Konusu
: " Kendiniz, yakın ve uzak gelecekteki yaşamınız hakkında ne düşünüyorsunuz ? "


Yazar rumuzu:zeycani188
Eser sıra no:110223eser13


UMUDUMUZ GELECEK

Gelecek…Kimi insanların umutlarını,hayallerini taşıdığı kimi insanların düşünmekten korktuğu bir kavramdır gelecek...Gelecekle ilgili hiçbir şeyden emin değilizdir,belki de bazen bu yüzden korkarız adını ilk duyduğumuzda.Bazen de içine umutlarımızı saklamışızdır, bu yüzden bir heves geleceği bekler dururuz.En güzeli de budur zaten umutla hevesle şüphe duymadan geleceği beklemek…Ne yazık ki bu o kadar da mümkün değildir,yaşadığımız şu şartlarda.

İnsanların hayatlarındaki en büyük umududur gelecek.Geçmişte problem yaşamış olanlar bu problemleri gelecekle birlikte çözmeyi hayal ederler.Maddi durumu yetersiz olanlar gelecekle birlikte zengin olmayı hedeflerler.Her şeyi olupta mutluluğu eksik olanlar mutluluğu arar gelecekte.Bazıları sevdiğini arar,bazıları yitirdiklerini…Şu ana kadar yapamadığı ulaşamadığı her şeyi gelecekte arar olmuştur insan.Kimi zaman umutla,kimi zaman olmayacağını bile bile sırf hayal kurmak güzel diye…Lakin hayal kurupta bunu kuru kuruya ortaya bırakmak olmaz. “Ben gelecekte güzel bir dünya istiyorum” deyipte yere tüküren insanlar vardır dünyada. “Küresel ısınma var,dünyada susuzluk olacak” diye bas bas bağırıp lambayı boş yere yakanlar ve daha nicelercesi…Belki de en büyük sorunu budur insanoğlunun sözleri ve davranışlarının çelişmesi… Tüm bunların ardından insanın geleceğinden endişelenmemesi de elde değildir.

Ben geleceğe dair şüphelerimi ve hayallerimi bir arada tutmaya çalışan biriyim.Herkes gibi ben de gelecekte iyi bir iş iyi bir hayat hayal edenlerdenim.Ama insan çevresine bakıp uzun uzun düşünmeye kalkarsa şüpheleneceği o kadar durum ortaya çıkıyor ki...Bu yaşa kadar yaşadım arkama baktığımda ne görebiliyorum?Elle tutulur birkaç maceradan başka hiçbir şey…Kendimi daha az önce doğdum diye tatmin ediyorum bazen.Peki bu durum ölüm döşeğindeyken de değişecek mi acaba?İşte bende ölüm döşeğindeyken arkama baktığımda hiçbir şey görememekten korkuyorum.Hayatı tam yaşayamamaktan,tüm lezzetleri tadamamaktan,değişik yerlerde değişik insanlar görememekten yada tüm arkadaşlarım yanımdayken bir anda yalnız kalmaktan korkuyorum. Geleceğimi düşünüyorum bazen şüpheleniyorum… Teknoloji o kadar gelişti ki,insanoğlu çevreyi o kadar çok kirletti ki belki de uzun vadede dünyanın kaynaklarının tükenmesinden şüphe duyuyorum.Arabalar uçaklar gemiler trenler fabrikalar ve tüm bunlara harcanan yakıtlar.Dünya bunlara ne kadar dayanacak,daha ne kadar sabredecek tüm bu olanlara.Daha ne kaldı insanoğlun tüketmediği.Tüm bunlardan sonra Üsküdar sahilinde dolaşırken o güzel hava kokusunun yerini mazot kokusu almasından korkuyorum,ben şuan hayal kurabiliyorum umutlarımı hala canlı tutmaya çalışıyorum ama bir sonraki neslin hayal kuramayacak kadar aciz olmasından korkuyorum.

Gelecekte belki işe geç kalmayacağım saniyeler içinde kilometrelerce yol kat edebileceğim, hiç yorulmayacağım bütün işleri robotlara yaptıracağım, belki de bir gökdelenin sekiz yüz altmış ikinci katında oturacağım. Teknolojinin geliştiği, saniyeler içinde dünyanın bir ucundan bir ucuna gidilebileceği, her şeyin internet üzerinden takip edilebileceği, canı sıkılanın uzaya gidip geleceği bir dünya olacak belki. İlk bakışta kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Ne var ki insanı insan yapan değerleri de unutmamak gerekir. Her şeyin internet üzerinden yapılması, otobüste yanınızdaki kişiyle uzun uzun konuşmak yerine saniyeler içinde yer değiştirmek insanı dünyadan soyutlaştırır. Dünyadan soyutlanmış bir insan da manevi duygularını tümüyle kaybeder. Manevi duygularını yitiren bir kişi ise sevgi merhamet, hoşgörü, saygı ve sevgiden mahrumdur. Bu manevi duygularında dünyada barışı sağlamak, karşılıklı güven ortamı oluşturmak, düzeni sağlamak gibi olaylar üzerindeki ehemmiyeti büyüktür. Yıllar geçtikçe insanların birbirine olan bağlarının azalması, savaşların artması kavgaların daha bir sık yaşanır olması, hırsızlığın artması, yardımlaşmanın azalması bu gibi duyguların eksikliğinden doğan bir durumdur.Evet,bir on yıl bir yirmi otuz yıl sonrasını düşününce insan teknolojinin çok ilerleyeceğini,yaşamın rahatlayacağını,insan ömrünün uzayacağını düşünür, sevinir.Şunu da gözden kaçırmamak gerekir ki bu gibi olayların yanında insanoğlunu bekleyen büyük tehlikelerde vardır o umutla beklediğimiz gelecekte…

Yarınlar hep güzel olacak denir.
Oysa bugünler, dünün yarınları değil midir?
İnsanoğlunun küçüklükten beri beynine sokulan bir kavramdır bu; “Yarınlarda bizi çok güzel şeyler bekliyor” “Teknoloji gelişecek,uçan arabalar çıkacak” “Gelecekte bütün işlerimizi robotlara yaptıracağız” Oysa getirilen birçok rahatlık,hayatımızdan çoğu maneviyatı alıp götürecektir.Gelecekte ne olacağın anlaşılmasının en kısa yoluysa;beklemektir…



önceki eser / sonraki eser