Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:tutu995
Eser sıra no:110223eser29


Başlangıca Açılan Son Kapı

‘Her veda yeni bir başlangıca açılan kapıdır’ derler ya,Öyle doğruymuş ki. Her şey bitiyor sanırken, kendimizi yepyeni bir dünyanın içinde buluyoruz bir anda.

Ben şu anda o kapının önünde duruyorum.Adım atarsam dostluklar silinecek,yaşanan tüm anılar silinecek,geçmiş silinecek...Ne zamanı geri alabilirim ne de ileri gidersem olacakları önceden görebilirim...Ama ben mutluluğun bir varış noktası değil,bir yolculuk olduğunu öğrenmemiş miydim?..Peki ya şimdi bu olanlar neden? Yine beklemiyor muyum,mutluluğun gelip beni bulmasını…

Denize benziyor sanki önümdeki kocaman bina, hangi limanlarda duracağım kim bilir,kimlerle yapacağım yolculuklarımı,kaç kere üzüleceğim,o zamanlarda hangi dalgalarda sürükleneceğim…Bilmiyorum…Ve gözlerimi kapatarak ayağımı yerden hafifçe kaldırıyorum;ileri gidiyorum…
Gözlerimi açtığımda, bir deniz kıyısında olduğumu anladım; altın renkte kumların üzerinde, denizden uzakta yüzüstü uzanıyordum. Bir yarım, bunun ne rüya ne de gerçek olduğunun farkındayken bir yanım her şeyden soyutlanmış bir biçimde burada, kumların üzerinde uzanıyordu. Yerimden doğrulup merak içinde etrafa bakındım; hemen yanımda dikilen çocuğu o an fark ettim. Elini bana doğru uzatmıştı…Daha dikkatli baktığımda onun ağabeyimin olduğunu anladım,ağabeyimin küçüklüğüydü ve işte yine en zor zamanımda yanımdaydı.Ben de kendiminkini uzattım ve elini tutup ayağa kalktım. İçimde ne yapmam gerektiğini söyleyen bir ses varmış gibiydi; o ses bana denize doğru ilerlememi söyledi.Yanımdaki çocukla denize doğru ilerlemeye başladım. Ben yaklaştıkça gökyüzü daha da kararıyor, bulutlar birbirine daha fazla yaklaşıyordu.Beklemediğim bir anda oğlan bana kırmızı bir kurdele uzattı. Kurdeleyi tutar tutmaz gözlerimin önüne bir anı gelmişti..

Daha beş yaşındaydım ve ilk kez bir sürü kişinin karşısında gösteriye çıkacaktım. O kadar heyecanlanmıştım ki kimsenin söylediği fayda etmiyordu; neredeyse gözyaşlarına boğulacaktım..
Tam o sırada, babasını yeni kaybetmiş olmasına rağmen dimdik başı ve gülümseyen yüzüyle babam yanıma yaklaşmıştı. Önümde diz çökmüş ve kırmızı bir kurdeleyi tutuşturmuştu ellerimin arasına.

"Deden en çok kırmızı kurdeleli severdi saçlarını." Yüzündeki gülümseme büyümüş ve gözlerinde yaşlar parlamaya başlamıştı. "Burada olsa seninle gurur duyardı birtanem. Hadi şimdi çık o sahneye de deden seninle gurur duysun Tuğçe.."

Babama yaş dolu gözlerle bakıp başımı dikleştirmiştim. Aynı onun gibi. Ardından babama sarılıp "Seni çok seviyorum babacığım" demiştim. Şimdilerde o kurdele takı kutumun içinde duruyor olmalı. Ona her bakışımda gösteriye çıkacağım günkü heyecanımı ve dedemin benimle gurur duymasını ne kadar çok istediğimi hatırlarım..

