Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:tenshi018
Eser sıra no:110221eser02


YAZARAK YAŞAMAK

Yazacaklarım büyük ihtimalle bir doktor, polis ya da avukat olmak isteyen birisininki kadar etkileyici olmayacak; fakat bu konuda asla bir değişiklik yapmam, yapamam. Beğenseniz de beğenmeseniz de ben buyum. Asla da yolumdan dönmeyeceğim.

Yaşıtlarım genellikle tam olarak karar vermezler ne olmak istediklerine gelecekte ama ben ne yapmak istediğimi beşinci sınıftan beri biliyorum. İnsanlara anlatınca çoğunluk gülüp geçiyor dediklerime, babam ve annem dâhil olmak üzere.

Babam hep, seninkiler hayal ama sana hedef lazım, hayal kurmak güzel ama gerçeğe dön, der. Bense onu ikna etme hevesinde değilim. Bu benim en büyük hayalim ve aynı zamanda da tek hedefim.

Ben ve ikizim İzmir’e gelince İstanbul’daki bütün arkadaşlarımızı kaybetmiştik ve çok üzgündük, bu nedenle insanlarla o kadar ilgilenmiyorduk. Eve kapanıp oyun oynardık, o zaman oyundaki grafiklere bir ilgim doğdu. Oynadığımız oyunlarda hep bir olay örgüsü vardı, bu nedenle de hayal dünyamız gelişti. Bir gün de karar verdik ve kendi kendimize birer hikâye yazmaya başladık. Beşinci sınıftan beri yazıyoruz. SBS nedeniyle ve oynadığımız bir oyun nedeniyle yazmamız seyrekleşti fakat yine de aksatmadan yazdık. Sonunda da gördük ki elimizde bitmeye yakın fakat üzerinde düzenlenme yapılması gereken birer hikâye var. Ezgi başka bir hikâye yazmaya başladı. Bense oynamayı bıraktım ve hikâyemi yeniden yazmaya başladım.

Yazdığımı bilen çok insan yoktu, bilenler ciddiye almadığı için kendime güvenim yoktu yazma konusunda. Okulda ciddiye almazdım genellikle yazmakla ilgili olan şeyleri ve kimseye yazmaya dair bir tutkum olduğumdan da bahsetmezdim. Bir gün öğretmenimiz bize tahtaya yazdığı konu hakkında bir hikâye yazmamızı istediğini söylemişti. Bilmiyorum neden ama o an kendi kendime neden ciddiye almadığımı sordum. İnsanlar beğenmezse beğenmez, benim yazdıklarım bana aitti ve ben onları sevdiğim sürece insanların ne dediği önemli değildi. Bir hikâye yazmaya başladım fakat ders sonuna yetişmedi, evde de yazdım. Sonraki gün öğretmenimiz hikâyeleri istemedi, ben de vermedim hikâyemi. Akşam evde ikizim okudu ve onun sözü üstüne sonraki gün hikâyemi verdim. Öğretmenin yüzündeki o şaşkın ifade çok hoşuma gitmişti, bana sanki “Sen hikâye mi yazdın? Ciddiye mi aldın sınıftaki hikâye yazma etkinliğini?” diyordu. Hikâyeyi okuduktan sonra bana bölümdeki herkesin hikâyeyi sevdiğini ve hikâyeyi yarışmaya yollamamız gerektiğini söyledi. Böylece insanlar arasında ciddiye alarak yazdığım ilk hikâye, hayatımda katıldığım ilk yarışmaya yollandı. Birkaç hafta sonra da öğretmenim bana o hikâyenin beni hayatımdaki ilk ödül törenine götüreceğini söyledi. Hikâye yazmak konusunda kendime güvenim arttı ve bir İngilizce öykü yazma yarışmasına katıldım. Teneffüslerde bile hikâye yazdım, bittiğinde de çok sevdim. Öğretmenimse günlerce o hikâyeden bahsetti, bu da benim kendime olan güvenimi daha da arttırdı. Hikâye yazdığımda insanların okumasına izin verdim ve onlar da hikâyelerimi beğendi. Belki de bir gün yazdığım “o hikâye”yi okutma cesaretini bulabileceğimi anladım.

Çok değer verdiğim bu hikâyem için bir şey yapmak istiyordum. Hayatta en çok hikâyemin gözlerimin önünde canlandığını görmek istiyordum. Hala istiyorum ve işte bu nedenle de grafik okuyacağım. Bilmiyorum sonunda ne olur ama yazdığım karakterlerin gerçeğe dönüşmesi ihtimalini kat trilyonda birden trilyonda bire çıkartacak ise grafik okumak; o zaman ben kesinlikle okurum grafik. Bu uğurda hayatta bir zaman en çok değer verdiğim oyunu bıraktım ve gece gündüz ders çalıştım çünkü gitmek istediğim okula burs kazanmazsam ailem yollamayacaklarını söyledi. Bursumu kazandım. Şimdi ise önümde üniversite sınavı ve Japonya’da okuyabilmem için Monbukagakusho sınavına girmem gerek. Neden Japonya mı? Çünkü en iyi grafik eğitimini orada alabilirim. Neden en iyi olmalı? Çünkü tasarladığım hikâyeye birçok şeyden daha fazla değer veriyorum. Onun mükemmel olması için ne gerekirse yaparım.

Bugüne kadar hikâyemi ikizim dışında kimse okumadı. Okuduklarında mükemmel olması gerek. Beni heyecan rüzgârına kaptırıp zaman kavramını yitirmeme neden olan o insanlar onlarda da aynı etkiyi bırakmalı. Yarattıklarımı da yine ben mükemmelleştirmeliyim, başka kimse değil. Bütün riskleri almalı ve yine de başaramazsam en iyisini denediğimi bilmeliyim. Eğer başaramazsam ne mi olur? Öyle bir ihtimal neredeyse yok. Eğer ki başaramazsam elimde yapmaktan zevk duyacağım bir meslek ve bana hayatta kalmam için gereken azmi ve umudu vermiş olan bir hikâye olur.

İlk defa bir yazımı isteyen herkes okuyabilecek, bu beni heyecanlandırsa da bunun yapılması gereken bir şey olduğunu biliyorum. İşte bizi farklı kılan da bu zaten, olduğumuz kişiyi yaşayabilmek için gereken cesarete sahip olmak; bizi yaşamak, yaşatabilmek.

Özetlemek gerekirse, Japonya’da bir grafiker olacağım, yazdıklarım dışında hayatımdaki her şey değişmiş olacak. Her ne kadar imkânsız ve korkutucu görünse de bunu yapacağım çünkü ben yazdıklarımla varım, onlarla yaşayıp onlarla öleceğim, bundan gurur duyarak.



önceki eser / sonraki eser