Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:virtüöz339
Eser sıra no:110223eser06


BİR NEFESLİK MOLA

Uzun zamandır kendim için bir şey yapmadım. Yoğun dersler, bitmek bilmeyen yazılılar arasında bir koşturmacadır sürüp gidiyor yaşam. Hep yarınlar için çalışmak var ya bugünden gitarım, kemanım yanı başımda, düşlerini kurduğum piyanonun tuşlarında ellerim, hayallerime dokunabilmek için matematik, fizik, kimya; hayranı olduğum biyoloji kitaplarının arasında çalışıyorum… Çalışıyorum. Uzaktan hayran olunacak mükemmel bir tablo gibi görünürüm. Üzerime aldığım bütün sorumlulukları sorunsuz yerine getirebilirim. Taşıyabildiklerim kadar taşıyamadıklarımla birlikte.

Şimdi çalışmalara bir nefeslik mola zamanı… Takdir, teşekkür; onur belgeleri raflardaki yerini aldı. Takdire şayan olmadığı için nasır tutan eller arada bir tozunu almak yeterli. Yıllarla biriken belgelerimden bir kitabım basılsa bilmem okuyan olur mu merak edilesi dünyamda? Asansörlü, lüks bir daire olamayacağı için kitabın kapağı dikkati çekmez sanırım. Satılamayan kitaplar reyting almadığı için yayınevi diziyi sonlandırır. Ya mutlu bir son ya da hazin bir veda… Bu kadar basit işte kapansın perde açılsın yeni sayfalar. Yeni oyuncularla yola devam.

Belki de yanılıyorum. Yüreğinde çiçekler açan, sevgiler büyüten, çayır, çimen, kırlarda koşan, kuşlardan müsade isteyip ağaçların dallarına dokunan, karıncaların elinden tutup uğur böcekleriyle şarkılar söyleyen kır çiçeklerim; unuttuğum dostlarım. İşte onlar kitabın kapağına değil içindeki sevgiye, barışa, kardeşliğe el uzatırlar. Bilirler ki her satırı alın teri ile kazanılmış buram buram emek kokan kitabımda büyüyen ağaçlar kardeşlik ormanı olur maviliklerde. Kardeşlik ormanı, insanları hiçbir şekilde ayırt etmez, sadece insan olduğu; emek olduğu için değer verir. Emeğin değersiz olduğu yaşamlarda karanlık perdeler asılıdır, zordur nefes alıp vermek. Umut; yaşamımızı güzelleştiren o en güzel duygu kaybolup gitmiştir. Oysa karanlık perdelere güneş toplamak; ayakta kalmak için hep umuda ihtiyacımız yok mudur?

Benim umutlarım benim gibidir, güneş toplar yarınlara üşümez gecekondulara kar yağdığında. Saklanmaz şemsiyesinin altına. Odun, kömür, ayakkabı; potin olmak için alın teri döker. Bir tutam sevgi olur Perşembe Pazarından aldığı ayıcığını çoktan rafa kaldırıp boyayalım abi abla sesleriyle ekmek peşinde koşan kır çiçeklerine. Çocuk düşlerine dokunabilmek için kâğıt mendillerin arasında yedi renkli kuyruğu olan uçurtmasını arayan sevgilere.

Umutlarım yorgan olamadığı zaman evsiz çiçeklere söz dinlemez gençliğim, dışarda kar üşür, gökte yıldız üşür, çoktan sönmüş sobamın başında ben üşümem gençliğim üşür; yüreğim üşür. Bin kat daha artar sorumluluklarım. Ne onur belgesi ne madalya istemem, maviye boyanmış gökyüzü olsun yeter.

Okumak isterim bütün evreni. İşte o zaman cevaplarını alamadığım soruları kendime sorarım. Simit tablası başımda dolaşırım. Pamuk tarlalarında ter dökerim pamuk bulutların üstüne. Boya sandığının başında fırça sallarken boyalar sürülür ekmeğime, hele emek kokan ekmeğimi kardeşimle bölüştüğümde tadına doyum olmaz, delikanlılık düşlerime usuldan bahar gelir, yüreğimden binlerce güvercinler uçar maviliklere. Nasırlaşmış ellerimle sevgiye, barışa dokunurum; doyasıya koklarım. Birden ay ışığı yükselir. İnsanı en güzel gösteren ışık… Sıcak bir dost eli “Kitaplarım.” Fısıldar kulağıma. Hayal etme ve hayallerimi gerçek kılma gücü verir bana. Yaşam mücadelemin farklı kulvarlarda süreceği yollarda ilerlerken asla kendim olmaktan vazgeçmemem gerektiğini hatırlatır.