Sanki derin bir uykudan uyanmışçasına açtım gözlerimi ve kurdelenin artık elimde olmadığını gördüm… Bu yolun sonunun deniz olduğunu biliyor ama ‘denize doğru yürüme’ içgüdümü bastıramıyordum.Yürüdüm…Ta ki denizin hemen kenarına gelinceye kadar. Tam ayaklarım suya değmişti ki yine durduk ve bu kez bir toka uzattı bana ufak çocuk. Pembe, üzerinde minik taşlar olan bir toka..

Daha üçüncü sınıftaydım.Ceren’in başka sınıfa düşmesi hem canımı sıkmıştı hem de moralimi bozmuştu. Çünkü arkadaş bulamamaktan korkuyordum.Okulun ilk günü sınıfın kapısından içeri girer girmez sarışın, yanaklarında çilleri olan bir kız bana çarpmıştı. Gülerek ayağa kalkmış ve beni de beraberinde kaldırmıştı. Bense Ceren ile aynı sınıfta olamadığım için o kadar kızgındım ki neredeyse ağlıyordum.Sarışın kız bu halimi görmüş olmalıydı ki, hemen gülmeyi kesmiş ve bana özür dilercesine bakmıştı. "Çok affedersin. İstemeden oldu."

"Ama kolum acıyor." Kıza bakarak kolumu ovuşturmuştum.

"Özür dilerim." Cebinde bir şeyler aranmış, en sonunda pembe bir toka bulup onu uzatmıştı bana. "Bu senin olsa, ben de seninle arkadaş olsam beni affeder misin?"Halime ile böyle tanışmıştık işte... O günden sonra ,Halime,Ceren ve ben ayrılmaz üçlüye dönüşüvermiştik bir anda. Hayatımın dönüm noktalarından biri olmalıydı bu...

Hayatımın…Önümdeki denize baktım, ve geride bırakacaklarımdan sonra "hayat" diyebileceğim şeye sahip olup olamayacağımı düşündüm… 'Denize doğru yürü' dedi içimdeki ses. Bu anılarımı unutmak ve derin sulara gömülmek istiyor muydum? Ayaklarım beni yeniden suya doğru yönlendirdi, artık bileklerimde hissedebiliyordum suyu.O sırada çocuk bir resim uzattı bana...
Büyümüş hallerimizle, Ceren’in doğum gününü kutluyoruz. Hepimizin yüzüne pasta sürülmüş, ben mutlulukla gülümseyerek kameraya bakıyorum..

Ve başka bir fotoğraf; annem ve babam sekizinci sınıf mezuniyetimdeler, anneannemi kucaklamış bir biçimde kameraya poz vermişim…

Gözlerimden bir damla yaş süzüldü. Ama yine de denize doğru yürümekten alıkoyamıyordum kendimi.Her adımımda içimden bir parça alınıp gidiliyor gibiydi…Biraz daha, biraz daha ve sonra birazcık daha…Tüm bu anılarsa yaşadığım ömrün kanıtı olmalıydı; belki de sonsuzluktan ya da yok oluşlarından önce sevdiklerimi hatırlamam içindi..Su, dizlerime kadar geldiğinde yanımda yürüyen çocuğun artık olmadığını fark ettim. Ama anılar gelmeye devam etti, bu kez çok daha büyük bir hızla ve çok daha etkileyici bir biçimde..

Melis’in gülüşü, Özge’nin üzüldüğüm zamanlarda bana sarılışı, Didem,Derya,Büşra Sevdiklerim… Kahkahalarımız, paylaştıklarımız… Dertlerimizi, sorunlarımızı omuz omuza vererek çözmemiz… Birbirimize karşı hiç bitmeyen sabrımız…
Bırakmak istemiyordum tüm bunları arkada... Çırpındım, geri dönmeye çalıştım ama olmuyordu...Sona yaklaşmıştım, hissedebiliyordum…Kalmak istiyordum;Melis’le didişmek istiyordum, Didem’e sıkı sıkı sarılmak…Ama olmuyordu; ben anılarıma sarılmaya çalıştıkça bir bir hepsini unutuyormuşum gibiydi, bildiğim her şey teker teker siliniyordu..Ta ki… annem karşımda belirene dek.

