Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:tuti041
Eser sıra no:110225eser12


KÂM

Geçmiş, gelecek ve bugünün toplarsak zaman yapar değil mi? Belki tarih, belki hayat. Ama belki zaman ‘geçmiş’tir. Veya gelecek veya bugün. Bu tamamen senin baktığın yere bağlı. Zaten ona göre isim verirsin var olduğun ve olacağı süreye. Ama dikkat et bir de en dıştan bakanlar vardır. Onlar da isim verir. Tüm zamana bakan birisi için öncesi, sonrası ve şimdi yoktur. Yalnızca zaman.

Yine buna, zamana, verilen önemde değişir baktığın yere göre. Ama tıpkı zaman gibi, buna da en dıştan baktığında ne kadar önemli olduğunu görürsün.

Yani göreceli değildir değeri hayatın. Değişmez sana, bana, baktığın yere göre. Hep aynı önem ve isimdedir o; sen ne dersen de.

Önemli olan kavramak; bu hakikati! Sonrasında kabullenmek geliyor; yaşıyorum, önemliyim ve çalışmalıyım. Boşluğa düşer bazıları. “Neden?” diye sorar; “Neden ki çalışayım?” Ulurcasına bağırmak gerekir böylesine; “Vatan, Vatan, Vatan!” diye. Anlamayacaktır ki benim arkadaşım. Ama umutsuzluk mu olmalı özde? Değişmez mi yaşam benim ellerlimde? Nedir benim yerim; öğrenci. Bakana göre. Gören ne der buna? İçimdeki düşünce derya olup akıyorsa ona bir kara lazımdır ki o kara kalptir.

Ey dost! Bugün bilinçli adımlar atan birisi sana geleceğinden bahsederse korkma; değildir o bir falcı. O yalnızca ülküsüne kalpten bağlı bir kahramandır. Ondan vardır; yüzlerce binlerce, milyonlarca. İnançtır ki bu ben buna inanırım.

Aşktır düşündüğüm. Aşktan varım ben. Öyle ki yakıp kavurur bazılarını ateşim; ateş olur aşkım. O bir aşktır ki; Vatan yanar içimde. Geçmiş için, gelecek için, bugün için. Sağlam bir hesap şaşmaz; yürekten düşme bir kalemin yazdıkları da öyle. Biliyorum ki, bu Vatan benim ve benim gibi gençlerindir. Yürekte gençlerin.

Aşkım ben. Saf, işlenmemiş, yontulmamış değilim ama. Düşünmem beni işledi, seçtiklerim ise mükemmel bir elmas yaptı. En iyisi değilim ama bu yolda önümdeki duvarları parçalayacağım.

Kalbimle verdiğim ve üzerinde beynimle düşündüğüm kararlarım ben. Yaşadığın hayattan ve verdiğin kararlardan pişman olmak demek kendini reddetmektir bana göre. Kendine hakaret ediyorsun çünkü; ben yanlış düşündüm. Daha önemlisi sen, kendini reddeden, diyorsun ki düşüncelerim yanlış. Yanlış düşünce yoktur oysaki yanlış olan tek şey senin düşüncelerine bakış açındır. Yanlış dersin ve yanlış olur senin gözünde onlar. Oysa insan yanlış dediği şeyi yapar mı? Senin yanlış dediğin tek şey eksik ve tek taraflı fikrindir. Daha iyi tanımla o zaman yanlışlarını olsunlar, ham iken tam; ki daha sonra yemeyesin sen de hiç gam.

O zaman sormak gerekmez mi kendimize, Nasıl?, diye. Nasıl doğru düşünceye ulaşırım? Ki cevap zaten soruda gizli değil midir? Düşün. Düşün ki varasın gittiğin yere, az cefa çek yürüdüğün yolda.

Yolundan emin ol benim gibi, gideceğin yer aynıdır; Vatan. Korkulmaz zaten böyle bir yoldan. Gelecek demek zaten demek değil midir Vatan? Böylece “nereye”’yi de bulduk değil mi? Elbette Vatan, ille ki Vatan.

Rehberin kendin olsun. Vatan yolunda olan herkesin yanması lazım gerekir. “Ne” diye sorarsan rehber olarak yanına, bir kendini al birde kendi içindekini. Der zaten Yunus Emre dahi. “ Bir ben vardır benden içeri.”

İçin nedir? Boş mudur, dolu mudur ki? Dolacak mıdır? Ne ile? .Cevap arayana vermek gerekir. O düşünmenle birlikte Vatan aşkıyla dolacaktır derim ben. Budur benim cevabım. Aşka düşünmek gerekmez. O yalnızca kalpten olur. Düşünmek sana gerek; içindekini bulmak için.

Bu benim yolumdur. Düşüncelerim eksik görmediğim tam doğrularımdır. Bakarım, tartışırım elbette, zaten amacım mükemmel bir Vatan fedaisi olmaksa gelecekte acım kaçınılmazdır. Zaten, büyük acılarla olan değişimler de büyük olmazlar mı? Ben Vatanımı isterim ve onun yolunca çekeceğim hiçbir zorluk acı gelmeyecektir bana. Vurulan sopalar, sırtımı sıvazlama olacaktır bana, vücudumdaki morluklar ise gül desenleri gibi gelecektir bedenime…


önceki eser / sonraki eser