Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:süperberduş077
Eser sıra no:110221eser39


Güvenli Limandan Ayrılma Zamanı

Siz hiç avucunuzda tutmaya çalışırken, elinizdeki aralıklardan yere dökülen kum taneleri gibi geçen hayatınızda bir an durup ‘Kimim ben? Ne yapıyorum burada?’ dediniz mi?
Hayat gözlerimin önünde akıp gidiyor. Bazı günler ne kadar çabuk büyüdüğümü, çocukluğumun ne kadar geride kaldığını, günlerin nasıl da hızlı geçtiğini hiç fark etmiyorum. Bazı günlerse zamana takılıp kalıyorum. O günlerde ani bir tokat gibi çarpıyor suratıma bu gerçekler. Diyorum ki 'Nasıl geçmiş bunca zaman?' Çocukluğumu hatırlıyorum hep öyle zamanlarda.

Çocukluğumu dedim de sanki şimdi birden çok büyükmüşüm gibi oldum. Aslında henüz on yedi yaşındayım ama hayatın ne kadar kısa olduğunu yaşıtlarıma göre çok daha iyi kavradım ne yazık ki. Çocukken çok geniş bir hayal gücüm vardı. Aslında hala da öyle ama çocukken ki hayal gücünü bilirsiniz işte. Sonları, sınırları yoktur o hayal gücünün. Neyi isterse korkmadan, çekinmeden hayal eder. İşte ben de aynen öyleydim ama ben genelde hep gelecekle ilgili hayaller kurardım. Hani büyükler hep ‘Söyle bakalım ne olmak istiyorsun büyüyünce?’ diye sorarlardı ya, ben onlara hiç cevap veremezdim çünkü utanırdım ama o an hemen hayal kurardım. Ben küçükken hep ünlü bir şarkıcıydım. Ünlü bir film yıldızı ya da ünlü bir yazar. İçimde hep ünlü olacağıma dair hisler vardı. Ben küçükken hep astronottum. Bu dünyada ne kadar güzel, ilgi çekici şey varsa ben hayallerimde hep oydum. Sonra büyüdüm, ayaklarım biraz yere bastı. Bu sefer ben ileride hukuk okuyacaktım çünkü hayat artık çocukken olduğu gibi değildi, biraz ciddileşmişti. Sonra tam bir ‘kararsız genç’ örneği sergileyerek ondan da vazgeçtim. Başka bir şey bulmalı, hayatımı kazanmalı, ayaklarımın üstünde iyi durmalıydım. Ama bunları düşündükçe hep daha çok kafam karıştı, hep kararlarım değişti. Artık büyükler ‘Ne olmak istiyorsun?’ sorusunu çocukken ki gibi şakasına sormuyorlar. Ben ise hala onlara cevap veremiyorum ama artık utandığım için değil, sorunun cevabını bilmediğimden…

‘’Doğumdan öncesini yaşıyorum
Henüz belli olmadı kimliğim
Vücudunu arıyor ruhum
Bir yerde atomun çekirdeğiyim
Bir yerde artı sonsuzum’’

Hissettiklerim aynen Attila İlhan’ın burada mısralara döktüğü gibi. Gencim, henüz kim olduğumu tam olarak kestiremiyorum. Hazırlanıyorum, bir şeyler olmak için hazırlanıyorum. İçimde öyle bir enerji var ki her şeyi yapmak, kimselerin yapamadıklarını yapmak istiyor. O hep aceleci. Sanki günler torbaya girmiş gibi geliyor ona. Çok endişeleniyor; zamanı geldiğinde, her şeyin sonuna yaklaşıldığında hiçbir şey yapamamış olmaktan korkuyor. Korkuları yüzünden de hep yerinde sayıyor. Bilmiyor ki korkuları onu tüketiyor, her şeye az az yettiriyor. Bu yüzden hiçbir zaman zirveye varamıyor, hep yarıda pes ediyor…

Üç sene önce gerçek bir hikayeden uyarlanmış bir film izlemiştim. İsmi ‘Yabana Doğru’ydu ve üniversiteden yeni mezun olmuş Christopher McCandless adında bir gencin para kullanmaksızın yayan bir şekilde Alaska’ya ulaşma hayalini anlatıyordu. Filmden o kadar etkilendim ki adeta o günden sonra hayata karşı farklı bir bakış açısı edindim. Buna rağmen hala hayallerimden birini gerçekleştirmek yolunda hiçbir adım atmadım. Christopher McCandless iki sene boyunca her türlü zorluğun üstesinden gelerek Alaska’ya ulaştı. Peki ben hala ne bekliyorum? Neden hala hayalimi gerçekleştirmek için bir oyunculuk kursuna yazılmıyorum? Artık utanma, kaçınma zamanı değil; harekete geçme zamanı, biliyorum. Kendime bir söz veriyorum ve en kısa zamanda bir oyunculuk kursunun kapısını aşındırıyorum.

Çevremdeki insanlara, yaşıtlarıma bakıyorum da genelde hepsinin bir amacı, bir uğraşı var. Kimi gemi mühendisi olmak istiyor, kimi 4 yaşından beri gitar çalıyor, kimi ise bir sürü madalyalar kazanmış. Aynı onlar da benim gibi on yedi yaşındalar. Ama onlar, on yedi yıla benden çok daha fazla şey sığdırmışlar. Ben ise hep zamanda takılıp kalmış, ‘Bunca yıl nasıl geçti?’nin derdine düşmüşüm. On yedi yıl kadar geç kalmış olsam da artık benim de bir kararım var. Hayallerimden birini en kısa zamanda mutlaka gerçekleştireceğim.

Bu hayatta yapılmış her güzel işin mutlaka önce hayali kurulmamış mıdır? Kurulmuştur elbet, bence en önemli kısmı da budur zaten. Ben de bunca senedir hayal kurmak konusunda uzmanlaştım ama bu konuda yeni öğrendiğim şey eninde sonunda harekete geçilmesi gerektiği. Evet, hayal kurmak çok güzel ama onu gerçekleştirmek çok daha güzel olmaz mı? Belki biraz geç kaldım ama hayallerim hala cebimde ve onları gerçekleştireceğim. Bir hafta içinde bir milyarder olmak, Oscar ödülünü kazanmak, bir karavanla Amerika’yı gezmek imkansız belki ama uzun vadede hiç de imkansız değil. Zor olan bunların gerçekleşebileceğine inanmak. Ama bildiğim şey bir yerden başlamak gerektiği. Oscar’ı şimdiden kazanamam ama ona inanmak yolunda yarın hemen bir oyunculuk kursuna yazılıp, çalışmaya başlayabilirim. Haftaya Çarşamba yeni bir enstrüman çalmayı öğrenmeye başlayabilirim ve bu da bir hayali gerçekleştirmek olur. Önce küçük hayalleri gerçekleştirerek, büyükleri de gerçekleştirmeyi öğrenebilirim. Kim bilir belki yakında beni bir reklamda görürsünüz ya da kitapçıda bir kitabıma rastlarsınız. Tek bildiğim küçükken de hep hissettiğim gibi bir gün bir şekilde, ne konuda olursa olsun ismimi duyuracağım. Benim de gelecek için hayalim bu.

Mark Twain’in ‘Bundan yirmi yıl kadar sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınıza göre daha fazla pişman olacaksınız. Artık demir alın ve güvenli limanlardan çıkın. Rüzgarları arkanıza alın. Araştırın, hayal edin ve keşfedin.’sözü hissettiklerimi tamı tamına açıklıyor. Umarım bana olduğu gibi başkalarına da ilham kaynağı olur…


önceki eser / sonraki eser