Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:yosun429
Eser sıra no:110223eser31


ÇOCUKCA YÜREĞİM

Küçücüktüm ben zayıf, kırılgan, narin, utangaç, çekingen biraz da cahil belki. Zaman sonsuz ufuk çizgisi etrafında auro'nun güzeliğinde akıp gidiyordu. hayaller de vardı, çocukça, masumca, güzel hayaller, hedefler sonra amaçlar ve düşünceler; Niye var olduğum, ne yapacağım, ne yapmam gerektiği, ve benim ne yapmak istediğim ?

Geçiyordu zaman, izler bırakıyor geçtiği yerde, güçlendiriyor insanı o izler, büyüyor insan bu izlerle hala çocukça olsa da yüreği. Ağır geliyor bazen bu izler küçücük omuzlarda taşınamayacak kadar ağır ama bazen öyle küçük öyle ufak izler kalıyor ki ruhta; her hatırlandığında umut veren kahkahalarla güldüren izler... Zamanın izleri bunlar. Yaşamayı öğretiyor insana, nerede, nasıl davranması gerektiği hakında kılavuzluk yapan izler, olgunlaştırıyor belki de insanı bu izler ders veriyor belki, belkide hedeflerini hayallerini değiştiriyor ya da hedeflerine hayallerine ulaşacağı merdivenli yoldaki basamak oluyor. büyüyordum artık ben, taşımam gereken, sorumluluklar, almam gereken kararlar artıyordu. Hayallerim gerçekçi olmaya başlıyordu, yoktu artık hayallerimde uyuyan güzel olmak, pamuk prenses olmak, bunların yerini kariyer ve eğitim planları almıştı. Gelecekle ilgili kaygılar başlamıştı. Seçenekler çoğalıyordu fakat tercih yapmak zorlaşıyordu, neyin daha iyi daha güzel olacağını seçmek zordu, ayrıca hayat her zaman bizim planlarımıza uymuyordu, hatta çoğu zaman bizim dışımızda gerçekleşiyordu her şey, zordu bu maratona ayak uydurmak fakat imkansız da değildi. Büyümüştüm artık ben yerine oturmuş bir karakterim, yaşadıklarından ders alan, hayatın farkında olan, yapılması gerekenleri ve yapmak istediklerini bilen biri vardı artık. Zayıflığını yansıtmayan, hep güçlü durmaya çalışan,yaşamın bir ucundan tutunmayı başarmış, arkadaş edinmiş, dost sahibi olmuş biri vardı artık. Her ne kadar çocukca olsa da yüreği.

Devam eti zaman izler bırakmaya akıp gitmeye, akıtğı yerde poyrazlar esmeye başladı sonra ufak kıvılcımlar, kan dolaşımım hızlanıyor, kemiklerim ısınıyor, derimin esmerimsi dokusu kırmızılaşıyordu, Kime baksam 'o' Attila'nın ''kimi sevsem o'' demesi, Can YÜCEL'in ''Su''yu, Ahmet Muhip DRANAS'ın ''Fahriye Abla''sı, Orhan Veli KANIK'ın okul defterine, sıraya, ağaçlara, kumlara, karlara adını yazarım dediğiydi o, yol arkadaşımdı o benim. Attila'nın dediği gibi onunla yol arkadaşımla bu şehir o İstanbul mudur ? ''Sisler bulvarı''nda gezer gibiyim, sudan bereketen kaçıyorum ''yağmur kaçağı'' gibiyim bir ''duvar''a çarpmaktan ve bunca güzel şeyden sonra ''elde hüzün'' kalmasından korkuyorum ...

Hala ileriyorduk hayatın birleşimi olan zamanda belirgin oldu düşünceler ve kesinleşti kararlar yolu yarılamıştık, çok ekiden veya eskiden diye başlıyordu cümleler ve bizim zamanımızda diye devam ediyordu. Hayaller gerçek olmuştu artık planlarda öyle, istediğim sevdiğim işi yapıyordum, rüzgarın savurduğu bir ağaç yaprağı gibiydim, oradan oraya gidiyor istesem de istemesm de her yerden bir şeyler kapıp kendimi geliştiriyordum. Sonunda mutlu olucağımı bildiğim şeyler peşinde koşuyordum, kendimi iyi tanıyorum ve kendimi dinleyebiliyorum bu nedenle bir işe başlarken hangi durumlarla karşılaşacağımı tahmin ediyor ve emin adımlarla ilerlemeye devam ediyordum. Çocukluk hayallerimi anlatıp eskiye onlarla birlikte döneceğim çocuklar olmuştu. Zamanın izlerine karşı kahkahalar atan ''vay be! demek böyle yapmışım gençlik işte!'' dediğim günler başlamıştı, tek de değildim çevrem kalabalıklaşmıştı, yanlızlığı sevmeme rahmen bu kalabalıktan şikayetci değildim, farklı bir umut, farklı mutluluk ve farklı bir sevgi olmuştu, yolu yarılamştım artık.

Devam etti akmaya zaman aktıkça izler bırakmaya, kimine göre yaşanmaya değer izler kimine göre değil. Artık kimse çocuk, genç ya da hanımefendi demiyordu. Bunların yerini nine, anaanne,babaanne, teyze, gibi sözcükler almıştı. Ölüm korkusu denen şey başlamış olsa gerek ki hiç aklımdan çıkmıyor sonra o, yol arkadaşım onu kaybetmek nasıl bir duygu olurdu ki ? Korkuyordum, oysa korkmak çocuklara özgü değil midir? Şaşırıyordum da bazen olanlar karşısında ama zamanın şartlarıydı bütün bunlar. Sertleşmişti belki görünüşüm ama hala çocukça yüreğim ...


önceki eser / sonraki eser