Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:temiz207
Eser sıra no:110223eser17


3. İSTASYON

Zaman tanımı geniş bir kavramdır hayatın içinde. Hayattan bağımsız, hayatın pusulası gibidir adeta. Varlığıyla ilaç olur bazen, bazen de acımasız düşman gibi savurur kurşunlarını.
İyide olsa kötüde olsa tek bir gerçeği var zamanın; ne olursa olsun geçiyor. Geçtikçe saçımızda akla ya da belimizdeki bükülmeyle somutlaşıyor. Hatıralar azığıdır

Zamanın, ilerde sofra misali önümüze sereceği azık. Daha dün annemin bakımına muhtaç bir bebekken; bu gün annemin tecrübelerine muhtaç bir hayat yolcusu oldum.

Zaman benim dünyalarımı değiştirdi. Pembe dünyaların büyüsünden alıp gerçek dünyanın içine bıraktı. Gücümün miktarının onun için önemi yoktu. Oda kendince görevini yapıyordu onu o yapan da buydu; rüzgar gibi esip geçmek…

İstasyonlara bölünmüş hayatımın üçüncü aşamasındaydım. Lise aşaması gençliğin, okumanın başka bir boyut olduğu aşama. Gelecek istasyonlara en iyi şekilde hazırlanmak tek çıkış yolum. Bu yolculukta bir sembole bürünmek şart ne yazık ki. Zamanla baş edip onu yenebilmek için zırhlara bürünmek gerekiyor. Benim kalkanım kalemimdi.
Hayatı yazdım kalemimle.

Yaşanmaya değer bir hayat düşledim. Mutluluk ülkesinin perilerini topladım dünyama. Sihirli değnekler mutluluk tohumları serpiştirdi toprağa. Yeni doğan bebeklerin kalbinde filizlendi tohumlar. Gülmek zoru başarmak değildi aksine en alışkın olduğumuz durumdu. Gözyaşı müzelerde saklı. İhanet, kavga, savaş, çaresizlik, acı kalemim şekillendiremiyordu bile bu kelimeleri. Zorla bile olsa yazamıyordum. Bebeklerin gençlikleriyle bir kez daha doğacaktı hayat yazım. Ab-ı hayattan bir katre soluklanacaktım bu sayede.
Başarıyı yazdım kalemimle.

Kitabını bitirmiş bir yazarın sevincini hissetmek istedim benliğimde. Yürümeyi yeni öğrenmiş bir bebeğin gururunu. Yaptığı yemeğin son lokmasına kadar yenmiş olan annenin merhametini.
Evine ekmek getirebilmiş olan babanın alın terini. Toprağa meftun tohumun güneşle hayat bulmasını. Arşa değen bağımsızlığın nazenin esişini. Başarının ödüllenmesiyle hayat bulacaktı kalemim. Herkes için güzel bir gelecekti tek isteğim.
Cesareti yazdım kalemimle.

Çanakkale de atan kalplerin gücünü topladım mürekkep diye. Sonsuzluk mürekkebine sahip oldum erlerin cesaretiyle. Şehit kelimesini yazamadı kalemim, aramızda olmadıklarını düşünmek istemedim. Aramızda olduklarını gelecek neslinde bileceği gibi bende bildim. İlham kaynağım atalarım olunca cesaret üstün bir vasıf gibi gelmedi bana. Seyyid Onbaşı gibi gücümden fazlasını yapmak için çıktım yola.

Aşkı yazdım kalemimle.
Beşikten başlayan duyguya şekil vermek istedim kelimelerimle. Fuzuli’nin Leyla Mecnun hikayesine Leyla ve Mecnun olmak için başladım yazıya. Gülbeşeker'in Kamuran'a olan hırsını yaşadım. Nedim şarkılarında bir kez daha hayat buldum. Orhan Veli gibi anlatamamak istedim bazen. Bazen de Bakileşmek gerektiğini düşündüm. Kanım delicesine aktığı istasyonda oluşum kaleme ayrı bir dil kattı. Dokunduğu halde mürekkebim bulaşamadı bu sayfaya. Aşk her zaman olduğu gibi temiz kaldı. Dağları delen, Ferhat’ ın bileğindeki gizemiyle.
Emeğin önemini yazdım kalemimle.

Sınavları için sabahlayan, bir sınavdan diğerine koşan yoldaşlarımla birleştirdim mürekkebimi. Toprağa avuç açmış çiftçinin umutlarıyla düşledim geleceği. Bulduğu çöplerle yuva yapan güvercinin gücüne gıpta ettim. Bir evlat yetiştiren annenin şefkatine şefkat katışını seyrettim. Sabrın anahtar kelime olduğunu öğrendim. Büyük harflerle yazdım sayfama sabrımın karşılığını alacağımdan emindim.
Geleceği yazdım kalemimle.

Üçüncü istasyondan kalkışımı düşledim. En iyi azığı hazırlamış olmaktı tüm gayretim. mesleğiyle mutlu, kararlarıyla onurlu, bütün zorluklara rağmen gelecekten umutlu bir ben yazdım sayfama. Gölgesinde hayatı dinlendiren çınarı örnek aldım. Görkemli bir isim yazmış olmak lazımdı geleceğin de geleceği için. Geleceği hazırladığım istasyondan okuyacağım istasyona geçişimdeki emeklerimle olacaktı bu. Okurken yüzümdeki tatlı tebessümün tebessümünü yansıtıyor yüzüm.
Roman yazdım kalemimle.

Sayfalar çok geçmeden birleşti. Zaman geçti rüzgar gibi. Dünkü üçüncü istasyon yolcusu, bu gün üçüncü istasyon yolcusunu eğiten eğitmen oldu. Tebessümle okuduğum romanım okuttuğum azığımdı.


önceki eser / sonraki eser