Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:neşe436
Eser sıra no:110221eser32


KALEMİ SARHOŞ OLMUŞ YAZAR

Beynim körpe, adımlarımın yönü hala loş, hayallerim kuytu köşelerde saklanmışken sobeledim onu ve çıkardım şimdi sizlerin karşısına: yaşlılığımı, gençliğimi, çocukluğumu…

Şimdilerde ben, hevesle dönen dünyaya inat daha bir hoyrat. Hafif meşrep zekamla kah atlı karıncalardayım kah aşka serenat yapmakta. Kirpi kesilen umutlarım umarsızca izlemekte hayatı, ışığını yansıtmıyor bana. Başka hayatların perdesine korniş olamaz hayatım dercesine atlıyorum cesaret kuyusuna ve kuyunun karanlık semasını renklendiren bir su oluyorum adeta.

Canın canları hırpaladığı şu zamanda yüreğimin berraklığını yüzümde hissederim. Saflığımın kokusu yayıldıkça gökyüzüne bulutların sevindiğini bilirim. Şimdilerde bayrağım gibi dalgalanan, dalgalandıkça anlam kazanan biriyim. Sadece kalemini savaştırmak isteyen bir bayrak gibi! Hayalleri klişe olmuş insanlarıma belki Atamdan bir nutuk olmalıydım.Belki de Fuzuli’den bir mısra. Ama ben beni anlatmalıydım ta ki Sahra’ya cemre düşene kadar.

İleride ben, karıncaların bile bana tebrik mektubu yazacağı kadar çalışkan olmalıyım. Elimde hayat adlı bir yay ile atmalıyım ideal oklarımı ve hedef noktaya ulaşıp yırtmalı başarı tahtasını. İnsanlığa sevginin tohumlarını ekecek kadar iyi bir çiftçi, hayatlarının ahengini gösterebilecek kadar yetenekli bir ressam, belki de artıklarından renkli hayatları keşfedebilecek kadar duygulu bir çöp toplayıcı olmalıyım. Geleceğim küflenmiş kitap sayfasının arasında bırakılmış bir not misali sonradan keşfedilmeli, acemi ruhlar denizinde. Belki kalemine aşık olacak kadar Mecnun olmalıydım, belki de öfke-nefis tabularını yıkacak kadar Ferhat. Ama ben beni anlatmalıydım ta ki bülbüller nağmelerini duyurana kadar Sahra’da.

Daha ileriki zamanlarda ben, ladese girmeliyim şu pervasız zamanla. Oyunda kazanan aşka götürülmeliydi. İşte o zaman hissederim kalemimin elimdeki yüce duruşunu. Taze bir ekmeğin ağzımda dağılışı gibi dağılmalıydı sözlerim kağıdıma. Sıcak ve narin… Geleceğim öyle nemli olmalıydı ki terledikçe emeğimin büyüklüğünü anlamalıydım, aşk bavulunu alıp gelmişken.

Ördüğüm yalnızlık atkısının ilmekleri kaçmalı o zaman ve ben giderek yüreğimi ısıtacak arkadaşlar bulmalıyım. Kah yaşlar sel olduğunda marşımın notaları gibi matem dolu kah gül adını yüzümüzden aldığında sözleri kadar yürekten olmalıyım. Şu zifiri oyunun en yazar çizer kurucusu olmalıyım. Belki kağıdı kalemden ötürü sevecek kadar Yunus, belki de hayat sağ olsun diyecek kadar Aşık Veysel olmalıydım. Ama ben beni anlatmalıydım ta ki kalemimin kurşunu Sahra’yı vurana kadar.

Çok daha ileride ben, kader çizgilerini yüzüme çizdiği zaman merhametimi zirveye çıkarmalıyım. Dilim mavinin hassasiyetinde, kızgınlığım beyazın görünmezliğinde ve kalemimin gücü siyahın keskin gizeminde bulunmalı.

Gökkuşağıyla dolu geçmişimin âlasını geleceğimin sisli günlerine serpmeliyim. Öyle ışıldamalıydım ki insanlarıma güneş kıvranmalıydı adeta. Öyle dürüst olmalıydı ki benliğim, dostlar divane vicdanıma. Kah mayıs böceği misali bir günde neler yapabileceğimi göstermeliydim dünyada kah çınar misali bütün nesillerime ders vermeliydim bin yılda. Sabır taşları bir bir atılmalıydı yüreğimin denizine ve dalgalar vurdukça yumuşamalıydı kıyılarım. Çamur izleriyle kendini yasa boğan şu topraktan insanlarıma belki Mevlana’dan engin bilgi olmalıydım belki de Ömer Hayyam’dan unutulmaz bir rubai. Ama ben beni anlatmalıydım ta ki aşk, memleketim Sahra diyene kadar.

Ve uçsuz bucaksız hayatımı iki sayfaya sığdıran ben, kalemimin deryasına sığmamalıyım. Kelimeleri süzgeçten geçirip tavşan kanı misali cümlelerimi koymalıyım bardaklara. Her biri ayrı bir tat bırakmalı damaklarda. Ben, bazen aşk ben diyecek kadar hınzır bazen de aşkın hızına yetişecek kadar Hızır olmalıyım. Yaprak yeşilini benden almalı, sarardığında bile gücünü bilmeli. Sevgi hakikatini benden öğrenmeli, her sahtenin bir gerçeği olduğunu sezmeli. Kalem mürekkebini benden almalı, her renginde ayrı bir sır yarattığını keşfetmeli. Özgünlük ruhumu kıskanmalı, başarı omuzlarımda yoldaş olmalı. İlginçliklerin kahramanı, benzetilmeyenler diyarından bir gezgin, yufka yüreklerin unuyum işte ben. Anlatılamaz dedim içimden. Ama ben beni anlatmalıydım ta ki kalemim serap görünceye kadar Sahra’da.



önceki eser / sonraki eser