Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:sundora447
Eser sıra no:110221eser05


PENCEREMDEN…

Bu yazıma başlarken çayımdan bir yudum alıp, derin bir nefes çektim içime. Okuyacağım ya da okumayacağım. Yaşayacağım ya da ecelim gelip öleceğim. Kim bilebilir ki ne olacağını? Aslında ben de bilmiyorum; çünkü hayat gün geçtikçe 180 derece değişiyor. Dünyadaki yalnızlık herkes için büyüyor.

Düşündüm zifiri karanlıkta yalnızlığımı. “İnsanlar nerede hata yaparlar da yalnız kalırlar?” diye defalarca sordum bu soruyu kendime ve soğumuş çayımdan bir yudum daha aldım. Düşündüm zifiri karanlıkta yalnızlığımı. İnsanlar beni terk ederken hep üzülmememi istediklerini, çok iyi biri olduğumu söyleyip gittiler. Madem iyi biriyim neden yalnızım?

Düşünüyorum odam ne kadar da mezar gibi, yalnızlık ölüm gibi. Kimse yok, ses yok. Günahlarım varsa hatalarım da vardır. Peki, ben neden bilmiyorum? Neden kimse bana bunu söylemeden çekip gidiyor? Belki de gerçekten beni sevmiyorlardı, belki de ben hep yalnızdım. Evet, ben hep yalnızdım.

Karanlıktan sıkılıyorum. Mutfağa doğru gidiyorum elimde bardak, ayaklarım çıplak, ateşi görüyorum. Üstündeki suyu nasıl da kaynatıyor; yakar mı benim içimdeki ateşi kurtarır mı?

‘Bir boşluğa düşersin bir boşluktan -birikip yeniden sıçramak için- elde var hüzün’.Ne güzel demiş değil mi Atilla İLHAN?

Gün geçtikçe kendimin de değiştiğini düşünüyorum. Ya gün gelir kendimi tanıyamazsam. Ya kendi sorularıma yanıt bulamazsam. Şu an evimdeyim ya o zaman çaresiz bir şekilde sessiz sokaklarda kalırsam… O zaman ne yapacağım ben?

Şimdi çayım bitti; yeni bir bardak daha doldurdum. Asıl konuya geleyim; sanırım uzak geleceğimde ben ya yalnız olan ya da herkesi terk eden olacağım. Belki bugünü özleyeceğim “Ah nerede o gençliğim?” diyeceğim. Umarım böyle demem. Çocuklarıma kıskanarak bakar “Çok şanslısınız…” derim.

Penceremden dışarı bakıyorum. Sabahın 4’ü olmuş; alacakaranlık hakim ortalıkta. Gökyüzüne baktığımda içim burkuyor. Çünkü o hep imrendiğim yıldızlar bugün titriyor. Ah bir de baktım yağmur giymiş bir sonbahar. Belki de yağmur geri verecek bize o eski günleri. Belki de hayat daha güzel olacak. Korkmuyorum artık karanlıktan, yalnızlıktan, sokakta yanımda dolaşan yağmurdan…

İçeriden annem sesleniyor “uyu” diyebilmek için ama aslında bilmiyor ki benim şu aralar hiç uyumadığımı. Dışarıda yağmur yağıyor. Hava buz gibi, yanan ateşin sıcaklığı ile camlarda hafif bir buğu… Aslında ben evimi seviyorum. Kendimle baş başayken mutluyum. Çünkü ben böyleyim… Kalbim belki kırıldığı için böyle… Bilmiyorum; ama ben böyleyim ve buna alışmışım.

Şimdi farklı bir pencereye geçiyorum. Burada ise savaş, açlık, sefalet çeken insanları görüyorum. Bazılarının ayakları kopmuş, bazılarının karnı aç… “Bu nasıl bir dünya?” diye düşünüyorum… Adalet yok, içim acıyor. Para, pul, hırs ya da herhangi bir şey; bu insanlar için hiç biri önemli değil. Yeter ki insanlar mutlu olsunlar, tek istedikleri o. Hayat bir kez de o insancıklar için gülsün. Bir kaç gün, hafta ya da ay; belki bekleyebilirler, peki sonra… Bu insanları kim savunacak… Bu pencereye gelmeseydim bu insanları hiç göremeyecektim belki… Şu an kendi hayatıma şükrediyorum. Çünkü hayat bana gülüyor…

Yolculuk zamanı geldi sanırım. Yolculuk şimdi kendi pencereme.. Benim penceremde her şey çok çocuksuymuş. Gördüğüm tek şey benim problemim olan yalnızlıkmış… Bu satırları yazarken elim televizyonun kumandasına gidiyor açmak için. Televizyonu açtığımda bir şok geçiriyorum. Çok bilinen bir ünlü vefat etmiş. Daha üç gün önce görmüştüm televizyondaki bir dans programında. Hayata hep gülücüklerle bakan kişi ölmüş; hem de arkasında bir buçuk yaşındaki oğlunu, annesini, eşini, dostlarını ve benim gibi seyircilerini bırakarak. Hayat ne kadar da oyun gibi. Ne zaman ne olacağı belli olmuyor. Bu yüzden zamanında yapılmalı her şey; daha sonra çok geç olabilir.

Dışarı bakıyorum. Yağmur dinmiş. Benimde uyuma vaktim geliyor yavaş yavaş. Uzak geleceğimi söylemiştim. “Ben ya yalnız olan ya da herkesi terk eden olacağım.” diyerek… Ama yakın geleceğimde ise her şeye rağmen kendi haklarım var ve benim yardımıma ihtiyacı olan insanlar.

Yazımı sonlandırırken annemden özür diliyorum. Evimizi biraz dağıttım. Belki de alakasız ama her şeye rağmen hayata gülücüklerimi söndürmeyeceğim. Bu evi seviyorum, sevgi dolu bir ev… İyi ki bu şartlara sahibim.

Kendine iyi bak pencerem…



önceki eser / sonraki eser