Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:şafak224
Eser sıra no:110224eser12


ACI KAYBIMIZ

17 Eylül 2074

Kimsesiz Çocuklara Özel Eğitim ve İş Vakfı’ nın kurucusu, Ruhun Nefesi adlı filmin yazarı ve film müziklerinin bestecisi, dalında birçok başarılara imza atan Prof. Dr. M.Ç vefat etmiştir. Kendisine Allah’tan rahmet geride kalanlara baş sağlığı diliyoruz.

Çok sevilen ve okunan bir yazar olan M.Ç ‘nin günlüğü vasiyeti nedeniyle kitap haline getirilip en kısa zamanda kitapçılardaki yerini alacaktır. Fakat dergimiz o günlükten derlenen birkaç yazıyı bu sayıda yayınlamıştır. İşte M.Ç’nin günlüğünden kesitler…

16 Eylül 2074

Yanlış zamanda yanlış yerde olmaktan hiç haz etmem. Fakat şimdi olmam gereken yerde değilim. Vakfımızın altı ayda bir yapılan toplantısına gidemedim. Artık mecalim kalmadı. Yatağımın yanındaki iskemleye tutundum, parmaklarım titrese de aynanın yanına geldim. Kendime baktım. Daha doğrusu aynadaki “ben”e. 80 yıllık yaşanmışlık karşımdaydı. Bir çocuğun imrendiği yaşamı ben her aynaya bakışımda görebiliyorum. Ama… Aması… Aslında bembeyaz olan saçlarıma, buğulanan gözlerime, çizgilenen suratıma rağmen durmak istemiyorum. Devam etmek istiyorum. Hedeflerim, emellerim, hayallerim… Ama hala umutluyum. Artık ne yapabileceksem!

24 Aralık 2044

Saçıma aklar düştüğünde mi tadacaktım bu sevinci ben. Bir de lisede yazdığım bir senaryo üzerinden. Filmin jeneriğinde o amatör kalemimden çıkan notaları duymak, müzikle yeniden barışma şansı verdi bana. Fail-i meçhul bir sessizliğin sesini dinler olmuşum müzik yokken hayatımda. Müziğe gençlik yıllarımda, o deli çağlarımda attı kalbim. Şimdi ise durana dek atacak…

1 Eylül 2029

Aniden verdiğim kararlar yüzünden, taşınmanın verdiği yorgunlukla yazıyorum. Akademik kariyer yapmaya karar verdim günlük. Çünkü yapmam gereken zaman yapmazsam, yaptığım zaman geç olacak. Bizimkileri ikna etmek biraz zor olsa da 11 yıl önce mezun olduğum üniversiteme geri dönüyorum. Bana güzel bir oda hazırlanmış. Bir tek eksiği ben ve birkaç eşyammış. Onu da bugün hallettim. Masama aile fotoğrafımızı yerleştirirken bir şey fark ettim. Küçük kızımın o masum bakışları, ne kadar da çaresiz… Belki de olmasak biz… Ve ardından aklıma gelen kimsesizlerin bakışları… Kimsesiz çocukların. Düşündüğüm kadar çaresiz miydiler? Yapacaklarımın daha bitmediğini anlamak iki saniyemi almadı. Yine aklımda bin bir türlü soru ve neredeyse kesin olan bir kararımla işlemleri başlatmak için Asliye Hukuk Mahkemesine doğru yola koyuldum. Amacım kimsesiz çocuklara özel eğitim ve iş imkânı sağlamaktı. Ne mutlu bana, eğer bu amacımda başarılı olabileceksem.

7 Ağustos 2012

BAŞARDIM günlük. Yıllardır hayal ettiğim üniversiteyi kazandım. Hem de Tıp Fakültesini. Çocukken hayalini kurduğum başarıyı şimdi yaşamak ne de keyif vericiymiş. Ama ben bununla da yetinmem, biliyorum. Daha birçok başarıya imza atmam lazım. Tıpkı Türkiye’deki pek çok aydın insan gibi. Benim de onlarla birlikte olmam lazım. Aah o gemide ben de olsaydım…

19 Şubat 2011

Yorulmaktan bile yoruldum artık. “Hayat göz açıp kapayıncaya kadar geçer” dedikleri şey benim “gözümü açmamla” son buluyor.

Hayat sürekli bana bir şeyler öğretiyor. Peki ben hayatı ne zaman yaşayacağım günlük. Daha bugün bile bana kendini yaşatamamışken. Sabah erkenden kalkıp sınava gittim ben, ardından dersler derken, bu yorgunlukla bir de uyumamaya çalışıyorum şimdi. Ben bir an önce hayatı yaşamak istiyorum günlük. Hayata katılmak istiyorum. Onun bir parçası olabilmek. İnsanları usta-çırak ilişkisi bakımından incelediğimde, bazen çırak bile olamayacağımı fark ediyorum. Bu beni deli ediyor. Ustalara hayranlığım da gün geçtikçe artıyor. Usta demişken bak aklıma ne geldi. Bugün sınava giderken bir pastaneden gelen güzel kokular kahvaltı yapmak için bana oranın güzel bir mekân olduğunu söyledi. Sırayla dizilmiş büyük küçük altı masa, yanlarında küçük bir fırın ve çalışanlarının güler yüzleriyle şirin bir pastane gibi görünüyordu. Çayımı yudumlarken pastanenin ustabaşı dikkatimi çekti. Kır saçları, önünde bir beyaz önlük, alnı terli fakat yine de gülümseyen emektar bir usta. Yüzünde bu meslekte buraların en iyi ustasıymış gibi bir hava vardı. Belki de o, kendi gemisinin kaptanıydı.

Anladım ki hiçbir şey mesleğinin en iyisi olarak yaşlanmaktan güzel değildi. Ve belki de onun uğruna ölmekten… Nasıl olsa bugünün hikâyesi geçmişte yazılır günlük ve dününki bugünden…



önceki eser / sonraki eser