Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:zaman321
Eser sıra no:110219eser01


TUVAL

Hayaller kuruyorum kimisi küçücük kimisi kocaman dünyayı dolduruyor, hangisi elimden tutar bırakmaz beni bilemiyorum. Geceleri karanlıktan korkmamak için çekiyorum üzerime hayal dünyamı ısıtıyor beni, kâbuslarımdan koruyor. Ve birden saat çalıyor yeni bir güne başlıyorum daha ciddi daha sıkıcı. Her bir gün yavaş geçiyor sanıyorum hep genç kalacağım hiç yaşlanmayacağım diye geçiriyorum içimden ama yaşlandım bile daha dün bebektim.

Bugün giydiğim ayakkabılarım gün geçtikçe yükselecek gün geçtikçe zarifleşecek bir topuklu ayakkabıya dönüşecek sayısız renk sayısız şekle girecek ve ben büyüyeceğim. Kimi zaman takılıp düşeceğim ya da ayakkabımın topukları kırılacak ama kendime bir sözüm var kalkıp yürümeye devam edeceğim. Hayat bitiyor hayat akıp geçiyor yanı başımdaki hayatların bittiğine tanık oluyorum işte o zaman daha sıkı tutunuyorum hayatıma, benim o küçük tuvalime. Önünde bir çocuk resim yapmayı yeni öğrenmiş renklerle dolduruyor beyazlığın üstünü. Her bir gün yeni şeyler çiziktiriyor, her bir gün yeni şeyler öğreniyor o çocuk. Hayatını ellerine alıyor ve hayal kuruyor, ben hayal kuruyorum. Yaşamadan yaşatmaya çalışıyorum kendimi sihirli ellerimle. Gözlerim, geleceğini izliyor sanki. Zihnim döküveriyor hayallerini ve parmaklarım şekillendiriyor onları.

Küçücük bir evim var içinde kocaman ezgilerin notaların geçtiği, içini ay ışığının doldurduğu. Denizsiz yaşayamam mehtabı içiyorum, burnum tuzdan yanıyor aldırmıyorum. Deniz, aşığı olduğum sessiz karanlık seni bırakamıyorum. Deniz yükseliyor kimse bilmiyor ben ağlıyorum. Bir gün kendimi kaldırımlarla konuşurken buluyorum, küçük bir yengeci oturtmuşum dizime derdimi anlatıyorum. Ay’ı arıyorum solgun gecede, papatya kokularıyla sarhoş oluyoruz, kadehimde bir demet beyaz çiçek. Fallara inanıyorum, hem de çok. O güzel papatyaların beyazlığını kopartıyorum tek tek ‘onu bulacağım’ , ’onu bulamayacağım’ o kim bilmiyorum, oturmuşum bekliyorum ama bilmiyorum. Bir amaç uğruna doğar her insan buna inanıyorum, kolumuza çarpıp geçen bir çocuğunun gözlerinin karanlığındadır o amaç, bir gün aydınlanmayı bekler. İtiraf ediyorum benim en büyük korkum gözlerim kap kara ölmek. Bundan öylesine korkuyorum ki ondan kaçarken bir ışıltıyla karşılaşıyorum denizin tam üstünde muhteşem bir şey. Görür görmez anlıyorum ve gözlerim aydınlanıveriyor. Deniz, hayranı olduğum güzellik bana benzersiz bir ruh ve huzur veriyor. Hayat sevince güzel geçmişteki bütün gözyaşlarına teşekkür ediyorum beni buraya getirdiler. Üzüntülerim sevinçlerim oluyor ben tamamlanıyorum ve dünya uçuveriyor gözümün önünden, ben tek bir yere bakıyorum âşık oluyorum. Bir şehir dolduruyor içimizi, şarkılarımız eşliğinde dans ediyor İstanbul boğazı.

Birden tekrar alçalmaya başlıyor ayakkabılarım, gözlerim iki camın arkasında esir, bir elimde kâğıt dizisi diğerinde huzur veren sessizlik sevgi denen güzellik. Dünya küçülmeye başlıyor yavaş yavaş ama bir yandan da büyüyor hiç olmadığı kadar. Parmaklarım dans ediyor adeta kâğıdın üzerinde. Hayat, bu zor olan hayat şekilleniyor kelimelerin sihrinde, harflerin renginde. Ben çiçekleri, güneşi, rüzgârı anlatıyorum, gözlerimi açıyorum kapatıyorum yazıyorum yazmayı seviyorum, aşkla aşkımla dolduruyorum içini. Farklı hissediyorum kendimi sanki bir uzaylı gibi insanlığın ortasında değişik biri. Harfler konuşuyor benimle ben sunuyorum onları evrene. Ve sonra katlıyorum bütün o kâğıtları oyuncak uçak yapıyorum bırakıyorum rüzgâra doğru hiç durmadan uçuyor, insanlığın üzerinden geçiyor, sonsuzluğa uzanıyor. En sonunda hayalim gerçekleşiyor; hayallerim sonsuzlaşıyor.

Günden güne yıpranan ellerimi seyrediyorum kâğıdın üzerinde, aynaya en son ne zaman bakmıştım bilmiyorum ayna arıyorum gizlice, gözlerime bakıyorum aynılar ama sadece onlar aynı kalmışlar. Aynanın kenarına bir resim iliştirmişim gencecik bir kız bana bakıyor, ben ona bakıyorum aynı gözler bakışıyoruz uzun süre. Evimin merdivenleri, saatin çalışı, kuşumun kanat çırpışı yaşlanmışız hep beraber. Yaşlanmışız ama ihtiyarlamamışız vücudumuz bizi geri çekmeye çalışırken ruhumuz hep aynı kalmış, hatıralar hiç unutulmamış. Eski arkadaşları görüyorum arada bir kimi otuz yıllık kimi liseden beri. Hala konuşuyoruz o eski günleri. Öyle komik ki hep aynı şeyleri anlatıyoruz ama ayrı bir heyecanla dinliyoruz her seferinde. Şimdi bile hatırlıyorum o kulak tırmalayan okul zillerini. Eski günler ne güzeldi, onların güzelliğinin yansıması şimdimde gizli. O zor sınavlar sizlere teşekkürler rahatça yaşlanabiliyorum bugün. Her şeyi yaptım hayatımda bütün isteklerimi; Denizin karanlığına daldım kimi zaman, kimi zaman paraşütle atladım boşluğa ve yılların geçmesini izledim, bazen de hiç bir şey yapmadan oturdum akşama kadar. Şimdi ise bir köşede ölümü bekliyorum heyecanla ve korkuyla. Bir sabah ben geldim diyor uykumda, bedenim soğuyor bir anda bir tek elim sıcak kalıyor sevdiğim adamın sıcaklığıyla. Ama o da soğuyor bir süre sonra iki soğuk beden kalıveriyor yan yana ve iki ışıltı yükseliyor bulutlara. İkimizde koruyor sevgimiz özlem duymayacağız birbirimize, zaten beraberiz. Aslında bir kişi toprak oluyor o sabah bir bedende iki can. Ve tuval tamamlanıyor o çocuk hala aynı hiç büyümedi ama mükemmel bir ressam oldu, resmini çerçeveledi duvara astı ve uykuya daldı.



önceki eser / sonraki eser