişiyor. Hayatımızda iletişim kurduğumuz insanların yerini bilgisayar veya cep telefonları alıyor. Sevdiğimiz arkadaşlarımız, ablalarımız,ağabeylerimiz hatta akrabalarımızla bile artık yüz yüze konuşmaktansa teknoloji tercih ediliyor ve böylelikle hayatımız yozlaşıyor, sosyalleşme azalıyor.

Bakınız Ümit Doğancı bir yazısında neyden bahsediyor:
“Bana ne politikadan, bana ne siyasetten, ben gencim… Benim İnternetim, msn, chat, facebook, youtube, Televizyon dizilerim, yarışmalarım var… Büyüyünce zengin olacağım, futbolcu, manken, … Kitap okuyup da ne olacak, her şey internette var. ATTİLA İLHAN mı? Hiç duymadım!" diyen bir gençliğimiz var!

İşte böylesine bir gençliğimizin geleceğe atacağı tohumlar filizlenmeden sönen çiçek gibidir… Sulanamaz onlar çünkü her şeyleri kaybolur bir anda öğrenebilecekleri bilgisayardadır onun, ama hiç okumaz eski yazarları, şairleri. Onlar değil midir aslında hayatımıza yön verenler? Bizi biz yapan değerlerimizin oluşmasında onlarında katkısı yok mudur? Atilla İlhan ‘ı duymayan gençliğimiz (GELECEĞİMİZ) niçin böyle bir hal almış olabilir ki? Gelecekte bunca soruların cevap bulacak bir öğretmen arıyorum onla aynı fikirde olmak bile yeter sanırım.

Geleceğime dair hayat tarzımın oluşmasında tüm okları şu andaki yaşamıma bağlamak doğru değil aslında. Gelecekte yaşanacak olaylar da etkilidir bir yönden de… Şimdi ben kara kara geleceğimi düşünürken ya geçmişimi istersem bir anda? Hayatım farklı yerlere kaymaz mı?
Evet her şey farklı bir boyut alır, düşünceler değişir, hayatta yaşama sevincimiz kalmaz.Ama önemli olan o anları elde tutabilmek geçmişle geleceği karıştırmamaktır.
Çünkü asıl olan için de bulunduğun zamanı yaşamaktır, yani o andaki hayatı yaşamayı gerçekten becerebilmektir.

Değeri bilinmeyen zaman vardır ya hani; bize en çok gerekli olan araç, hem geleceğin hem geçmişin vazgeçilmez harikasıdır aslında. Neden mi? Zamanı ne kadar iyi kullanırsak hayatımız o derece şekillenir. Yani “zaman” hayatımıza pusula gibi yön verir. Biz nereye çevirirsek o da oraya yönelir. İşte hayatta böyledir bir bakımdan; içimize yaşama sevinci veren olaylar, bir de bize acı veren olaylar vermek üzere ikiye ayrılırlar. Seçimi bize bırakırlar ama kullanmasını bilene.

Hayatı yerinde yaşamak bile sanattır aslında; çünkü herkes beceremez gerçekten gülmeyi ya da gerçekten sevmeyi. Hayatın engellerine takılmadan da yapılmaz zaten. Önemli olan acı çekerek olgunlaşmak. Yani bizler çocukluğumuzda, gençliğimizde ne kadar hata yaptıysak ve bunlardan bir ders aldıysak gelecekteki yaşantımız öylesine kuvvetlenir ki artık hayatın gerçekleri karşısında ayakta kalmak nasıl olur biliriz ve bizler hayatımızı hep geleceğe dair hayallerle, düşlerle kurmalıyız. Çünkü olmayacak hayal yoktur;kurulmayan hayaller vardır.

Yazımı Mevla’nın bir sözüyle bitirmek istiyorum:” Dünle beraber gitti cancağızım düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek lazım…”


önceki eser / sonraki eser