Büyük bir içtenlikle söyleyebilirim ki ne yaşamımı anlamlı kılan kitaplarımdan vazgeçebilirim ne de kendim olmaktan. Onlar, benim kendime güvenerek adım atmamı sağlayan gerçek dostlarım. Bazen dostlarımla aynı düşünür, bazen onlardan ayrı düşebilirim. Her sese kulak verip, her düşünceye saygı duyarım. Gene de yürüyeceğim yol kendi yolum; sevgi yolu, barış ve kardeşlik yoludur. Seçtiğim bu yolda bana emek veren yıldız çiçeklerine binlerce teşekkürler ediyorum. Onlarla beraber hayat çok daha güzel ve anlamlı…

Bir ağaç büyüyor kardeşlik ormanında kökleri toprağına sımsıkı bağlı, dalları yapraklara yaprakları bahara sevdalı. Anadolu’nun bozkırına, yaylasına, kokusuna sevdalı… Hem de insanına öyle bir sevdalı ki istemez çiçeğini yaban eller incitsin, yüreğini acıtsın.
Bir ağaç ki gece okur, gündüz okur. Karanlıklara şafak söksün aynı gökyüzünün altında eşit paylaşımlar kazanılsın diye okur. Sorgulayan, farkında olan çiçeklere; yarınlara verecek cevabım olsun diye okur. İnsan haklarını özgürce kutlamak için; kendisini ülkesine ve dünyaya sorumlu hissettiği için okur. Okudukça ayrı düştüğü seslere kulak verip farklı düşüncelerden en doğruyu bulur. Tabiki sadece bir ağacın okuması kardeşlik ormanlarının dünyayı sarmasına yetmez. Hep birlikte okuyalım ki barış şarkıları sarsın yemyeşil ormanları, yaşamımız daha anlamlı, daha kendinden emin ve daha özgür yürüsün yarınlara. Düşünen, üreten, sorgulayan; çözüm bulan bireyler olduğumuzda eşit yaşamlara kavuşabileceğimize ve gelecek kaygımızın azalacağına olan inancımı hep canlı tutuyorum. Eşit yaşamlar için fındık tarlalarında ter dökmem gerekiyorsa çoktan ayağıma kara lastiklerimi giyindim. Kara lastiklerim, aydınlık için yol alıyor ve her geçen gün hedefime bir adım daha yaklaşıyorum. Yüreğimde büyüttüğüm sevgiler bana mücadele etme gücü veriyor. Yılmadan, yorulmadan eşit ve onurlu yaşamlar için yürüyorum.


Önüme çıkacak engellerle mücadele edecek gücü kendimde buluyorum. Yüreğimde bir çift mavi göz vatan, millet sevgisi için küt küt atıyor. Altın saçları dalgalanıyor Karadeniz’in mavi sularında. Özgürlük rüzgârları yayılıyor Samsun’dan bütün dünyaya. Barış oluyor toprağa ekilen bütün tohumların adı. Özgürlük sevdalısı mavi gözler yanı başımda; elleri ellerimde, gözleri gözlerimde, yüreği yüreğimde çarpıyor. Güneş alabildiğince özgür uzatıyor mısır püskülü saçlarını ve tuvalime son fırçayı atıyorum. En güzel bestem tamamlandı. Piyanomun tuşlarından yayılıyor bütün evrene; “ Barış, sevgi olsun dünyanın adı.”

Şimdi yuvadan uçmaya hazırlanıyorum. Başka yaşamlarda aynı kalmak, barışa; aydınlığa yürümek için emek, özveri dolu yollar beni bekliyor. Takdir, onur, teşekkür belgelerimi buzun üstünde yalınayak yürüyüp okuluna gitmekten asla vazgeçmeyen çiçeklerin boynuna taktım. Sayısız madalyalarımı kabul ederlerse kızgın güneşin altında tarlada, bozkırda çalışan nasır tutmuş ellere vermek istiyorum. Emeğim, alın terim yanı başımda beni oralarda bulabilirsiniz. Bir de sevgi ve umut olan her yerde, gitarımın tellerinde, kemanın o büyüleyici sesinde, yaşamın ta kendisi olan tiyatro sahnesinde ya da çocuk yüreklerde yıldızlara şarkı söylerken görmeniz mümkün.

Yaşamın vazgeçilmezleri içinde işimize, okulumuza, emeğimize koşarken hepimiz için bir nefeslik mola istiyorum. Unutamadıklarımızı anımsamak için yeterli olmasa da “Büyür bedenime sığmaz.”

“ Su dinlerim gök anlarım,
Alevi tenime sığmaz.
Teni canla bütünlerim,
Büyür bedenime sığmaz.

Demiri tavında dövmeli,
Emekten ürünü sağlamalı,
Yarını bugünden giymeli,
Yarı yolda durmak olmaz.”

ATTİLÂ İLHAN



önceki eser / sonraki eser