Korkma diyor bana,bu bir son değil,evet belki bir şeyler bitiyor ama bu arkandakileri yüzüstü bıraktığın anlamına gelmez.Onlar da farklı denizlerde,farklı farklı yolculuklara hazırlanıyorlar..İlerde bir gün eminim ki sen bütün hayallerini gerçekleştirecek,belki bir yazar olacaksın ya da olamayacaksın.Ne olursa olsun biz yine senin yanında olacağız;şimdi olduğu gibi.Yolun açık olsun yavrum.

Ve ben huzurla,güvenle çıkıyorum şimdi o kapıdan.Biliyorum ki;gelecek her ne getirirse getirsin,bu deniz beni hangi limanlara sürüklerse sürüklesin ben ait olduğum yerde olacağım…Bir gün geriye dönüp ‘neredeyim,neyi başarmaya çalışıyorum?’ diye soracağım kendime. Ve işte o zaman attığım o ilk adımın bana kazandırdıklarını göreceğim:Yıllar geçmiş
o günün ardından,bir yazar olmuşum.Kimsenin göremediklerini gösteren,söylenmeyen sözleri söyleyen, insanların içlerindeki gizli kişileri çıkaran dışarı,onları tanımadan.Yol gösteren belki de ,kendilerine bile itiraf edemedikleri veya adlarını koyamadıkları duygularına tercüman olan…bir yazar. Her zaman ilk günkü inancımla.Ve düştüğümde tutmak üzere ailem ve arkadaşlarım olmuş altımda.Yaralarımı sarmışlar… Arada bir de o yazdığım karakterlerden biri olmuşum.Eğer bunu başarabilirsem ağladığını gözyaşları gömleğine düştüğünde fark eden kitap kahramanlarından olmak istiyorum.Çok mu zor…‘Ben her bahar aşık olmam ama,her bahar gitmek isterim.Hiç gittiğim olmadı ama olsun,istemek de güzel ‘ der Can Yücel. Biliyorum;ben de yalnızca şansımı denemeyeceğim zaten.Ya da inancıyla kendini toparlayan,asla yılmayan,umutsuzlukla boşa harcanmayan biri olacağım.Yoksulluk altın ayakkabılarımı çalacak,kahkahamı değil.Canım yanmayacak mı,kalbimin acısı ziyarete gelmeyecek mi?Gelecek tabi...Savaşacağım ama inadımdan değil,birisinin doğru olanlar için ayakta kalması gerektiğinden Asla parçalanmayacağım ve her ne olursa olsun eninde sonunda geride kalan tek şey iyilik olacak…

Öyle anlar olur ki insanın hayatında,her şeyin bambaşka olmasını sağlayacak bir an, kısacık, göz açıp kapayıncaya kadar geçen.Eğer o anı kaçırmazsan, harekete geçersen,bir anda her şey değişir.Aklının karar veremediği anda kalbin devreye girer.Derinlerden bir ses emreder sana:'Git ve yap.' Karşı çıkamazsın o sese.Ellerin, ayakların sanki başkasının kontrolünde.Hayatını değiştirecek yola çıkıverirsin. İnsan geçmişini, gölgesinde taşır!Geçmişe ait tüm yaşanmışlıklarımız, hatalarımız, günahlarımız ve sevaplarımız yürüdüğümüz her yolda attığımız her adımda bizimledir. Bazen “geride bıraktıklarımız” gibi arkamızda kalır gölgemiz bazen de tam önümüze…Ben geçmişimin önüme geçmesine izin vermedim.İnandığım yolda yürümeye devam ediyorum ve geleceğim bana geçmişim kadar yakın…



önceki eser / sonraki eser