Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:mürekkepaşığı133
Eser sıra no:110214eser01


ELMA ŞEKERİ

Hiç geriye dönüp baktık mı? Ya da bakmak istedik mi diyeyim. Aslında geride kalan, bize bazen boşluk hissi veren, kasvetli havasıyla bizi alt üst eden ,olur ya, bazen bize gülücükler armağan eden yaşamımız seslerle doludur. İlk fısıltılar çocukluğumuzda bekler bizi. Yaşamımızın bu evresi çoğunlukla renklidir. Elma şekeri tadındaki bu evrede insan oldukça rahattır. Dert tasa yok; oyun var. Yaşamı anlamak gibi kaygılar yok. Yaşamın akışına kendini bırakan çocuk, bu akışı merak etmez çoğunlukla. Öyle olur ki o kayıtsızlıkla ilk fısıltıyı duyamaz. Halbuki bu kadar sadık bir ses onu hiç terk etmez. Çünkü onun beklediği ve harekete geçirdiği o ikinci büyük safha vardır: Gelecekte gizlenen gençlik.

Şaşırmak; gencin yaşamına sıklıkla uğrar. Hatta ilk şaşkınlığı, hayatın küçükken yediği elma şekerleri ya da ballı turtalar kadar tatlı olmadığıdır. Ağzındaki bu hoş tat zamanla gitmişti. Maalesef çocuğun farkındalıklarının azlığı bunu kavramasına elvermemişti. Yaşam kargaşası ve insanlar daha sonra onu ele geçirir. Tıpkı beni tutsak ettiği gibi…

Yaşamın ezgisine ulaşmak hedeflediğim ilk şey. Ben ilerleme gösterdiğim kanaatindeyim. Yoluma çıkan notaları heyecanla biriktiriyorum.

Geleceğe akarız dedim. Yeni insanlar tanırız, meslek sahibi oluruz.Belki bir gün çoğunun ikiyüzlü ve amansendeci olan bir kafileyle yolumuz el yapımı killi çamurlu eşyalar satan bir mağazaya düşer. Çok sevdiğiniz çamurdan bibloların sizlere söylemek istediği aşikardır. “Benden farklı olduğunu göster! ” Güzel bir ses, duydunuz mu ?

Milyonlarca kayıp yığıldı tarihte. İnsanlık dışı nice olaylar her gün önümüzde.Gazetelerde okur olduk onları belki de hızlıca geçtiğimiz kanallarda yakaladık.Her şeyi niye bu kadar çabuk unutan bir toplum olduğumuzu söylemek yanlış olur. Asıl görmemiz gereken bu yıkımları anlarda biriktirmeyen genç nesiller yetiştirmek. Geleceğe esaretten kurtulup kendi doğrularımızla yürümek ve birleşip tek yürek olmak, gönüllerin loşluğunu ışıklandırmak…Bunları yapabilmek o kadar da zor değil.

Planlarında keşkeler olmayan, geleceğin pırıltısını adım adım arayan,bu adımları gün geçtikçe genişleten biri olmak isterim.Acılarla dirilip onların çocuk sevincine dönüşmesine çabalamak dileklerimden yalnızca birkaçı.

Kendimden istediğim, bazen çevremdekilere yapması için yalvardığım şeyler de çoktur. Adım attığımız her yerde yaşamı avuçlamamızı sağlayan,anımızı anlamlandıran sıradışı şeyler var. Her ne kadar onlar bize normal olarak görünse de…Yaşamın ezgisine ulaşmak, geleceğe bakarken başarıyı hedeflemek; sıradışılığın geçmişi. Bakın ulaşmak istenen bir şey daha ortaya çıkıverdi. Sıradışılığın geleceğini düşlemek…Elma şekerim beni bekler, onu yaşamın ezgisine ulaştıktan sonra tekrar yiyeceğim. Bu ezgi eşliğinde elma şekerim farklı bir anlam kazanacak. Hani derler ya “tadı damağımda kalacak”. Bu deyimi ilk defa böyle bir sevinçle kullanıyorum.

Kirli betonlara oyuncaklarını dizerken çocuk
Kırlangıçların selamını görür birden
Geleceğin her bir uzvunu tutar
İlk anlamı apak kırlangıçların
Umut dolu binbir diyara uzanan kanatları,
Şimdi daha bir sıkı bağlanır yaşama.
Açamadığın çok kapı, keşfedemediğin yürekler var,
Kulak ver bu sese, bırakma onu!
Gelecek gençlikte, kulak ver bu ezgiye.



önceki eser / sonraki eser