Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:okuyucu456
Eser sıra no:110216eser02

İLKİM
Onun sesini ilk duyduğum an hala kulaklarımda yankılanıyor. Yüzünde beliren o minik tebessüm aydınlatıveriyor dünyamı. Benim kızım… Küçücük bir fasulye tanesi kadar olduğu günden beri sahiplendiğim o masum melek. İlk aşkım, ilk sevdam… Evet, ‘İlkim’ olacak benim küçük meleğimin adı.

İlkim’i ilk kucağıma aldığımda içime dolan o benzersiz kokuyu hala alabiliyorum. O mavi gözleri bir gün bana bakacak; o kıpkırmızı dudakları öpecek beni, ‘Anneciğim’ diyecek bana… Minicik elleriyle sarılacak boynuma. Ve şimdi onunla yeni bir defter aldık kırtasiyeden. Ben otuz üç yaşımda yeniden doğdum. Hayata yeniden başlıyoruz.

İlkim şimdi üç yaşında. Artık benim kızım yürüyor, ‘Anneciğim!’ diyor bana. Bu sıcacık evimizde aşağı yukarı koşup, oyunlar oynuyor sürekli. İşten gelmemi, bana kavuşmayı bekliyor. Ben iste onsuz geçen sekiz saatlik mesaimin bitmesini iple çekiyorum. Bazen daha da uzun sürüyor; gece nöbetleri, ameliyatlar… Ama sonunda kavuşuyoruz birbirimize. Öpüyoruz birbirimizi sekiz saatin hasretiyle. Birlikte geçiremediğimiz her anın acısını çıkarıyoruz onunla. Kitap okuyoruz, oyunlar oynuyoruz… Bazen birlikte uyuyakalmış oluyoruz. Eşim örtmüş oluyor üzerimizi… Ama çok mutluyuz. Hafta sonu parka götürüyoruz İlkim’i, birlikte pamuk şeker yiyoruz, dondurma alıyoruz… Geçmişim görüyorum kızımda. Mutlu geçen çocukluğumu, anılarımı… Annemle ve babamla geçen o muhteşem hafta- sonlarını.

İlkim’in üzülmesini istemiyorum. Doktor olduğumu unutuyorum tek öksürüğünde. Yeter ki o hasta olmasın diyorum: ‘Yeter ki ona bir şey olmasın…’

İlkim’in sarıdan kumrala dönen buklelerini okşayarak, öperek geçirdiğim her dakika gençleşiyorum sanki. Ruhumu alıp uzaklara götüren o benzersiz kokusu anneliği tatmanın bu denli mükemmel olduğunu hatırlatıyor bana. Ömrüm boyunca yaşayacağım en güzel duyguların bunlar olduğunu düşünüyorum belki de. Ve haklıyım. Biliyorum… Onu bırakmak istemiyorum… Onsuz bir günü aklımın ucundan bile geçiremiyorum… Ve ağzımdan şu mısralar dökülüyor sebepsizce,

Beni koyup koyup gitme, ne olursun,
Durduğun yerde dur.
Kendini martılarla bir tutma,
Senin kanatların yok.
Düşersin yorulursun.
Beni koyup koyup gitme, ne olursun.

Atilla İlhan’ın ‘Ağustos Çıkmazı’ şiirinde olduğu gibi bir Ağustos günü kavuştum İlkim’ime. Bugün onun doğum günü. İlkim artık beş yaşında. Onunla yaşadığım beş yıl su gibi geçti sanki. Hayatımın beş yılda bu kadar değişebileceğini düşünmemiştim. Yaşadığım bu muhteşem değişiklik beni günden güne gençleştirdi, hayata yeniden hazırladı. Doğum gününün güzel karelerini yakaladık İlkim’in. Kendi ellerimle yaptığım pastasını iştahla yemesi, mumlarını üflerken yaşadığı mutluluk… Her şeye değer bence.

Şimdi güzel kızım yanımda uyuyor. Ben ise son satırlarımı yazıyorum bu kâğıda. Otuz sekiz yaşındayım; mükemmel bir iş, harika bir eş ve dünyalar güzeli bir meleğe sahibim… ‘Mutluluk her zaman yanında, önemli olan onu fark edebilmektir.’ derdim hep… Şimdi bu sözümün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anlıyorum. İnsan olmak, özellikle de anneliği tatmak var ya; işte o zaman hayat yaşanmaya değer…


önceki eser / sonraki eser