Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:umut265
Eser sıra no:110223eser05


GELECEĞİMİN TABLOSU

Günaydın atölyem…

Bir sabah uyandığımda bu iki kelime ile selamlamak istiyorum doğan günü. Aralanmış gözlerimler kaçışını izlerken uykumun, camı tıkırdatan yağmur damlalarını, sislerin arasından bana el sallayan güneşi ve yalnızlığımı selamlıyorum ‘’yeni dünyam‘’ olan atölyemde.
Tiner kokuları geliyor burnuma, atölyemin dört bir yanını sarmış, tablomun başına geçmem gerektiğini hatırlatıyor adeta.

İşte bu tutku ile yüzüyorum tablomun o derin okyanus sularında, ruhumu arındırıyorum dünyadaki bütün pisliklerden.

Resim umuttur, resim tutkudur, aşktır, tabloya yüreğini katmaktır.
İşte bu denli güzel bir tutku ile yaptığım resmin içerisindeyim bu satırlarda.
Yeni bir dünya!

Bana ait! Özgürce hayal kurup onlara yüreğimden bir parça katabileceğim bir dünya.
Kendi kitaplarım, fırçalarım, boyalarım…
Yeni bir dünya yeni hayaller demektir, hayallerin de umuda ve inanca ihtiyacı vardır.
İşte benim gibilerin sonsuz olur inancı, hayal kurabilenlerin…

Çünkü her yitip giden hayalin ardından yenisi doğar, umudun yüceliği yükseltir o hayalleri
Ve eller... O güzel yürekteki aşkı, sevgiyi, umudu, katarak can verir fırça darbeleriyle hayallerine. Huzur dolu yumuşak fırça darbeleri…

Her hayal ayrı bir esin kaynağıdır, ayrı bir umut ve inanç. işte ben öyle bir resmin içerisindeyim’ ki hayallerim kanatlanıp uçmuşlar, özgürlüklerine kavuşup terk etmişler bendenizi. Üzülmek olmaz onların ardından, her gidenin ardından yeni bir hayal beliriyor gökyüzünde bir yıldız daha parlıyor umutlarımla…

İşte böyle bir resmin içerisindeyim ben umut dolu sevgi dolu. Özgürlük kokan bir resmin içerisindeyim! Ve umuda sevgiye ihtiyacı olan insanların ellerinden tutmak yol göstermek isterim onlara.
Renk katmak isterim karanlığın esirlerine, bir mum yakmak, öyle bir mum yakmak isterim ki karanlığı aydınlatan ufak bir kıvılcım dahi olsa, tutup çekmek isterim onları daha derine batmadan bilinmezlikte. Kim bilir belki güneşi yoktur onların, belki sönmüştür yıldızları!
İşte ben onların güneşi olmak isterim.
Onların batmayan güneşi!
Adaletsizlikler içerisinde kirlenmiş bu dünyada umut olmak istiyorum, yeni umutlar yetiştirmek…

İnsanlığı! Vicdan duygusunu yok etmiş olan dünyamızın, güçlü ve yürekli insanlara umutsuzca ihtiyacı var. Öyle bir durum aldı ki halimiz, özellikle biz gençlerin hali!
Okullar okul olmaktan çıktı, dershaneler ‘’Yarış atı’’ sistemi ile sürdürdükleri eğitimlerinde başarılı roller sergilediklerini sanır iken, hayal kurmayı unutturdular biz gençlere, umut etmeyi! İstemediğimiz mesleklere psikolojik olarak şartlandırıldık yeri geldi,
Hangi mesleği istediğini bilmeyen kişiye bu konuda yardımcı olmak yerine ona ÖSS kazandırmışsın ne fayda?

Ders çalışmak zorunda bırakılan kişiler ileride gününü evi ve işi arasında geçiren klasik yıpranmış hayat metotlarına ayak uydurmak zorunda kalan, psikolojik çöküntüye uğramış bireylerden olmayacaklar mı?
Anti sosyal bir yaşam, yanlış evlilikler, zorunlu gidilen bir iş! Ardından romatizma, şeker, tansiyon ve beyazlayan saçlar. Fazla para kazandıran meslekler‘’iyi meslek’’ oldular!
Ve ben ‘’sanatçı olacağım’’dediğim de tabiri caiz ise ‘’Senden hiçbir şey olmaz‘’düşüncesi belirir oldu insanlarımızın akıllarında.

İşte geleceğim için öyle bir tablo çizdim ki bu zihniyetin kalkması için kendi benliğimi, insanlığımı ve vicdanımı kaybetmeden özgür, özgün bir sanatçıya can verdim umutlarımla o tabloda.Yüreğimi verdim…Ve yaşamı ne kadar değerli kılarsak, ne kadar hayal kurup umut serpersek birazda üstüne, o kadar parlak doğar bizim için güneş. Bir söz vardır‘’Ne istediğini bilen bir kişiye karşı dünya bir yana çekilir!’’ ardından Atilla İlhan’ın şu satırları gelir akıllara

‘’…
Olur mu gecemi yeşile çalmak
yıldız çivilemek parmak uçlarıma
ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak
hiç doğmamayı isterdim ama
bir kere doğmuşum ölmek yasak!‘’



önceki eser / sonraki eser